|
Eski günlerin
Avrupa'sında Katolik ve Protestanlar, tüm büyücülerin şeytanla bir
çeşit anlaşma imzaladıklarına inanırlardı. Bu anlaşmaya göre
büyücüler, kendilerine verilecek insanüstü kuvvetlere karşılık
şeytanlra ibadet ve hizmet etmeyi üstlenirlerdi. Bu anlaşma,
şeytanlarla yapılan gizli bir toplantıda büyücülerin kanıyla
yazılırdı. Şeytanlar böyle anlaşma toplantılarına herhangi bir
zamanda gelebilirler ya da istedikleri zaman ansızın ortaya
çıkabilirlerdi. Bazen keçi olurlar, bazen böcek şekline girerler,
bazen de güzel kadınlar halinde görünürlerdi. On üç yaşında ufak bir
kızın söylediğine göre, şeytan bir gün kavanozun içinden çıkarak
yere atlamış, sonra Alaaddin'in lambasındaki cin gibi büyümüş ve
kendisini, hizmetçisi olması için kandırmaya çalışmıştı.
Şeytanla yapılan tüm anlaşmalar, özel günlerde imza edilirdi. Bu
özel günler, yılda dört kez olmak üzere her mevsimde bir defa olarak
saptanmıştı. Bu tören gününün hangi gün olduğu belli değildi. Fakat
böyle düşsel bir güne gitmiş oldukları sanılan kimseler, kadın
olsun, erkek olsun, çocuk olsun, hiçbir ayrım gözetmeksizin derhal
ölüme mahkum edilirdi.
Büyücüler eşlerin arasını bozmak, ehli kuvvetlerini sarsmak, güçten
düşmelerini sağlamak veya dalgın hale getirmek, erkekle kadını
bağlamak veya ayırmak, yangınlar çıkarmak, ticareti bozmak, ürünlere
zarar vermek, hayvanları telef etmek, alışverişlerin zararla
sonuçlanmasını
sağlamak gibi yıkıcı ve fesat çıkarıcı islerle uğraşırlar. Şeytanin
hizmetinde çalışan erkek ve kadın büyücüler, hizmet sürelerine ve
liyakatlerine göre iblis devletinde belli bir makam ve dereceye
sahip olurlar. Kendilerinden bile olsa hiç kimseye inanıp
güvenmezler.
Büyücü, amacına
ulaşabilmek için şirk içeren birtakım Ayinlerde bulunarak cinden
yapılmasını arzu ettiği şeyi talep eder. Bu herhangi bir insana
eziyet edilmesi olabilir. Cini, bu amaçla o kimseye giderek onun
bedenine nüfuz eder ve acı vermeye ve büyücünün onunla ile ilgili
isteklerini gerçekleştirmeye başlar. Bu nedenledir ki, Allah’ın izni
ile bu cini bedenden kovulduğu takdirde büyü de O'nun izniyle
geçersiz olacaktır.
Büyücü, harcadığı
onca çabaya, şeytani talimatları yerine getirme konusunda gösterdiği
özveri ve fedakarlığa, şeytani memnun etmek islediği suç, cinayet ve
günahlara canını, malını ve sahip olduğu herşeyi karşılık beklemeden
şeytana satmasına rağmen tüm bu caba ve özverisinin
karşılığı kesinlikle bununla orantılı olmaz. Çünkü büyücünün yaptığı
büyüler kesinlikle süreli olmaz. Bu süre içinde bozulup etkisini
yitirir. Büyüler arasında kısa süreli, 3 gün sureli,haftalar,aylar
hatta yıllar boyunca etkili olanları vardır. Bu süre tamamen büyü
yapan ve ona yardım eden şeytan yoldaşının konum ve gücüne bağlıdır.
Tabii büyüde kullanılan malzemelerin de bunda etkisi olur.
Bazı büyücüler
uyuşturucu, aklı baştan giderici ve sarhoş edici maddeler kullanarak
büyü yaparlar. Örneğin eşek beyni bu maddelerden biri olup ondan
yiyen kimsenin aklında uyuşma ve zekasında gerileme olur.
ŞEYTANIN TUZAĞI
NEDİR?
Yaptığı büyünün
uzun süreli olmasını isteyen büyücü onu tekrar etmelidir. Aslında bu
da şeytanin bir tuzağıdır. Şeytan bu tuzak sayesinde büyücünün
sürekli kendi peşinden koşmasını ve yardım dilenmesini sağlar.
Nitekim büyücünün başarıya ulaşabilmesi için omur boyu şeytanın
yardim ve desteğine ihtiyacı vardır. Karşılığında hiçbir şey
istemeksizin ona gönüllü olarak köle olmayı kabul etmiştir.
Şeytan, sözlerini
tutmaya yetkin bir varlık değildir. Çünkü o aldatıcı, iki yüzlü,
yalancı ve sahtekardır. Kurnazlık,ihanet ve kötü niyetlerin
somutlaştığı bir varlıktır. Hiçbir zaman bununla yetinmez. Büyücüyle
sözleşme yaparak canını ve malını yaşarken ve ölümünden sonra
şeytana verdiğini ikrar ettirir. Ölümünden sonra sahip olduğu varlık
şeytanın kontrolüne geçer. Eğer büyücünün eşi ve çocukları varsa
onların başına inanılmaz olaylar ve hastalıklar gelir ve miras kalan
mal varlığı tamamen tükenip gider. Eğer bekar ise şeytan onun malını
içki ve kumarla tüketecek birini bulur ve mirasın yok olup gitmesini
sağlar. Tarihte yaptığı büyülerle servet sahibi olmuş hiçbir büyücü
görülmemiştir. Aksine yoksul, hasta ve kederler içinde ölmüşlerdir.
ŞEYTANA KUL OLUNUR
MU?
Şeytanın büyücü
kuluna aşıladığı en önemli sıfat kuşkudur. Herşeyden kuşkulanır. Hiç
kimseye güvenmez, inanmaz. Şeytan büyücünün kalbine kuşku hissini
öyle bir ekmiştir ki, çalışırken sürekli şeytanı anmak, öne
tevessülde bulunmak ve ona yönelmek ihtiyacını duyar. Bu da
şeytanla olan bağını perçinler. Büyücü, geçen yıllar içinde
sabah-akşam şeytanı zikreden, onu kalbinden, beyninden ve fikrinden
çıkarmayan aşağılık bir köleye dönüşür. Şeytana kul-köle olur.
Oysa Allahu Teala
O'na yönelmemizi ve O'na kul olmamızı emrediyor.
Şura-13- Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ
ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne
ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi),
allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
Dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiğimiz (farz kıldığımız) şeyi (şeriati);
“Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara
ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet
ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldık. Senin
onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme)
müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na
yöneleni, Kendisine hidayet eder (ulaştırır).
36/YASİN-60: E lem
a'had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta'buduş şeytân(şeytâne), innehu
lekum aduvvun mubîn(mubînun).
Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd
almadım mı? Muhakkak ki; o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.
36/YASİN-61: Ve
eni'budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).
Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı
Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.
Allahu Teala bütün
Sahabe'nin bunu yaptığını söyluyor. İşte
ZUMER-17-
Vellezînectenebût tâgûte en ya'budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul
buşrâ,fe beşşir ıbâd(ıbâdi).
Onlar ki: Taguta (insan ve cin şeytana) kul olmaktan içtinab ettiler
(kaçındılar)çünkü Allah'a yöneldiler.(Allah'a ulaşmayı dilediler).
Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!
Bütün sahabe
Allah'a ulaşmayı dileyerek O'na yönelmişler ve şeytana kul olmaktan
kaçınmışlar. Rabbimiz de onları kulluğa kabul ederek hem dünya hem
de cennet müjdesiyle mükafatlandırmış onları.
Allahu Teala
bizleri sadece O'na kul olalım diye yaratmış bizleri. Zariyat- 56
böyle buyuruyor:
ZARIYAT-56- Ve mâ
halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn(ya'budûni).
İnsanları ve Cinleri başka bir şey için değil, sadece BANA KUL
OLSUNLAR diye yarattım.
Allah'a kul olarak
her iki cihan mutluluğunu yasamak varken, şeytanın elinde oyuncak ve
mutsuz olmak NİYE? |