Büyü nedir?
Ak Büyü
Kara Büyü
Papaz Büyüsü
Büyücülük Nedir?
Büyü ve Metafizik
İslam'da Büyü
Büyü Çeşitleri
Büyü Çözmek
Büyücülük ve İncil
Büyücüler Dünyası
Büyü Gerçek midir?
Büyü Türleri
Büyü ve Muska
Büyü ve Kabala
Büyücülük Hakkında
Gerçek Büyücülük
Büyücülere Karşı Savaş
Büyücülerin Bulunması
Büyücü Toplantı Günü
Büyücülerin Tespiti
Büyücülerin İdamı
Büyü Dükkanı |
İbranicede "sözlü gelenek" anlamına gelen
Kabala, Yahudi bilginlerinin yüzyıllardır birbir-lerine aktardıkları ve
Muharref Tevrat'ın sözde "gizli anlamları" ile ilgilenen sapkın bir
öğretidir. Günümüzde ise bazı bilgisiz kişiler tarafından hala itibar
gören bu karanlık öğretinin iç yüzü, gerçekte gösterilenden çok
farklıdır.
Ansiklopedi ve sözlüklerde Kabala, "Yahudi dininin mistik bir kolu ve
Tevrat'ın ve diğer Yahudi dini kaynaklarının gizli manalarını araştıran
bir öğreti" olarak tarif edilir. Ancak konu biraz daha yakından
incelendiğinde, ortaya daha farklı bir gerçek çıkmaktadır. Bu gerçek,
Kabala'nın, Yahudiliğin temeli olan Tevrat'tan önce de var olan,
Tevrat'ın vahyolunmasından sonra ise Yahudiliğin içine nüfuz eden
"pagan" (putperest) bir öğreti olduğudur.
Kabala hakkındaki bu ilginç gerçeği, Türk masonlarından Murat Özgen
Ayfer, "Masonluk Nedir ve Nasıldır?" adlı kitabında şöyle
belirtmektedir:
"Ne zaman doğmuş ve nasıl gelişmiş olduğu tam ve kesin bir şekilde
bilinmeyen Kabala, özellikle Yahudi dini ile bağlantılı olmak üzere,
metafizik nitelikli, kendine özgü bir ezoterik sistemi olan bir gizemci
felsefenin genel adıdır. Yahudi gizemciliği olarak benimsenmekle
birlikte, içerdiği öğelerden birçoğu, aslında Tevrat'ın ortaya
çıkışından çok daha eski bir tarihte oluşturulmuş bulunduğunu
göstermektedir."
Kabalacıların Hedefi
Ortaçağ'daki diaspora döneminde daha da güçlenen Kabalacıların en önemli
hedefi, gizli bilimleri yani büyücülüğü kullanarak Yahudi ulusunun
geleceğini yönlendirmek ve bekledikleri kurtarıcının gelişine hazırlık
yapmaktır. Bu kurtarıcı, onların dünya hakimiyetlerini sağlayacaktır.
İsrailli tarihçi Moşe Sevilla-Sharon bu gerçeği şöyle aktarmaktadır:
"... Kabala edebiyatının gelişmesi, Mesih'in geleceği inancıyla yakından
ilişkilidir. Bilindiği üzere, bu inanca göre, Mesih Büyük Kurtarıcı
geldiğinde İsrail ulusu sürgünden kurtulacak, İsrail Devleti yeniden
kurulacaktır... Yahudi bilginlerin o zamanki yaklaşımına göre, ulusun
nasıl izah edileceği bile bilinmeyen bu gerçek, ancak 'gizli bilimlerin'
yardımıyla aşılabilirdi."
Bu gerçeğin aşılması, Mesih'in dünyaya gelişi anlamındaydı. Kabala'nın
amacı, bu sözde büyük rüyayı gerçekleştirmekti. Ortaçağ Avrupası'nın
Yahudiler üzerinde oluşturduğu baskı ve kısıtlamalar, Mesih'in gelişi
konusunun, dolayısıyla Kabalistik faaliyetlerin daha da önem kazanmasına
neden oldu. Hedefe ulaşmak için gizli ilimlerden yararlanılmalıydı.
Ancak bu gizli bilimler yalnızca "anlayanlara" açıklanabilirdi ve bunun
için yoğun ayin ve trans yöntemleri kullanmak; başka bir deyişle "büyü
yapmak" gerekiyordu.
Kabalacılığın Eski Mısır'daki Kökleri
Eski Mısır'da büyücülük oldukça yaygındı ve Firavun ve etrafındaki
yönetici kadro tarafından yaygın bir şekilde kullanılıyordu. Bu gerçek
Yüce Allah'ın kullarına doğru yolu göstermek için indirdiği Kuran'da
bildirilmektedir. Ayetlerde bildirildiği üzere, Firavun kendisini doğru
yola çağıran Hz. Musa'dan mucize istemekte, gördüğü mucizeler karşısında
da O'nu büyücülükle suçlamaktadır. Ardından da çevresindeki yönetici
sınıfın da telkinleri ile büyücüleri Hz. Musa'ya karşı kullanmak,
böylelikle halkı etkilemek istemektedir:
Onlara Katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık
bir büyüdür."
Musa: "Size hak geldiğinde (böyle) mi söylersiniz? Bu bir büyü müdür?
Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler" dedi.
Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan
çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz,
sizin ikinize inanacak değiliz" dediler.
Firavun: "Bana bütün bilgin büyücüleri getirin" dedi. (Yunus Suresi,
76-79)
Eski Mısır'ın putperest kültürü, uzun yıllar birlikte yaşadıkları
İsrailoğulları üzerinde de derin izler bırakmıştır.
Kabalacılığın Yahudiliğe Girişi
Mısır'ın putperest dininin İsrailoğulları üzerindeki etkisi pek çok
değişik aşamada ortaya çıkmıştır. Kavmi ile yola çıkan Hz. Musa onların
yanından kısa bir süreliğine ayrıldığında, hemen putperestliğe yönelip
buzağı heykeline tapınmaları, bu sapkın inancın etkisinde olduklarını
açıkça ortaya koymaktadır. Bundan hemen önce Hz. Musa'ya karşı
söyledikleri, "... Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana
inanmayız" (Bakara Suresi, 55) ve "...Ey Musa, onların ilahları gibi,
sen de bize bir ilah yap..." (Araf Suresi, 138) şeklindeki sözleri de,
"gözle görülen", yani maddi varlıklara (putlara) tapmak istediklerini
göstermektedir.
O dönemde Eski Mısır'ın materyalist, büyüye dayalı batıni öğretilerini
devralan bir kısım Yahudiler, Tevrat'ın bu konudaki yasaklamalarını
tamamen göz ardı ederek, karşılaştıkları diğer putperest kavimlerin büyü
ritüellerini de benimsemişler ve böylece Kabala, Yahudiliğin içinde ama
Tevrat'a muhalif bir mistik öğreti olarak gelişmiştir.
İngiliz yazar Nesta H. Webster "Ancient Secret Tradition" (Antik Gizli
Gelenek) adlı makalesinde, bu konuyu şöyle açıklamaktadır:
"Büyücülük, bildiğimiz kadarıyla, Filistin'in İsrailoğulları tarafından
işgal edilmesinden önce, Kenanlılar tarafından uygulanıyordu. Mısır,
Hindistan ve Yunanistan da kendi kahinlerine ve büyücülerine sahipti.
Tevrat'ta büyücülük aleyhinde yapılmış lanetlemelere karşı; Yahudiler,
bu uyarıları göz ardı ederek, bu öğretiye kendilerini bulaştırdılar ve
sahip oldukları kutsal geleneği, diğer ırklardan aldıkları büyüsel
düşüncelerle karıştırdılar. Dolayısıyla, Kabala karşıtlarının,
Kabala'nın saf bir Yahudi kökenden gelmediği şeklindeki itirazlarının
haklı temeli vardır."
Kabala, Eski Mısır'ın ve sonra diğer putperest kültürlerin Yahudilik
içine girip barınabileceği, gelişebileceği bir gelenek haline gelmiştir.
Tevrat da söz konusu Kabala merkezli sapkın öğretilere göre tahrif
edilmiştir. Nitekim Eski Mısır'ın materyalist "dünya görüşü"nün açık
izlerini Kabala'da bulmak mümkündür.
Bir Kısım Yahudiler'in Kuran'da Bildirilen Büyü Sapkınlığı
Bir kısım Yahudilerin yüzlerce yıl önce büyü sapkınlığını öğrendikleri
ve kullandıkları Kuran'da da bildirilmiştir. Yüce Allah Kuran'da,
Yahudilere, Babil'de iken özel bir "büyü ilmi" öğretildiğini, fakat
dönemin Yahudilerinin bunu "hayır" değil, "şer" yolunda kullandıklarını
şöyle bildirmektedir:
"...Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a
indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: 'Biz, yalnızca bir fitneyiz,
sakın inkâr etme' demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat
onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla
Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen
kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı.
Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiçbir payı olmadığını
bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir
bilselerdi." (Bakara Suresi, 102)
Ayette Babil'deki iki meleğin Yahudilere büyü ile ilgili yöntemler
öğrettikleri bildirilmektedir. Ancak aynı zamanda meleklerin büyüyü
öğrettikleri kişilere bunu inkar için kullanmamalarını öğütledikleri,
ancak buna rağmen, dönemin Yahudilerinin bu ilmi kötülük yolunda
kullanmaya başladıkları bildirilmektedir.
Ayette bildirilen gerçeklerden çıkan sonuç ise şudur: Babil'de,
Yahudilere büyü ile ilgili bazı gizli bilgiler verilmiş, fakat onlar
bunu başkaldırmak ve insanlara zarar vermek için kullanmışlardır. Bu
ilmin Babil'de verilmiş olması ise oldukça dikkat çekicidir. Çünkü Babil,
Kabala'nın da çıkış yerdir.
Aslında bazı Kabalistler, Kabala geleneğinin tarihin başından beri
sürdüğünü iddia etmektedirler; ancak Kabala'nın ilk yazımı sürgün
döneminde Babil'de yaşayan Simeon Ben Yohai tarafından
gerçekleştirilmiştir. Diaspora döneminin başlaması ve Yahudi merkezinin
doğudan batıya kaymasıyla birlikte, Kabala'nın merkezi de değişmiş,
Kabalistik çalışmalar Babil'den İspanya'ya ve diğer Avrupa merkezlerine
kaymıştır.
İspanya'da ise Kabala geleneğine yeni bir boyut daha eklenmiştir.
Burada, 13. yüzyılda yazılan ve Kabala'nın en önemli kitabı haline gelen
Sefer ha-Zohar doğmuştur. Zohar'la birlikte de Sefirot kavramı.
Kabalistlerin Sefirot İnancı
Kabalistlerin zaman içinde temel çıkış noktası haline gelen sefirot
kavramı, aslında bir tür şemadan oluşmaktaydı. Bu sapkın inanca göre
dünya üzerindeki hayata dair herşey Sefirot'a göre yaratılıyordu.
(Allah'ı tenzih ederiz.) İnsanın ruhundan, evrenin yapısına kadar herşey
Sefirot şemasıyla uyumluydu. Tüm varlıklar Sefirot'a göre konumlanıyor,
evren Sefirot'a göre işliyordu. Bu noktadan hareketle Kabalacılar, çok
ilginç bir sonuca vardılar: Evrenin işleyişi ve dünya üzerindeki hayat
gibi, tarih de Sefirot'a uygun olarak gelişiyordu!...Yahudi yazar Eli
Barnavi konuyla ilgili şöyle yazmaktadır:
"Bu durumda insan, bazı belirli ritüelleri uygulayarak, bu Sefirotları
etkileyebilir ve dolayısıyla dünyanın gelişimine yön verebilirdi. Bu
Sefirot teorisi, İspanya'daki Kabalacı öğretinin temel noktası haline
geldi."
Kabala'nın dikkat çekici bir diğer yönü ise, Tevrat'taki yaratılış
anlatımından çok farklı bir anlatım içermesi, Eski Mısır'ın maddenin
sürekliliğine dayalı materyalist görüşünü korumasıdır. Türk
masonlarından Murat Özgen Ayfer bu konuda şunları yazmaktadır:
"Tevrat'ın ortaya çıkışından çok daha eski bir tarihte oluşturulmuş
bulunduğunu göstermektedir. Kabala'nın en önemli bölümü, evrenin
oluşturulmasına ilişkin kuramıdır. Bu kuram, teist dinlerde benimsenen
yaratılış öyküsünden pek farklıdır. Kabala'ya göre, yaratılışın
başlangıcında, "daireler" ya da "yörüngeler" anlamına gelen ve sefirot
olarak anılan, hem özdeksel (maddi) hem de tinsel (manevi) nitelikli
oluşumlar doğmuştur. Bunların toplam sayısı 32'dir; ilk onu Güneş
Sistemi'ni, diğerleri ise uzaydaki öteki yıldız kümelerini temsil
ederler. Kabala'nın bu özelliği, eski astrolojik inanç sistemleriyle
yakın bir bağlantısının bulunduğunu ortaya koyar... Böylece Kabala,
Yahudi dininden bir haylice uzaklaşır; Doğu'nun eski gizemci inanç
sistemleriyle... çok daha bağdaşır."
Tüm bu aktardıklarımız, Kabalacı Yahudilerin Sefirot ile uğraşıp çeşitli
büyüler yaparak dünyayı değiştirdiklerine inandıklarını ortaya
koymaktadır. Kabalacılar bu sapkın inanç ve eylemleriyle, büyüyü
kullanarak, kötülüğü sistemli bir biçimde dünya çapında uygulamışlardır.
Bu yüzden de bir nevi şeytanın temsilciliğini yapan Kabalistik anlayış,
insanlık için tehlikeli olmaya devam etmektedir.
Kabala'nın "Yaratılış Karşıtı" Öğretisi
Sonsuz ilim sahibi Yüce Allah, Tevrat'ın hak bir kitap olduğunu ve
insanlara "hidayet ve nur" getirdiğini Kuran'da şöyle bildirmektedir:
Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik.
Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi.
Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın
kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler
olduklarından (onunla hükmederlerdi)... (Maide Suresi, 44)
Dolayısıyla Tevrat; Allah'ın varlığı, birliği, sıfatları, diğer
varlıkları ve insanı yaratışı, insanın yaratılış amacı gibi konularda,
Kuran'a tamamen paralel bilgiler ve hükümler içeren bir kitaptır. (Ancak
söz konusu gerçek Tevrat bugün mevcut değildir. Günümüze ulaşan, insan
eliyle bozulmuş, tahrif edilmiş olan "Muharref Tevrat"tır.)
Gerçek Tevrat'ta ve Kuran'da ortak olan çok önemli bir nokta, Allah'ın
"Yaratıcı" (Halik) sıfatıdır. Allah, ezelden beridir var olan yegane
mutlak varlıktır. Allah'tan başka herşey, O'nun yokluktan yarattığı
varlıklardır. Tüm evreni, içindeki gök cisimlerini, cansız maddeleri,
canlıları ve insanı Yüce Allah yaratmış ve şekillendirmiştir. Allah
tektir, O'nun hiçbir ortağı yoktur.
Gerçek bu iken, Kabala'da çok farklı bir anlatım bulunmaktadır.
Kabala'nın Allah ve yaratılış hakkındaki öğretisi, Gerçek Tevrat'ta ve
Kuran'da bildirilen ve üstte kısaca açıkladığımız "yaratılış gerçeği"ne
tamamen aykırıdır. Amerikalı araştırmacı Lance S. Owens, Kabala
hakkındaki bir yazısında bu öğretinin varlığın kökeni hakkındaki
senaryosunu şöyle anlatır:
"Kabalistik tecrübe, kutsallık hakkında çeşitli algılamaları doğurmuştur
ki, bunların çoğu genel kabul edilen görüşten hayli uzaklaşmışlardır.
İsrail'in inancının en temel taşı, "Tanrımız Birdir" şeklindeki
beyandır. Ama Kabala, Tanrı'nın tamamen açıklanamaz bir teklik olarak en
yüksek formda var olduğunu kabul etse de (ki buna Kabala dilinde Ein
Sof, yani sonsuzluk adı verilir), bu bilinemez tekliğin kaçınılmaz
olarak birçok sözde tanrısal forma dönüştüğünü iddia etmiştir. (Allah'ı
tenzih ederiz.): Yani çok sayıda sözde tanrıya. Kabalistler bunlara "Sefirot"
adını verirler; bu, Tanrı'nın yüzleri veya kapları anlamına gelir.
Açıkçası, bu çok yüzlü sözde Tanrı imajı, çok tanrılı olmak
suçlamalarını da beraberinde getirmiştir. Kabalistler bu suçlamaya karşı
çıkmışlar, ama başarılı bir şekilde cevaplandıramamışlardır."
Kabala'nın tam anlamıyla bir "hurafe" olan bu senaryosunun ilginç bir
özelliği, insanı "yaratılmış" bir varlık saymaması, adeta insana bir tür
ilahlık atfetmesidir. (Allah'ı tenzih ederiz.)
Pagan dinlerin hurafelerinden ortaya çıkmış olan bu uydurma senaryolar,
Yahudiliğin dejenerasyonunun temelini oluşturmuştur. İnsanı sözde
ilahlaştırmaya (Allah'ı tenzih ederiz) kalkacak kadar akıl sınırlarının
dışına çıkan Yahudi Kabalistler, söz konusu "insan"ın da sadece
Yahudilerden ibaret olduğunu, diğer ırkların insan sayılmadığı iddiasını
da senaryolarına eklemişlerdir. Bunun sonucunda, Allah'a itaat ve kulluk
temeli üzerine kurulmuş bir din olan Yahudiliğin içinde, Yahudilerin
kibir hislerini tatmin etmeye yönelik sapkın bir öğreti gelişmiştir.
Tevrat'a rağmen Yahudiliğin içine sokulan Kabala, bir zaman sonra
Tevrat'ı tahrif ederek kendi öğretisini onun içine yerleştirmeye
başlamıştır.
Tevrat'a Eklenen Pagan Öğretiler Kabala Kaynaklıdır
Tevrat'ın ve diğer Eski Ahit kitaplarının içinde, putperest öğretilerden
aktarıldığı anlaşılan birçok sapkın anlatım bulunmaktadır. Örneğin Eski
Ahit'te, Allah'ı sanki sadece İsrailoğulları'nın İlahı gibi göstermeye
yönelik bir eğilim vardır. (Allah'ı tenzih ederiz.) Oysa Yüce Allah tüm
alemlerin ve tüm insanların İlahıdır. Eski Ahit'teki bu "milli din"
fikri, her kabilenin kendine has bir ilaha tapındığı pagan kültüre
uymaktadır.
Bu konuda bir diğer örnek ise Eski Ahit'in bazı kitaplarında (örneğin
Yeşu'da), Yahudi olmayan kavimlere karşı çok büyük vahşet buyrukları
verilmesidir. Kadın, çocuk ve yaşlı ayrımları yapılmadan kitle
katliamları emredilmektedir. Yüce Allah'ın adaletine tamamen aykırı olan
bu acımasız vahşet, hayali "savaş tanrı"larına inanan barbar pagan
kavimlerin vahşet kültürünü andırmaktadır. (Yüce Rabbimizi tenzih
ederiz.)
Tevrat'a eklenen bu sapkın örneklerin birçok örneği daha bulunmaktadır.
Bazı Yahudilerin, Tevrat dışında itibar ettikleri, benimsedikleri ve
korudukları bazı sapkın fikirleri Tevrat'a dahil edilerek tahrif
edilmiştir. Bu sapkın düşüncelerin kaynağı, asıl kökenleri Eski
Mısır'daki rahiplere (Firavun rejiminin büyücülerine) uzanan, bir kısım
Yahudiler tarafından oradan devralınıp korunan Kabala öğretisidir.
Kabalacılar, "Kabala'nın aslında Tevrat'ın gizli sırlarını açıklayan bir
öğreti olduğunu" iddia etmekte iseler de gerçekte Kabala, Yahudi tarihçi
Theodore Reinach'ın ifade ettiği gibi "Yahudiliğin içine girmiş zararlı
bir akım"dır.
İnsanlık Tarihinde Meydana Gelen Her Olay Allah Katında Yazılıdır...
Kuran'da Hz. Musa'nın Firavun'un emrinde çalışan büyücülerle olan
mücadelesi, bozguncular ve sapkın Kabalistler için bir ibrettir. Yüce
Rabbimiz Kuran'da, Hz. Musa'nın büyücülükle uğraşanları şöyle uyardığını
bildirmiştir:
"Onlar atınca, Musa dedi ki: 'Sizlerin (ortaya) getirdiğiniz büyüdür.
Doğrusu Allah onu geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah, bozgunculuk
çıkaranların işini düzeltmez.' (Yunus Suresi, 81)
Unutulmaması gereken tek gerçek; Kabalistler tarih boyunca büyü yoluyla
kötülüğü organize etmeye çalışsalar da, Allah'ın kaderde yarattıklarının
dışında hiçbir şeyin yaşanmasının mümkün olmadığıdır. İnsanlık tarihinde
meydana gelen her olay, daha o olay meydana gelmeden önce Allah Katında
bulunan Levh-i Mahfuz'da yazılıdır. Yüce Rabbimiz, bu gerçeği bir
Kuran'da şöyle bildirmiştir:
Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir
musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı)
olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır. (Hadid Suresi, 22)
Bu noktada belirtmek gerekir ki; yüzlerce yıldır olduğu gibi günümüzde
de yapılan telkinlerle bu karanlık öğreti kendine taraftar
bulabilmektedir. Kabala öğretisinin taraftarı olmuş kişilerin birçoğu,
bu öğretiyi gerçek mahiyetini bilmeden savunmaktadırlar.
Ancak Kuran ahlakının dünya üzerinde hakim olacağı ahir zamanda zuhur
edecek iki kutlu şahıs olan Hz. Mehdi ve Hz. İsa'nın vesilesiyle; dünya
üzerindeki tüm bu sapkın felsefe ve öğretiler gibi Kabala da ortadan
kalkacak, yanlış ve eksik bilgilendirilen kişiler yeryüzündeki tek Hak
din olan İslam'la tanışacak ve Allah'ın izniyle İslam'ın nuru tüm
insanları aydınlatacaktır. Yüce Rabbimiz bu gerçeği Kuran'da şöyle
bildirmiştir:
Allah, yazmıştır: "Andolsun, Ben galip geleceğim ve elçilerim de."
Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.
(Mücadele Suresi, 21) |
Diğer Büyü Çeşitleri
Büyü Kimlere Tutmaz
Büyü ve Şeytan İlişkisi
Büyünün Başlangıcı
Büyünün Tarihi
Büyü Hakkında
Büyü Küfre Götürür
Büyü İle İlgili Ayetler
Büyü ve Müslümanlar
Büyü ve Mucize Farkı
Büyüye Karşı
Büyüden Korunma
Büyü Yasaktır
Büyü ve Cinler
Büyü Nasıl Bozulur?
Büyü Bozan Ayetler
Büyü ve Krynn
Büyü ve Eski Mısır
Büyücülüğün Hükmü
Büyü İle İlgili Hadisler
Büyünün Bozulması İçin
Büyü ve Büyücülük
Büyü ve Gücün Kaynağı |