| |
"Sabbat" adı verilen gizli bir anlaşma günü, şeytanın başkanlığında
yapılan büyücüler toplantısı olarak düşünülürdü. Tüm bu büyücüler,
kimse görmeden evlerinin bacalarından, kapıların anahtar
deliklerinden ya da tahta aralıklarından gizlice sıvışarak
toplantılara giderlerdi. Bazen de keçilerin, kedilerin, ejderhaların
sırtlarına binerek havada uçarlar, gizli toplantı yerlerine çabucak
varırlardı. Kazmalara küreklere binerek uçanlar da vardı!
Şeytanın gizli toplantısına yeni gelen büyücüler kanlarıyla imza
atarak üye olurlardı. Bu toplantıda şeytana hizmet etmeye ve onun
emrinde çalışmaya söz veren büyücüler, buna karşılık şeytandan,
başkalarına zarar vermeye yarayan büyülü güçler alırlardı.
Yeni üyelerin kabul töreninden sonra büyük bir şölen verilirdi. Tüm
büyücüler bol bol yer, içer , dans eder ve her çeşit ahlak dışı
eğlenceden zevk alırlardı. Bazen insan şekline girmiş kurbağalar da
danslara katılırdı. Şölenin en gözde yemeği, büyük çukur kaplarda
kaynatılmış bebek cesetleriydi!
Bu acayip törenler gece yarısı başlar, sabahleyin horozlar ötünceye
kadar sürerdi. İlk horoz sesi işitilir işitilmez tüm büyücüler
yerlerinden fırlayıp birkaç saniye içinde gözden kaybolurlardı.
Sabbat toplantıları çok kalabalık olurdu. Bazı tanıkların
bildirdiklerine göre, Fransız Alpleri üstünde yapılmış olan
milletler arası bir büyücü toplantısına yüz bin büyücü katılmıştı!
Büyücülerin ufak toplantıları da olurdu. Şeytanın başkanlığında
yapılan bu yöresel "Koven" toplantılarına en çok on iki büyücü
katılırdı.
Anne ve babaların gizli Sabbat toplantılarına, çocuklarını da
götürdükleri sanıldığından, bu zavallı küçükler tanıklık etmeye
zorlanırdı. Böylece, birçok olayda küçük çocukların anne babalarına
karşı mahkemelerde tanıklık ettikleri görülmeye başlanmıştı.
Yargıçlardan bazıları, çocukları konuşturmak için onların
vücutlarını kızgın demirlerle yakmayı öğütlüyordu.
Bu durumlar karşısında birçok çocuk, büyücü toplantıları hakkında
düşlerinde saçma sapan masallar uydurmaya başlamışlardı. İşin asıl
garip tarafı, bu masallara büyüklerin de inanamaya başlamış
olmalarıydı!
Büyücülük tarihinin en korkunç olaylarından biri, 1669 yılında,
İsveç'in Mora kasabasında meydana geldi. Bu kasabada üç yüz çocuğun,
büyücülerin Sabbat toplantısına gitmiş olduklarına dair söylentiler
ortaya çıkmıştı. İsveç Kralı bunu duyunca, hemen bir soruşturma
komisyonu kurulmasını emretti. Kralın soruşturma komisyonu, Mora
kasabasında üç yüz çocuğun sorguya çekti. Çocukların hepsi,
hayallerinde uydurdukları öyküleri birer birer anlatmaya başladılar.
Maymunların, keçilerin, atların ve uyuyan insanların sırtlarına
binerek şeytanın bulunduğu dağın tepesine nasıl uçtuklarını, orada
büyük bir kalabalığın nasıl yiyip içtiğini, nasıl çırılçıplak dans
ettiğini birer birer anlattılar.
On iki gün süren bu soruşturma sonunda kasabadan yirmi üç kadın diri
diri yakılarak idam edildi. Tüm kasaba halkı, bu büyük günü bir
bayram gibi kutladı. Ertesi gün büyük bir ateş daha yakıldı. On beş
erkek çocuğu bu ateşin içinde canlı canlı kızartıldı. Ayrıca büyücü
oldukları kabul edilen kırk yedi kişi de başka bir kasabaya
gönderilerek orada yakılıp yok edildi. Bu da yetmiyormuş gibi, elli
altı kız ve erkek çocuk da, kasaba meydanında her Pazar günü, bir
yıl süreyle kamçılanmak ya da hapsedilmek üzere çeşitli ağır
cezalara çarptırıldı. |
|