Büyü nedir?
Ak Büyü
Kara Büyü
Papaz Büyüsü
Büyücülük Nedir?
Büyü ve Metafizik
İslam'da Büyü
Büyü Çeşitleri
Büyü Çözmek
Büyücülük ve İncil
Büyücüler Dünyası
Büyü Gerçek midir?
Büyü Türleri
Büyü ve Muska
Büyü ve Kabala
Büyücülük Hakkında
Gerçek Büyücülük
Büyücülere Karşı Savaş
Büyücülerin Bulunması
Büyücü Toplantı Günü
Büyücülerin Tespiti
Büyücülerin İdamı
Büyü Dükkanı |
Uzak diyarlardan birinde bir ülkede,
yemyeşil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kar örtüsü ile, baharda
rengarenk kır çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı. Ortasından küçük
bir ırmağın geçtiği bu vadi "büyülü vadi" olarak anılırdı. Ona bu adı
veren ise, vadideki ilginç bir dükkân ile, bu dükkânda yaşananlardı. Ünü
ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkânın adı "büyü dükkânı" idi.
Büyü dükkânı’nın sahibi, ak saçlı, ak sakallı bir ihtiyardı. Burası,
aynı zamanda onun yaşadığı yerdi. Bu nedenle dükkânın dışarıdan
görüntüsü, tıpkı bir ev gibiydi. Üç tarafında da yeşil çerçeveli
pencerelerin olduğu, tamamı ahşaptan yapılmış olan bu binaya, bir
verandadan giriliyordu. İçeri girer girmez, ilginç eşyalarla donanmış
oldukça geniş bir oda ile karşılaşıyordunuz. Büyük bir kütüphane,
üzerlerinde çok sayıda eşyanın bulunduğu raflar, masa ve konsollar,
dükkânın dört bir tarafını kaplıyordu.
Ancak bu kalabalık görüntü içinde çok etkileyici bir düzen göze
çarpıyordu. Bütün eşyalar, belli bir estetik içinde duruyor ve bu
estetik hiçbir zaman bozulmuyordu.
Büyü dükkânını çevreleyen pencereler, içerdeyken bile günün aydınlığına
ve vadinin güzelliğine hakim olmanıza izin veriyordu. Dükkânın içinde,
arka taraftaki bölmeye açılan bir kapı vardı. Bu bölmede mutfak, banyo
ve yatak odası bulunuyordu. Dükkâna gelen müşteriler, arka tarafa açılan
kapıyı daima kapalı görürlerdi.
Her insanın yaşamında çok istediği ancak sahip olamadığı birşeyler
vardır ya da sahip olup kaybettiği şeyler. Bazen de sahip olduğu ancak
kurtulmak istediği şeyler. İşte bütün bunlar, o ülkede yaşayan
insanların bir kısmı için, büyü dükkânına gelme nedeniydi. Bu dükkânda,
isteklerinizi sınırlamak zorunda değildiniz. Müşteriler, hayal
edebildikleri her şeyi isteme ve alma hakkına sahiptiler. Tabii,
bedelini ödedikleri takdirde. Her yerde olduğu gibi bu dükkânda da almak
istediğiniz şeyin bir bedeli vardı.
Bu bedelin ne olacağı, dükkân sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda
ortaya çıkardı. Ancak, büyü dükkânında yapılan pazarlıklar, günlük
yaşamdakilerden biraz farklı olur ve pek çok müşteriyi şaşırtırdı.
Dükkân sahibi yaşlı adam, her sabah gün ağarırken kalkar, kendine büyük
bir fincan kahve yapar ve bir insanın isteyebileceği her şeyin var
olduğu dükkânıyla gurur duyarak kahvesini yudumlardı. Kahvenin ardından
gelen zevkli bir kahvaltıdan sonra da pencerenin perdelerini sonuna
kadar açarak, sallanan koltuğuna oturur ve içeri dolan gün ışığının
yardımıyla okumaya başlardı.
Büyü dükkânında satıcı olmak bilgelik isterdi. O güne kadar dükkâna
gelen hiçbir müşteriyi geri çevirmemisti dükkân sahibi. Herkes, çok
istediği birşeye sahip olmak uğruna onca yolu göze alarak gelir ve
mutlaka alabileceği en iyi şeyi almış olarak çıkardı. Ama genellikle
aldığı şey, istediği şeydençok farklı olurdu.
Yaşlı adam ara sıra, okuduğu kitaptan başını kaldırır, yolu gören
pencereye bir göz atardı. Sabah dışarı baktığında, yağan karın yolu
iyice kapattığını gördü. Bu havada gelen giden olmaz diye düşünüp,
hüzünlendi.
Büyü dükkânı, hemen her gün bir müşteri ağırlardı. Ancak, yılda birkaç
kere de olsa kimsenin uğramadığı günler olurdu. Yaşlı adam, o günün de
bunlardan biri olmasından korktu. Nedense işsizlik içini ürpertmişti.
Tam o sırada uzakta bir karartı gördü. Kar beyazının kamaştırdığı
gözlerini kırpıştırıp tekrar baktığında, bunun yaklaşmakta olan bir
insan olduğunu anladı.
İçini bir sevinç kapladı. Gidip sobasına bir odun attı ve tam pencerenin
karşısındaki sallanan koltuğa oturup, müşterisini beklemeye koyuldu.
Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş, yorgun düşmüş olmalıydı.
Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu. İyice
kulak kabarttı. Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli verandadaki ayak
seslerini ve onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok
hoşlanırdı.Beklediği kişinin ayak sesleri, ikinci basamakta kesilirdi.
Müşteri çalmadan, kapıyı açmamayı prensip edinmişti yaşlı adam. Çünkü,
hemen herkes o kapının önünde durup, bir kez daha düşünürdü.
Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu. O gün de aynı
şeyi yaptı. Sonunda kapı çalındı. Açtığında, karşısında soğuktan
kızarmış elleriyle atkısını çıkarmaya çalışan bir erkek gördü. "İyi
sabahlar, girebilir miyim?" diye sordu müşteri.
Dükkân sahibi, müşterisini içeri aldıktan sonra, ısınması için ona bir
kahve ikram etti. Sessizce kahvesini içerken etrafı seyreden adam,
karşısında oturan yaşlı satıcının ikna edilmesi pek güç olmayan biri
olduğunu düşündü. Herhalde o da müşterisini anlar, onun haklı isteğini
geri çevirmek istemezdi. Acaba büyü dükkânından çıkarken istediği gibi
bir alışveriş yapmış olacak mıydı?
Bir süre söze nasıl başlayacağını bilemedi. Belki de dükkân sahibinin
birşeyler söylemesi gerekirdi. Ancak karşısında sabırlı bir ifade ile
müşterisinin gözlerinin içine bakarak oturan satıcının, alışverişi
başlatmaya niyetli olmadığını anladı. Bu sabırlı bekleyiş, onda hem
cesaret hem de yumuşak bir etki oluşturdu. Anlaşılan, başlangıç sözleri
kendisinden bekleniyordu.
Sonunda, fazla düşünmeden aklından ilk geçeni söyleyiverdi;
"Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya. İstediğim şeyi,
bir tek sizin dükkânınızda bulabileceğimi söylediler. Karşılığında ne
isterseniz vermeye hazırım."
"İstediğiniz şeyin ne olduğunu öğrenebilir miyim?"
"Bakın, ben elli beş yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu.
Söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaştım galiba. Bu gerçeğe
tahammülüm yok. Ben bugüne kadar ki hayatımı geri istiyorum. Mümkün mü?"
"Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkânımda her şey mevcut. Ancak tam
olarak ne istediğinizi anlayabilmem için, bana geri istediğiniz
hayatınızı biraz anlatabilir misiniz?"
Dükkân sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü.
Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına ait olduğunu kabul etmek
için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş içinde
birbirlerine karışarak geçip gittiler ve geride yalnızca ıssız bir hüzün
bıraktılar.
Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, yaşlı satıcının
sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi;
"Geçmiş yaşamımda birçok hata yaptım. Bunlar için pişmanlık duyuyorum.
Yanlış kararlar verdim, kayıplara uğradım. Zamanı hovardaca harcadım.
Bir gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor. Paniğe kapıldım
ve bir çare aramaya başladım. Dostlarımla konuşmayı denedim. Beni
teselli edip derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu, yardım etmeye
çalışanlar da. Ama hiçbiri kâr etmedi. Kendimi çok mutsuz hissediyordum.
Derken, bir gün birisi bana sizden ve büyü dükkânından söz etti. Bunu
duyar duymaz sanki içimde bir ışık yandı. Büyük bir umutla hemen yollara
düşüp size geldim. Kendimi çok çaresiz hissediyorum. Lütfen elli beş
yılımı bana geri verin."
"Yani, siz pişmanlık duyduğunuz hayatınızı yeniden yaşamak mı
istiyorsunuz?"
"Elbette hayır. Söylemek istediğim bu değil. Ben yalnızca kaybettiğim
yıllarımı geri istiyorum. Eğer bir şansım daha olursa aynı hataları
tekrarlamayacağım."
"Herhalde bunu çok istiyorsunuz."
"Evet, hem de her şeyimi verecek kadar."
"Peki, benim size vereceğim elli beş yılın karşılığında siz bana ne
verebilirsiniz?"
"Ne isterseniz?"
"Sanki bunun için her şeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz."
"Hiç kuşkunuz olmasın. Şu anda sahip olduğum her şeyden vazgeçebilirim.
Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin."
Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken, kendinisallanan
koltuğunun devinimlerine bırakmıştı. Bir süre düşündü. Müşterisinin,
sabırsızlıkla, pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi. Büyü dükkânına
gelen kişiler, genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek için
acele ederlerdi. Bu nedenle, yaşlıadam, pazarlığın başındaki düşünce
yolculuklarında yalnız kalırdı. Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi
işine yaradığını biliyordu.
Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin gözlerinin içine
baktı ve ağır ağır konuşmaya başladı;
"Beyefendi, her ne kadar siz elli beş yıl karşılığında bana her şeyinizi
vermeye hazır olsanız da, ben sizden bir tek şey isteyecegim."
"Dileyin benden ne dilerseniz."
"Belleğinizi..."
"Anlamadım?"
"Belleğinizi dedim. Elli beş yılın yaşantısını içinde barındıran
belleğinizi istiyorum."
"Ah evet anladım. İlginç bir bedel. Kabul ediyorum. Tamam alın
belleğimi."
"Emin misiniz?"
"Neden olmayayım? Elli beş yıl kazanacağım."
"Belleğinizi, içindeki her şeyle birlikte bu dükkânda bırakıp
gideceksiniz. Elli beş yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız, buraya
neden geldiğinizi bile."
"Daha iyi ya. Her şeye yeniden başlayacağım. Zaten geçmişi hatırlamak
istemiyorum ki."
"O halde, korkarım elli beş yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o
zaman benim yerime bir başkası size yardımcı olur."
"Hayır hayır. Emin olun ki, şu dakika belleğimi size bırakıp elli beş
yılımı geri alacağım ve dükkânınızı bir daha dönmemek üzere terk
edeceğim. Ve yine söz veriyorum, şu ana kadar yaptığım hataların
hiçbirini tekrar etmeyeceğim."
"İsterseniz başka sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleğinizle
birlikte bütün hepsini burada bırakıp gideceksiniz."
Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu. Bu
sözlerin anlamını kavrayabilmek için birkaç saniye düşünmek zorunda
kaldı.
"Nasıl yani? Buradan çıktığımda hiçbir şey hatırlamayacak mıyım? Sizinle
konuştuklarimızı bile, öyle mi?"
".................................."
"Yani hiçbir şeyi mi? Buraya neden geldiğimi, sizin kim olduğunuzu ve
hatta..."
"Ne yazık ki!"
Yaşlı adam, şu anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu.
Karşısında oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma, pazarlık
sahnelerinin en hoşlandığı görüntüsüydü. Son sözleri müşterisinin
söylemesini istediği için bir süre sessiz kaldı ve bekledi. Bu seferki
sessizliğin, müşterisinin işine yaradığından emindi. Onun aydınlanan
yüzünün ortasında parlayan gözbebekleri, yaşlı satıcı için, sessizliğin
içinden çıkacak sesli bir coşkunun habercisi gibiydi.
Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı;
"Sanırım ne demek istediğinizi şimdi anlıyorum. Eğer elli beş yılın
bedeli bu ise, pes ediyorum. Belleğimden vazgeçemem. Bu neye benziyor
biliyor musunuz? Bir kadının, çok istediği bir tokayı, saçları
karşılığında satın almasına. Çok ilginç bir insansınız. Bana, büyü
dukkanından almak istediğimden çok farklı birşeyle çıkacağımı
söylemişlerdi de inanmamıştım. Ben, bugüne kadar ki yaşamımı almak için
gelmiştim, ancak bugünden sonraki yaşamımı alıp gidiyorum. Size teşekkür
ederim."
"Birşey değil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşçakalın." |
Diğer Büyü Çeşitleri
Büyü Kimlere Tutmaz
Büyü ve Şeytan İlişkisi
Büyünün Başlangıcı
Büyünün Tarihi
Büyü Hakkında
Büyü Küfre Götürür
Büyü İle İlgili Ayetler
Büyü ve Müslümanlar
Büyü ve Mucize Farkı
Büyüye Karşı
Büyüden Korunma
Büyü Yasaktır
Büyü ve Cinler
Büyü Nasıl Bozulur?
Büyü Bozan Ayetler
Büyü ve Krynn
Büyü ve Eski Mısır
Büyücülüğün Hükmü
Büyü İle İlgili Hadisler
Büyünün Bozulması İçin
Büyü ve Büyücülük
Büyü ve Gücün Kaynağı |