| |
Allah'a inanan ve
O'na yönelen insanlardan kim Allah'a ulaşmayı dilerse ve hacet
namazı ile Allah'a mürşidini sorarak ona tâbî olursa, o kişinin
başının üzerine Allahû Tealâ bir ruh gönderiyor. O kişi için bir
muhafız olan, koruyucu bir ruh. Bu ruh her devirde yaşayan devrin
imamının ruhudur. Rad suresinin 11.âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ
bu konuyu şöyle ifade ediyor;
13/RAD-11: Lehu
muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min
emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ
yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ
meredde leh(lehu), ve mâ lehum min dûnihî min vâl(vâlin).
Onları (o kavimdekileri), önünden ve arkasından (önden arkaya doğru
uzanan) takip edenler (devrin imamının ruhları) vardır. Allah'ın
emrinden olup, onları korurlar. Muhakkak ki; Allah, onlar
nefslerinde olan şeyi (hidayette kalma konusundaki niyetlerini)
bozmadıkça, bir kavimde olan şeyi bozmaz (devrin imamının ruhunu
başlarının üzerinden almaz). Ve Allah, bir kavme ceza vermeyi
dilediği zaman, artık onu reddedecek (mani olacak kimse) yoktur. Ve
onlar için, ondan başka koruyan bir dost yoktur.
2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti), ve innehâ le
kebîratun illâ alel hâşiîn(hâşiîne).
(Allah'tan) sabırla ve namazla yardım (istiane) isteyin. Fakat
muhakkak ki bu (HACET NAMAZI ile kişiyi Allah'a ulaştıran MÜRŞİD'i
sormak), huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.
18/KEHF-10: İz evâl fityetu ilel kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min
ledunke rahmeten ve heyyilenâ min emrinâ reşedâ(reşeden).
O zaman ki mağaraya sığındılar ve dediler ki: “Rabbimiz katından
rahmet ver ve bize emrinden bir mürşid ihsan eyle.”
18/KEHF-17: Ve tereş şemse izâ talaat tezâveru an kehfihim zâtel
yemîni ve izâ garabet takriduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin
minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe
huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen
murşidâ(murşiden).
(Ey Resûl'üm! Orada olsaydın) görürdün ki; güneş doğduğu zaman
mağaranın sağ tarafına ulaşır. Battığı zaman ise onları sol taraftan
terkederdi. Onlar mağaranın geniş bir yerindeydiler. Bu, Allah’ın
âyetlerindendir. Allah kimi Kendine ulaştırırsa o hidayete erer. Ve
kim dalâlette ise onun için velî mürşid bulunmaz.
25/FURKAN-70: İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe
ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu
gafûren rahîmâ(rahîmen).
Ama (mürşidin önünde) tövbe eden ve (mürşidin önünde tövbe etmek
suretiyle kalbine îmân yazıldığı için) mü’min olan ve (aynı sebeple)
nefsi ıslâh edici ameller işleyen kişinin Allah, günahlarını sevaba
çevirir. Ve Allah, günahları sevaba çeviren ve rahmet gönderendir.
Kur’ân-ı Kerim’de
kişinin başının üzerine yerleşen bu ruha “muhafız.” deniliyor. Kişi
el öptüğü anda başının üzerine önden arkaya doğru gelen bu ruh,
kişiyi zülmanî ilimlerden koruyor. Şeytanın zülmanî ilimleri
Allah’ın dostlarına bu sebeple tesir edemez. Allah’ın dostları
hiçbir zaman büyüyle, hüddamla ve sihirle uğraşmaz. Kimin başının
üzerinde onu koruyacak olan devrin imamının ruhu, muhafız yoksa bu
tehlike onlar için her zaman vardır. |
|