| |
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
• Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların
anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr
etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve
Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: "Biz, yalnızca bir
fitneyiz, sakın inkâr etme" demedikçe hiç kimseye (bir şey)
öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi
öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye
zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar
sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın,
ahiretten hiç bir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini
karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. (BAKARA SURESİ
/ 102)
• Allah şöyle diyecek: "Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan
nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte
iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı,
hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğrettim. İznimle çamurdan kuş
biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun da (yine) iznimle ona
üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı
iznimle iyileştiriyordun, (yine) benim iznimle ölüleri (hayata)
çıkarıyordun. İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde onlardan
inkâra sapanlar, "Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir" demişlerdi (de)
İsrailoğullarını senden geri püskürtmüştüm." (MAİDE SURESİ / 110)
• Biz Kitabı üzerine yazılı bir kağıtta göndersek ve onlar elleriyle
dokunsalar bile, inkâr edenler, tartışmasız: "Bu apaçık bir büyüden
başkası değildir" derler. (EN'AM SURESİ / 7)
• Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin
bir büyücüdür."; (A'RAF SURESİ / 109)
• (Musa:) "Siz atın" dedi. (Asalarını) atıverince, insanların
gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve (ortaya)
büyük bir sihir getirmiş oldular. (A'RAF SURESİ / 116)
• İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak
kendileri için Rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde
ver" diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler:
"Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" dediler. (YUNUS SURESİ / 2)
• Musa: "Size hak geldiğinde (böyle) mi söylersiniz? Bu bir büyü
müdür? Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler" dedi. (YUNUS SURESİ / 77)
• Firavun: "Bana bütün bilgin büyücüleri getirin" dedi. (YUNUS
SURESİ / 79)
• Onlar atınca, Musa dedi ki: "Sizlerin (ortaya) getirdiğiniz
büyüdür. Doğrusu Allah onu geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah,
bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez." (YUNUS SURESİ / 81)
• O'nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi
olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur.
Andolsun onlara: "Gerçekten siz, ölümden sonra yine
diriltileceksiniz" dersen, inkâr edenler mutlaka: "Bu, açıkça bir
büyüden başkası değildir" derler. (HUD SURESİ / 7)
• Mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir
topluluğuz" diyeceklerdir. (HİCR SURESİ / 15)
• Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli
konuşmalarında da o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan
başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz. (İSRA SURESİ /
47)
• Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz ayet (mucize) vermiştik; işte
İsrailoğullarına sor; onlara geldiği zaman Firavun ona: "Gerçekten
ben seni büyülenmiş sanıyorum" demişti. (İSRA SURESİ / 101)
• Dedi ki: "Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp çıkarmaya
mı gelmiş bulunuyorsun?" (TAHA SURESİ / 57)
• "Madem böyle, biz de sana buna benzer bir sihirle geleceğiz; şimdi
sen, bir 'buluşma zamanı ve yeri' tesbit et, bizim de, senin de
karşı olamayacağımız açık, geniş bir yer olsun" dedi. (TAHA SURESİ /
58)
• Dediler ki: "Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle
yurdunuzdan sürüp-çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu
(dininizi) yok etmek istemektedirler." (TAHA SURESİ / 63)
• Dedi ki: "Hayır, siz atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden
dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş
gibi göründü. (TAHA SURESİ / 66)
• "Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü
onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye
varsa kurtulamaz." (TAHA SURESİ / 69)
• Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın
Rabbine iman ettik" dediler. (TAHA SURESİ / 70)
• "Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir
dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak-sürüklediğin (suçumuzu)
bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir." (TAHA SURESİ
/ 73)
• "Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden)
yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?" Zulmedenler
dedi ki: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz." (FURKAN
SURESİ / 8)
• (Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu" dedi, "Doğrusu bilgin
bir büyücüdür." (ŞUARA SURESİ / 34)
• Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek,
bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler. (ŞUARA SURESİ /
41)
• Anında büyücüler secdeye kapandılar. (ŞUARA SURESİ / 46)
• (Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız?
Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında
bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama
kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım." (ŞUARA
SURESİ / 49)
• Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin." (ŞUARA SURESİ / 153)
• Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince
dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüdür." (NEML SURESİ / 13)
• Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle geldiği zaman: "Bu, düzüp
uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan
bunu işitmedik" dediler. (KASAS SURESİ / 36)
• Onlara, apaçık olan ayetlerimiz okunduğunda: "Bu, sizi
babalarınızın taptıkların(ilahlar)dan alıkoymak isteyen bir adamdan
başkası değildir" dediler. Ve dediler ki: "Bu, düzülüp uydurulmuş
bir yalan (iftira)dan başka bir şey de değildir." İnkâr edenler de,
kendilerine geldiği zaman hak için: "Bu, apaçık bir büyüden başka
bir şey değildir" dediler. (SEBE' SURESİ / 43)
• "Bu, açıkca bir büyüden başkası değildir" dediler. (SAFFAT SURESİ
/ 15)
• Firavun'a, Haman'a ve Karun'a. Ama onlar: (Bu,) Yalan söyleyen bir
büyücüdür" dediler. (MÜ'MİN SURESİ / 24)
• Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür,
doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız." (ZUHRUF SURESİ / 30)
• Ve onlar dediler ki: "Ey büyücü, sende olan ahdi (sana verdiği
sözü) adına bizim için Rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmiş
olacağız." (ZUHRUF SURESİ / 49)
• Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, o inkâr
edenler kendilerine gelmiş olan hak için dediler ki: "Bu, apaçık bir
büyüdür." (AHKAF SURESİ / 7)
• Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve: "(Bu,)
Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi. (ZARİYAT SURESİ / 39)
• İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka:
"Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir. (ZARİYAT SURESİ / 52)
• "Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz." (TUR SURESİ / 15)
• Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve: "(Bu,)
Süregelen bir büyüdür" derler. (KAMER SURESİ / 2)
• Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin
için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı
doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de
müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle
gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler. (SAFF SURESİ / 6)
• Böylece: "Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.
(MÜDDESSİR SURESİ / 24 ) |
|