| |
Bu arasöz, daha
çok; büyücülüğün günlük yaşamın yaygın bir belirleyici niteliği olan
Afrika ve dünya’nın diğer kısımlarındaki kişilerin (bu arada
Türkiye’deki falcılığa, büyüye, muskaya inananların)
gereksinmelerini karşılamak üzere yazıldı. Bütün gerçek İncil
öğrencileri tarafından farkına varıldığı şekilde; büyücülerin,
(yerli) Afrika doktorlarının ve benzerlerinin becerikliliği, gerçeğe
inanmakla bağdaşmaz. Yine de, tıp doktorlarından daha ucuz ve çoğu
zaman daha ulaşılabilir olmaları, onları çekici kılan görünür
başarıları ile birleştirilince, büyücü doktorların değerini bilirim.
Bu soruna mantıklı, İncilsel yoldan bakmalıyız. Bu, böylesi
kişilerce kullanılan ayartmalara dayanmak üzere güç bulacağımız tek
yoldur.
BÜYÜCÜLÜĞÜN
İDDİALARI
İlk olarak, bu
büyücülerin başarılı oldukları iddiaları, analizlenmelidir.
Başarıları için yaptıkları iddiaları ele alırken birçok abartının
olduğundan emin olabiliriz. Onların şifaları asla açıkta, herkesin
göreceği biçimde değildir. Eğer onlar gerçekten başarılı olsalardı,
o zaman onlar muhtemelen hastanelerde çalışıyor olurlar ve dünyanın
her yerinde de bulunurlardı. Bu gibilerin asıl konumu, onların hiç
bilinmeyen iyileştirmeleri savunmalarıdır - onların ne kadar
geliştirilmiş olduğu da açık değildir.
Sizlerden bu
kandırmacalarla karşılaşanlarınız, onların gücünün kesin kanıtına
sahip olup olmadığınızı kendinize sormalısınız. Örneğin; bıçkı
atölyesinde kolu bıçkıyla kesilip kopan ve bir büyücüye giden bir
adamın, mükemmel şekilde çalışan yeni bir kolla geri geldiğini
(sadece hakkında duyma değil) gözlerinizle gördünüz mü? Bu, onlara
en düşük düzeyde herhangi bir güvenilirlik verebilmemizden önce
gereksinim duyduğumuz bir kanıt türüdür. Dt. 13: 1-3 daha da
etkilidir: İsrail’e, eğer bir büyücü bir mucize gibi görünen bir
belirti ya da şaşılacak şey yaparsa, buna rağmen; onlar Tanrı’nın
sözüne göre gerçek öğretiden söz etmedikçe, o kişilere inanmamaları
öğretildi. Bu; büyücü doktorların, İncilde açıklandığı şekildeki
gerçeğe inanmadıkları, bu nedenle tüm gücün Tanrı’dan olduğunu göz
önüne alarak (Rom. 13:1 ; 1 Cor. 8: 4-6), onlara gerçek güce
sahiplermiş gibi itibar etmek üzere ayartılmamamız gerektiği
hususunu aydınlatmaktadır.
İkinci olarak,
onların uğraştıkları şikâyetlerin türü, önemlidir. Şimdiki zamanda
farkına varıldığı gibi, biz beyin gücümüzün sadece yaklaşık % 1’ini
kullanmaktayız. Geri kalanın, bilinçli olarak kullanmak için gücümüz
dışında olduğu görünmektedir (kuşkusuz Tanrı’nın Egemenliğinde
gücümüzün hepsini kullanacağız). Bizim bunu kavrayışımız olmadan,
belleklerimiz bedenlerimiz üzerinde yok denecek kadar az bir
fiziksel etkiye sahip olabilir. Bu nedenle, psikologlar (bellek
üzerinde çalışanlar); kendi kanlarının gereği gibi oluşturulduğunu
ve normal olarak çalıştığını onlara yoğun bir şekilde telkin etmek
yoluyla, kan hastalıklı kişileri tedavi edici olarak bilinirler.
Doktorlar kabul edilmiş tıptan bağımsız olarak, ara sıra bu gibi
tedavilerin olduğunu itiraf etmektedirler. Benzer şekilde;
belleğimizde birçok bunalımın olması, mide ülseri ve baş ağrıları
sonucunu doğurur. Belleği rahatlatma ya da belli bir yoldan ona
egzersiz yapma, bunların yok olmasına neden olabilir. Ama eğer,
örneğin, kolumuz bir bıçkı atölyesinde kesilip kopmuşsa, hiçbir
miktardaki bellek egzersizi, onu tekrar geri getiremez. O sadece
ciddi olmayan rahatsızlıklarda belleğimiz yoluyla kontrol edilir; ki
büyücüler bunu etkilemeye muktedir gibi görünmektedirler.
Belleğimizin nasıl çalıştığını tam olarak anlamadığımızdan dolayı,
bu, büyücülerin bazı fiziksel güçlerinden oluyormuş gibi
görünmektedir. Ama bu böyle değildir; onların oluşturduğu bu etki,
insanların belleklerine onların etkileri yoluyladır. |
|