|
''Cinci''lerin,
''uzaylı''ların, ''ruh çağıran''ların (ruhçuların), ''büyücü''lerin,
''falcı''ların, ''sahte mehdi''lerin, ''sözde şeyh''lerin moda
olduğu günümüzde, yanıltılan ve aldatılan masum kardeşlerimizi
bilgilendirmek amacıyla bu broşürü hazırlamayı görev bildik.
Faydalı olabilirsek
ne mutlu bize…
Olayın gerçeğini
farkettirebilmek için öncelikle ''CİN'' konusunu açıklamamız
gerekmektedir.
''CİN'' adı geçtiği
zaman, genelde hepimizin içine düştüğü büyük bir yanılgı vardır!..
Hemen aklımıza, kısa boylu, ayakları ters, kulakları uzunca,
gözbebekleri dikine, seri hareket edebilen, her kılıkta görünebilen
varlıklar gelir… Ya da beyninde belirli bozuklukları olan kişilerin
görmüş olduğu halüsünasyonlar.
Bu konuda yapılan
en büyük yanlış, önyargılı yaklaşımla, ''CİN'' kelimesi duyulduğunda
ya hemen inkâr edilmesi, ya da gerçekle ilgisi olmayan yorumlar
yapılmasıdır!.. Oysa dün bilimsel değil diye inkâr edilen birçok
şeyin, ilim ve tekniğin ilerlemesiyle bugün bilimsel bir gerçek
haline geldiğini hatırdan çıkarmamak gerekir.
Peki işin hakikatı
nedir?..
Evrende var olan
tüm varlıklar-canlılar kuantsal kökenli olup; bir kısmı da
mikrodalga yapılı türe dönüşmüştür!.. Ve dahi bunların bir kısmı
geçici bir süre için moleküler boyutta, yani ''madde alemi'' denen
''boyutumuzda'' yaşamaktadırlar…
Çağdaş verilerle
değerlendirebildiğimiz bu katmanlar ve boyutlar İSLÂM’ın Kudsal
Kitabı Kur’ân’da mûcize olarak 1400 küsur sene öncesinde şöyle
açıklanmıştır:
Kuantsal kökenli
bilinçli varlıklar… Nurani olanlar… MELEKLER!.
Mikrodalga kökenli
bilinçli varlıklar… Ateş yapılar… CİNLER!.
Moleküler kökenli
bilinçli varlıklar… Biyolojik bedenliler… İNSANLAR!.
Bunların her biri
yaşadıkları boyutun kapsamı ve gücü itibariyle diğerini istediği
gibi yönlendirebilecek güce sahiptir.
Şöyle ki… Kuantsal
köken melekler, hem cinler ve hem de insanlar üzerinde etkileme
mekanizmasına sahipken; cinler, insanları bir dereceye kadar
yönlendirmede yeteneklidirler.
Konumuz dışında
kalan ''melekler'' bahsini bir yana bırakırsak…
''CİNLER'', Kur’ân
anlatımıyla ''MA’RIC'' ve ''SEMUM ATEŞTEN'', Yani ''biyolojik bedene
tesir edip, radyasyon zehirlenmesi meydana getiren mikrodalga''
bedene sahiptirler…
Bizim âhiret âlemi
dediğimiz, ruhlar âlemi denilen, berzah âlemi denilen âlemler hep
aynı mikrodalga boyut olup; insan ruhları dahi gerçekte mikrodalga
bedenlerdir.
İnsan beyni
mikrovolt cinsinden elektrik ihtiva eder; ve tüm beden aldığı
gıdalardan oluşan biyoelektrik enerjiyle çalışarak beynin
biyoelektrik ihtiyacını karşılar. Beyin de bu biyoelektrik enerjiyi
değerlendirerek fonksiyonlarını yerine getirir; bu arada da geçmişte
''ruh'' adı verilmiş olan ''mikrodalga bedenini'' üreterek tüm
verilerini ''mikrodalga beyne'' yükler!..
İnsan beyni, her
an, gerek beş duyu yoluyla ve gerekse de başka dalga boylarından ve
uzaydan gelen sayısız dalgaları değerlendirme yoluyla yaşamını
sürdürür; ve bu arada da hem dışa mikrodalga bilinç dalgaları yayar,
hem de mikrodalga bedenine yani ruhuna yükler!.
İnsan bilincinde ya
da bedeninde etkili olan tüm tesirler üçe ayrılır:
1. MELEK kökenli
astrolojik etkiler…
2. CİN kökenli
mikrodalga impalslar…
3. İNSAN
beyinlerinin yaydığı ''yaygın'' veya ''yönlendirilmiş'' dalgalar…
Bunlardan birincisi
gene konumuz dışında olduğu için onu bir yana bırakıp, 2. ve 3. tür
dalgaların etkileri üzerinde duralım…
İnsanlar yeryüzünde
boy göstermeden önce, dünyanın oluşum evresinden başlayan bir
biçimde dünyada mikrodalga bedenli cinler yaşamaktaydı ki, dünya
ısısı ve ateşi onlar için bir şey ifade etmemekteydi.
Daha sonra İnsan
yeryüzünde varolunca, bilinçli bir varlık olan insanın evrensel bazı
gerçekleri farketmesini hazmedemediler. Bu olayda önderleri
''Azazil'' isimli ''CİN'' idi!.. Azazil isimli CİN ve ona uyan tüm
cin nesilleri tafsilatı ''AKIL ve İMAN'' isimli kitapta anlatılan
bir olaydan sonra ''ŞEYTAN'' diye anıldılar ve insanlara düşman
oldular!..
İşte bu ''şeytan''
diye bilinen tüm cinler, nesiller boyudur, insanlara birşeyler
kazandırma bahanesiyle, onlara çeşitli yanlış fikirler ilka ederek
saptırırlar!.. Akıl hastası haline getirirler!..
''…EY CİN TOPLULUĞU
İNSANLARIN EKSERİYETİNİ HÜKMÜNÜZ ALTINA ALDINIZ.'' (6-128)
Âyeti bu gerçeği
vurgular… Cinlerle bilerek ilişkide olanların ölüm ötesi yaşamdaki
halleri ise şu âyette açıklanmaktadır:
''İNSANLARDAN
ONLARI DOST EDİNENLER DE: -RABBİMİZ BİZ BİRBİRİMİZDEN FAYDALANDIK VE
BİZİM İÇİN TAKDİR EDİLEN VAKTE ULAŞTIK'' DERLER… ALLÂH: ''YERİNİZ
ATEŞTİR!.. ALLÂH’IN DİLEDİKLERİ DIŞINDAKİLER EBEDİ ORADA
KALICIDIRLAR'' (6/128)
CİNLERİN temel
amacı insanları Kur’ân öğretisinden saptırmak, böylece imandan
etmektir!..
CİNLER, ilişkide
oldukları her insanı; ve onlar aracılığıyla tüm uyanları ele
geçirip, İSLÂM inanç sisteminden uzaklaştırmaya çalışırlar…
İnsanları genelde
küçük yaşlarda kandırıp ele geçiren CİNLER, ya İSLÂM’ı kullanarak bu
işi gerçekleştirirler; ya İslâm dışı yolları empoze ederek!..
Kişiyi ele
geçirmeleri genelde şu iki yoldan biriyledir: Eline kalem almış
kişiye kendi iradesi dışında yazı yazdırarak… Veya geçmişte yaşamış
din büyüklerinin kisvesine bürünmek suretiyle rüya veya yakaza
halinde görünerek!..
Önce bu kişiye
büyük âlim veya veli olacağı bildirilir; sonra da artık o kişinin
saflık derecesine göre zamanın kutbu, gavsı, en büyüğü, insanlığın
kurtarıcısı, hatta MEHDİ veya RESÛL olduğu yutturulur!..
Bu arada çevresine
toplananların da rüyalarına girilmek ya da geçmiş veya geleceklerine
ait bir şeyler bildirilerek topluluklar oluşturulmaya çalışılır…
Böylece, CİNLERİN kulu olmuş ve o kişi, artık kendini devrin en
büyüğü, insanlığın kurtarıcısı, ''MEHDİ'' sanmaktadır!.. Bugün
Türkiye’de sayısız insan, bilgisizlik yüzünden, kendini ''MEHDİ'' ya
da ''GAVS'' sanan, oysa CİNLERİN elinde oyuncak olmuş kişilerin,
peşinde koşmaktadır…
Bu CİNLERDEN
bazıları da kendini ''mevlânâ''nın ruhu diye tanıtarak insanları
etki altına almaktadırlar!.. Onlara kitaplar yazdırmaktadırlar…
''MEDYUM'', aracı
demektir; bilgisizlik yüzünden, ruhlarla görüştüğünü sanan kişilere
denir!.. CİNCİ ayrıdır, medyum ayrıdır!..
Bu durum dünyanın
her yanında da böyledir!.. Bugün kendini mesih ya da resul veya
mehdi gören sayısız insan farkında olmadan insanları cinlere
kul-köle hale getirmişlerdir. Batı dünyasında bizim ''CİN''
dediğimiz varlıklar ''şeytan'' veya ''ruh'' ya da ''hayalet'' diye
bilinirler!..
Bugün Türkiye’de
başta İstanbul ve Ankara olmak üzere neredeyse hemen her şehir veya
kasabada kendini ''MEHDİ'' veya ''gavs'' ya da ''kurtarıcı'' olarak
sanan pekçok aldanmış insan mevcuttur!.. Ve düşünün ki sadece
Türkiye’dekiler bu kadar çoktur!.. Buna bir de diğer ülkelerdekini
ekleyin!..
Bunun dışında bir
de İslâm Dışı yollarla insanları kendilerine tabi hale getiren CİN
toplulukları vardır… Bunlar da kendilerinin ''UZAYLI'' olduklarını
iddia ederek insanları kandırmaktadırlar!..
''UZAYLILAR'' diye
kendilerini kandıran CİNLERE tabi olanlar da, İSLÂM dininin hükmünün
bittiğine; Hazreti MUHAMMED’İN CİN OLDUĞUNA; ALLÂH’IN BEDENLENMİŞ
olarak bir gezegende yaşamakta olduğuna inanmaktadırlar!..
CİNLER, günümüzde
yoğun bir şekilde İSLÂM DIŞI BİR İNANIŞ OLAN REENKARNASYON, YANİ
YENİDEN BİR BEDENE BÜRÜNEREK DÜNYAYA GERİ GELME fikrini aşılamaya
çalışmaktadırlar…
Oysa Kur’ân’da
Mü’minun sûresi 99-100. Âyetleri bu olayda kesinlikle
reddetmektedir:
''Nihayet onların
her birine ölüm geldiğinde:
Rabbim beni
(dünyaya) geri gönder!.. Ta ki boşa geçirdiğim yaşamımı orada
bıraktıklarımla, yararlı fiillerle değerlendireyim… der… ASLA!.. BU
DİYENİN GEÇERSİZ GÖRÜŞÜDÜR!.. ONLARIN ARDINDA BA’S GÜNÜNE (mahşere)
KADAR SÜRECEK KABİR ÂLEMİ VARDIR!.. SUR’a üflendiğinde aralarında ne
soysopluk vardır, ne de bir soranlar!..''
Hangi yoldan
olursa olsun cinlerle ilişkisi olanların çoğunda görülen ortak
özellik tebliğlerin veya âyetlerin (!!!) mutlaka elle yazılarak
çoğaltılmasıdır!.. Ki bu yazım, yazanın beyninde o cinin frekansına
uygun bir açılım oluşturmaktadır.
Cinlerin insan
beynini mikrodalga impalslar yollayarak etkileme yolları dışında,
bir nesneyi hareket ettirme veya yakma gibi özellikleri de vardır.
Türkiye’de ve
DÜNYADA bu konuda TEK KAYNAK olarak ilk baskısı 1972’de yapılıp
halen 10. Baskısı yayınlanmış olan ''RUH İNSAN CİN'' isimli kitapta
çok detaylı bir şekilde açıklanan konunun, bu broşür boyutunda
elbette daha fazla açıklanması mümkün değildir… Onun için bazı satır
başları ile uyarılarımıza devam edelim:
CİNLERLE ne tür
ilişkide olunursa olunsun, insanlar sonunda kesinlikle bundan büyük
zarar görürler!.. Çünkü öğrettikleri arasında mutlaka Hz. MUHAMMED
kökenli İSLÂM öğretisine ters düşen saptırıcı bilgiler
yerleşmiştir!..
CİNLERLE ilişkide
olanlarda mantıksal bütünlük yoktur!.. Yaptıkları konuşmalarda,
başta söylediklerine sonra ters düşerler!.. Çelişkili konuşurlar!..
Genelde çok asabidirler!.. İtiraz gördüklerinde şiddetle
parlarlar!.. Yalanları çoktur!.. Kendilerini daima büyük görüp,
olabildiğince güçlü göstermeye çalışırlar!..
BÜYÜ konusuna
gelince…
''BÜYÜ'', genelde
cinler aracılığıyla yapılmaktadır…
Çok özel olarak,
güçlü beyinlerin direkt yönlendirilmiş dalgalarıyla da
gerçekleştirilebilmektedir!..
''BÜYÜ'', kişinin
bilinci ve iradesi dışında, herhangi bir konuda, istemediği işi
yapmaya elinde olmayarak zorlanmasıdır!.. Ve İSLÂM DİNİ mensuplarına
kesinlikle BÜYÜ YAPMAK HARAMDIR!..
Eğer yukarıdaki
anlamı iyi anladıysak; görürüz ki, karı-koca veya başkaları arasında
sevgi oluşturmak için yapılan tüm çalışmalar veya muska yapmalar
dahi ''BÜYÜ''DÜR; değil ki ara açmak için yapılanlar!..
İSLÂM’da ''DUÂ''
SERBESTTİR; ''BÜYÜ'' HARAMDIR!..
''DUÂ'' kişinin
talebidir; ''BÜYÜ'' muhataba isteği ve iradesi dışı istemediğini
yaptırmaktır!..
CİNCİLERİN,
cinlerden haber alma dışındaki tüm faaliyetleri ''BÜYÜ'' yapmadır!..
Yaptıkları, İSLÂM anlayışına göre HARAMDIR!.. ''BÜYÜ'' yapan da
yaptıran da altında asla kalkamayacağı bir vebalin altına
girmektedir; cinler o işi onlara hoş gösterse de!..
CİNCİLER, ''BÜYÜ''
yaparken ya da ''BÜYÜ''nün tesirini oluşturacak MUSKAYI YAZARKEN
çeşitli duâlar okurlar ve böylece bazı cinleri o konuda görev
yapmaya davet ederler!.. Ki bu başkasının iradesini zorlamadır;
HARAMDIR!..
CİNLERDEN ve
''BÜYÜ''DEN KORUNMA yollarına gelince…
Bizim
tesbitlerimize göre Kur’ân’da iki tür, korunma sağlayan âyetler
vardır… Birincisi pasif korunma âyetleridir ki bunlar
''Ayetelkürsi'', ''kuleuzüler'' ve Hasbiyallahu veni’mel vekil ve
huve rabbularşıl azim'' duasıdır… Bunların 41 veya 100’er defa
okunmasıyla kişinin çevresinde cinlerden ve kem nazarlardan (negatif
beyin dalgalarından) gelecek olan etkilere karşı bir koruyucu kalkan
oluşur…
Ancak bir de
CİNLERE karşı aktif savunma sağlayan duâ da vardır ki o da şudur:
KORUNMA DUÂSI:
|
RABBİ İNNİ
MESSENİYEŞŞEYTANU BİNUSBİN VE AZAB; RABBİ EUZU BİKE MİN
HEMEZATİŞŞEYATİYNİ VE EUZU BİKE RABBİ EN YAHDURUN. VE HİFZAN
MİN KÜLLİ ŞEYTANİN MARİD. (Sad: 41 / Mü’minuna: 97-98 Saffat:
7) |
Bu duâ kişinin
beyninde cinleri son derece sıkan ve hatta yakan dalgalar
yayınlanmasına vesile olur… Böylece de o kişiye musallat olan CİNLER
o kişiden uzaklaşmak zorunda kalırlar…
İçlerinde sebepsiz
sıkıntı duyanlar; ''BÜYÜ'' yapıldığından şüphelenenler, cinni yoldan
başkalarının kendisini etkilediğini düşünenler bu duâya olayın
şiddetine göre sabahları ve geceleri 41 ile 150’şer defa arasında
bir sayıyla okumaya devam ederlerse büyük fayda görürler… Çünkü
bilebildiğimiz kadarıyla CİNLERE KARŞI TEK SİLAH bu duânın yaymış
olduğu beyin dalgalarıdır…
Şayet CİNLİ
olduğundan şüphelendiğiniz bir kişi yanında veya birkaç
arkadaşınızla bu duâyı içinizdn bir süre okursanız, sonuçlarını
görürsünüz…
Bu konuda sıkıntıda
olan kişinin yanında birkaç kişi toplanıp da her biri 300’er defa bu
duâyı okursa ve arka arkaya üç gün devam edilirse büyük fayda elde
edilir… Ayrıca bu dua etme sırasında ortada bulunacak bir suyun
beyin dalgalarından içilmesi de yararlı olur.
Ahmed HULUSİ |