|
Kökeni Hindistan'a dayanan bir değişik çeşidi olan Bakla Falı ,
Avrupa'ya çingeneler kanalıyla yayılmıştır.
Bakla falı çeşitli boyutlardaki bakla, fasulye vb. hububat
türlerinin kurutulmuşları ve küçük, değişik ebatlarda renkli
taşlarla bakılan, kökü çok eskilere dayanan bir faldır. Genellikle
çingene kadınlarının baktıkları bakla falı, yaygınlık bakımından çok
bilinen bir fal türü olma özelliğini de taşır.
Fala bakmak için yer, zaman, ortam önemli değildir. Her an her yerde
bakılabilir ve çok fazla bir kuralı da yoktur.
Falın bakılacağı malzemeye dokunmak ve ardından da niyet tutmak ilk
şartıdır. Fal malzemesine dokunan, falı bakılacak kişinin ruhsal
enerjisi, parmaklardan ve avuçlardan bakla tanelerine geçer. Bu hal
fal taneleri üzerinde manyetik bir alan oluşturur.
Falcı bu bakla tanelerini hafifçe atarak onların yere saçılmalarını
sağlar. Bu saçılma esnasında taneler, alanın titreşim sınırları
dahilinde bilgi simgelerine göre bir diziliş yaparlar. Bundan
sonrası falcının tele kinetik gücüne dayanmaktadır. O sırada da
etkin bir durumda olan bu güç, şahıs, tutulan niyet ya da niyetteki
olay ve şahıs’lar adına ruhsal alemle bağlantıya geçerek, simgelerle
baktıran kişinin zihni arasında telepatik bağlantıyı sağlayarak falı
yorumlar. İşte bu esnada fal bakan kişinin yanlış kanala girmesi ile
yorumlamada yanlış bilgi vermesi baktıran kişiye yanlış bilgi
aktarılmasına sebep olabilir.
Bakla falı çingeneler tarafından çok fazla ayağa düşürülmesi
neticesinde de rasyonalistlerin dediği gibi basit bir iki tanenin
insan yaşamını nasıl etkileyebileceği şüphesi, onu pek fazla itibar
edilmeyen bir fal sınıfına sokmuştur. Yine de insanlar ara sıra
eğlence olsun diye, bazen de zaman doldurmak açısından sıkça bakla
falı baktırırlar. |