|
En basit tanımıyla
Durugörü: Beş duyunun dışında, eşyaları, olayları ve düşünceleri
algılama ve görmedir. Ruhsal görü adı da verilen bu yetenek, Duyular
Dışı Algılamalar içinde üzerinde en fazla araştırma yapılan
yeteneklerimizden biridir.
Beş duyu organlarımızdan biri olan gözler, bu algılamada fonksiyon
görmezler. İki kaşın arasında; gözler genellikle kapalıyken ya da
her hangi bir objeye konsantre edildiği bir sırada adeta televizyon
ekranında bir film seyredercesine, bir takım şekillerin
görülmesidir. Bu yeteneği gelişmiş kişilere durugörü medyumu adı
verilir.
Başlıca Durugörü Çeşitleri
l- Basit Durugörü:
Herhangi bir anlam ve mesaj taşımayan bir takım imajların
görülmesidir. Çoğunlukla gözler kapalıyken beliren birtakım
imajlardan oluşur. Durugörünün ilk aşamasıdır. İnsanların belli bir
bölümünde bu yetenek kendiliğinden işler durumdadır. Ve bu oran hiç
de küçümsenemeyecek boyutlardadır... Bu seviyede bir durugörüye
sahip olan kişiler, gözlerini kapadıklarında istedikleri imajları
rahatlıkla görebilirler. Bu imajlar ya kendi isteklerine bağlı
olarak görülür, ya da bir takım imajlar otomatik olarak gelip geçer.
2- Mekan İçinde Durugörü:
Uzakta meydana gelen olayları ya da yerlerin algılanması ve
görülmesidir. Normal olarak görülmesi mümkün olmayan uzaktaki bir
yerin veya kapalı, saklı olan şeylerin görülerek tariflerinin
yapılabilmesi bu seviyeli bir durugörü yeteneğinde mümkündür.
3- Zaman İçinde Durugörü:
Geçmiş ya da gelecekten bilgi veren kahinlerin kullandıkları
yetenektir. Durugörünün en gelişmiş safhasıdır. Durugörünün bu
safhasında görülen imajlar geçmiş bir zaman diliminde meydana gelmiş
olan bazı olaylarla ilgili olabileceği gibi gelecekte ortaya çıkacak
olan bazı olaylarla ilgili de olabilir. Burada da adeta bir film
seyredermişçesine olaylar izlenebilir. Bu derece gelişmiş bir
durugörü yeteneğine sahip olan kişilerin sayısı bir hayli azdır. Çok
ender olarak görülür.
Kendinizi Test Edin
Gözler kapalıyken istenen bir imajın gözönünde canlandırılması
durugörü yeteneğinin temelidir. Öncelikle böyle bir yeteneğinizin
kısmen de olsa sizde işler durumda olup olmadığınızı kontrol edin:
Gözlerinizi kapatın... 10 - 15 saniye bekleyin... Ve gözünüzün
önünden geçen imajlar olup olmadığına dikkat edin... İmajlar
kendiliğinden gelip geçiyorlar mı? İstediğiniz herhangi bir imajı
zihin ekranınızda canlandırabiliyor musunuz? Yoksa hiç bir şey
gözünüzün önünden geçmiyor ve her yer simsiyah mı görünüyor?
Gözleriniz kapalıyken her taraf simsiyah görünüyorsa durugörü
yeteneğinizin tamamen işlemez durumda olduğunu söyleyebiliriz. Bir
takım renkler hatta imajlar gelip geçiyorsa durugörü yeteneğiniz
size göz kırpıyor demektir. Eğer istediğiniz imajları kolaylıkla
zihin ekranınızda canlandırarak onu adeta televizyon ekranından
seyredermişçesine canlı olarak görebiliyorsanız durugörü
yeteneğinizin su üstüne çıkmaya başladığını söyleyebiliriz. (Basit
durugörü)
Gözlerinizi kapattığınızda bir takım yerler , insanlar ve olaylar
görüyorsanız bunların herhangi bir anlam taşıyıp taşımadığını
kontrol ediniz. Örneğin gözlerinizi kapattığınızda bir arkadaşınızı
ders çalışırken gördüyseniz; hemen onu arayarak gerçekten de o anda
ders çalışıp çalışmadığını öğrenin. Ayrıntılara dikkat edin. O anda
ders çalışmıyorsa daha önce çalışmış olabilir. Eğer böyle bir durum
varsa arkadaşınızı ders çalışırken gördüğünüz ayrıntıların gerçek
olup olmadığını araştırın. Ders çalıştığı masanın rengi, masasının
üzerindeki eşyalar, odasının şekli vs...
Belki de birkaç dakika sonra ders çalışmayı planlıyor da
olabilir... Bütün bu ayrıntılar sizdeki durugörü yeteneğinizin
durumu hakkında bir bilgi verir. Tabii tek bir denemeyle karar
vermeyin. Belki başka bir zamanda daha farklı görüntüler de
alabilirsiniz. Böylelikle basit durugörü mü, mekan içinde durugörü
mü; yoksa zaman içinde durugörü yeteneğine mi sahip olduğunuzu
anlayabilirsiniz.
Gözönünde Canlandırma
Şimdi biz sıfırdan başlayarak, sizde durugörü yeteneğinin hiç
ortaya çıkmadığını varsayarak, en temel pratik durugörü
çalışmalarıyla konumuza devam ediyoruz... Gözler kapalıyken istenen
bir imajın gözönünde canlandırılması durugörü yeteneğinin temelidir
demiştik... İşte ilk alıştırmamız da buna yönelik olacak...
Aşağıdaki egzersiz, gözönünde canlandırma becerinizi geliştirmede
size yardımcı olacaktır.
3 adet siyah fon kağıdı alın. Beyaz bir kağıdın üzerine daire ve
ortasına bir nokta, artı ve tepesi yukarıya gelecek tarzda bir üçgen
çizin ve bunları keserek her birini ayrı ayrı siyah fon
kağıtlarınızın tam ortalarına yapıştırın. Şekillerinizin eni ve boyu
10 cm olmalıdır.
Hazırladığınız fon kağıtlarınızdan birini alın ve karşısına geçip
oturun. 2 dakika süre ile gözlerinizi siyah fon üzerindeki beyaz
şeklinize odaklayın... Sonra gözlerinizi kapatın... Neler olduğunu
hissedin. Gözlerinizi ilk kapattığınız an şeklin hala gözünüzün
önünde bulunduğunu fakat belli bir süre sonra yavaş yavaş kaybolmaya
başladığını farkedeceksiniz. Yapacağınız egzersizlerle bunun
süresini uzatmaya çalışın. Kendinizi kasmadan tam tersine serbest ve
rahat bırakarak bu çalışmaları her gün sürdürün... Böylece her geçen
gün gözde canlandırma yeteneğinizin hızla gelişmeye başladığına
şahit olacaksınız...
İmajinasyon ve Durugörü
Durugörü yeteneğinin temeli imajinasyona dayanır. Peki o halde
imajinasyon nedir? Önce bunu biraz açalım, daha sonra da ileri
durugörü tekniklerine geçelim... İmajinasyon, ruhsal enerjinin en
belirleyici özelliklerinden ve yeteneklerinden biridir. Bazı
araştırmacılar imajinasyonu ruhta şekillendirme olarak tarif
etmişlerdir. Düşüncenin bir enerji olduğu günümüzde artık net bir
şekilde bilinmektedir.
İşte her bir düşünce kalıbı, kendisine özgü bir enerji taşır.
Böylelikle her bir düşünce bir enerji topunun üretilmesine sebebiyet
verir. Düşüncelerimizle biz farkında olmadan pekçok imajlar yani
şekiller-görüntüler yaratırız. Konunun bu yönü üzerinde araştırma
yapan birçok parapsikolog, bu meseleyi "düşünce şekilleri" başlağı
altında incelemişlerdir.
Toparlayacak olursak, kökeni ruhsal enerjiye dayanan tüm
düşüncelerimiz çeşitli görüntülerin meydana getirilmesine sebebiyet
verir. Ancak ne var ki, bu görüntülerin frekansları çok yüksek
titreşimli olduklarından normal gözle görünemezler.
Ancak durugörü yeteneğine sahip kişiler tarafından görülebilen bu
görüntülere imaj, bu görüntünün ortaya çıkmasına sebebiyet veren
mekanizmaya da imajinasyon denmektedir. İşte bu imaj ve
imajinasyonla ilgili yapılabilecek en basit tanımdır.
Düşüncelerimizin nasıl şekillenebildiğine en iyi örneklerden biri
spatayomda meydana gelen olaylardır. Öte Alem'in yani spatyomun en
belirleyici özelliklerinden biri, hepimizin bildiği gibi
düşüncelerin anında şekillenmesidir. Bunun sebebi spatyomu oluşturan
astral maddenin, fiziki maddeye oranla çok daha süptil yani yüksek
titreşimli maddelerden inşa edilmiş olmasıdır. Konumuz dışı olduğu
için biz spatyomu bırakalım ve dünyaya dönelim...
Tüm yaşantımız boyunca çok çeşitli imajlar yayınlar ve dışarıdan da
çok çeşitli imajlar alırız. Örneğin karşınızdaki bir kişi elmayı
düşünürken, aslında onu imajine etmektedir. Yani onun şeklini
zihninde canlandırmaktadır. Siz bunu iki farklı şekilde
algılayabilirsiniz. Ya sezgisel olarak elma kelimesi zihninizde
belirir, ya da elma kelimesi değil, elmanın görüntüsü zihninizde
canlanır.
Birincisine telepati, ikincisine ise durugörü adı verilir.
Görüldüğü gibi telepati ile durugörü arasında hem büyük bir
paralellik, hem de büyük bir fark bulunmaktadır. Bu tanımdan ortaya
çıkan önemli bir sonuç vardır. O da aslında tüm Duyular Dışı
Algılamalarımızın temelinde imajinasyon gerçeğinin bulunmasıdır.
Basitleştirerek özetleyelim... Herhangi bir imaj çok farklı
şekillerde algılanabilir... Örneğin:
Beş duyu organlarımızla algıladığımızda biz ona görme ya da duyma
diyoruz... Yine aynı imaj sezgisel olarak algılandığında telepati,
gözlerimiz kapalı ya da bir objeye konsantre olarak normal gözümüzün
dışında ortaya çıkan görüntülerle algıladığımızda durugörü, fiziksel
kulaklarımızın haricinde bazı sesler duyarak algılıyorsak duruişiti,
bir sarkaç ya da çatal çubuğun hareketleriyle algılıyorsak
radyestezi, ellerimizi herhangi bir nesneye dokundurarak o nesnenin
başından geçenleri hissedebiliyorsak psikometri ve yine herhangi bir
imaj fiziksel nesneler üzerinde fiziki etkiler meydana getiriyorsa
biz ona telekinezi diyoruz...
Görüldüğü gibi ister fiziksel beş duyumuzla, isterse de beş
duyumuzun ötesindeki yeteneklerimizle olsun, sonuçta tüm
algılamalarımızın temelinde imajinasyonun bulunduğunu
söyleyebiliriz... Bu anlatılanların sadece teorik bilgilerden ibaret
olmadığı, yapılan deneysel çalışmalarla da ortaya konulmuştur. İlk
kez 1960'lı yıllarda gerçekleştirilen ve daha sonraki yıllar,
dünyanın dört bir köşesindeki parapsikoloji laboratuvarında
tekrarlanan deneylerde; imajinatif olarak şekillendirilen bir
düşüncenin fotoğraf plağına geçirilebildiği ispatlanmıştır... Bu
deneyler aynı zamanda ruhsal enerjinin maddeler üzerindeki etkisini
göstermesi bakımından da önemlidir.
"Ruh ve Kainat" adlı kitabında Dr. Bedri Ruhselman İmajinasyonla
ilgili bilgileri bir araya getirirken, iradenin yani konsantrasyonun
imajinasyon üzerindeki önemini şu cümleyle özetlemiştir: "İmajinasyon
irade ile başlar ve irade ile biter... İrade ise, herhangi bîr canlı
varlığın bir şeyi istemesidir."
İmajinasyonla ilgili buraya kadar yapmaya çalıştığımız tanımlardan
da anlaşılacağı gibi, yaşamımızın her anı imajinatif faaliyet içinde
geçer... Uyurken bile rüyalarımızla yine imajinatif faaliyetimiz
devam eder... Tüm varoluşumuz süresince çeşitli imajlar yayınlar ve
çeşitli imajları alırız. Yayınlanan İmajlar: Kendi şuurumuz ya da
şuuraltımızdan yayınlanan imajlardır.
Alınan İmajlar: Dışarıdan bize gelen imajlardır. Bunların ancak çok
küçük bir kısmının farkında olabilmekteyiz. Ancak büyük bir çoğunu
hiç farketmeyiz bile... Farkedebildiklerimiz çoğunlukla beş duyumuza
çarpanlardan ibarettir. Farkında olamadıklarımızın çoğu şuuraltımız
tarafından algılanmaktadır. Ve yine bunların büyük bir bölümü
şuuraltımıza büyük etkilerde bulunurlar. Hatta kendimizin zannettiği
birçok düşüncelerimizin oluşmasında bile büyük bir etkide
bulunurlar.
Kristal Küre veya Kum Diski ile Vizyon Görmek
Durugörü çalışmalarının vazgeçilmez unsurlarından biri hiç şüphesiz
ki kristal kürelerdir... Çok eski çağlardan günümüz parapsikoloji
laboratuvarlarına kadar durugörü çalışmalarında hep kristal küreler
birinci sırayı almışlardır.
Kristal bir küreye sahipseniz, onu kullanmadığınız zamanlar siyah
bir kadifeye sararak kapalı bir kutu içinde ve karanlık bir yerde
saklamanızı öneririz. Sizden başka hiç kimsenin onunla çalışma
yapmasına izin vermeyin. Ve hiç kimseyi ona dokundurtmayın. Bütün bu
önlemler, sadece sizin tesirlerinizin onun üstüne sinmesini sağlamak
içindir...
Kristal kürenin bu denli tercih edilmesinin nedeni, durugörü
çalışmalarında çok güzel sonuç vermesinden dolayıdır. Ancak gerçek
bir kristal kürenin maliyeti yüksek olduğu için onun yerine; kum
diski, siyah ayna, içi su veya siyah mürekkep dolu bir kase,
ortasında mat siyah boyayla boyanmış bir daire bulunan bir tabaka
beyaz karton, camdan ya da plastikten yapılmış küreler, ve benzeri
başka objeler de kullanılmaktadır. Hatta ellerinin baş parmağının
tırnağını kullanan durugörü medyumları da vardır...
Kristal küreden sonra durugörü çalışmalarında kullanabileceğiniz en
iyi objelerden biri kum diskidir. Siz de kendi kum diskinizi
evinizde kendiniz yapabilirsiniz. Kum diski yapmak için 17x17 cm
kare ebadında, sağlam beyaz bir karton alın ve merkezinden 12cm
çapında bir daire çizin. Dairenin içine bir tabaka yapıştırıcı sürün
ve yapıştırıcı kurumadan üzerine ince deniz kumu serpin. Kuruduktan
sonra kum diskiniz hazır demektir.
Bazı araştırmacı ve deneyciler, kum diskinin hiç yansıma
yapmamasından dolayı kristal küreden bile daha fazla tercih
etmektedirler. Durugörü deneylerinizde hangi objeyi kullanırsanız
kullanın, mutlaka hepsini siyah bir kadifenin üzerine koyarak
çalışmalara başlayınız..
Çalışma Öncesi Hazırlık
İlk egzersizlerinize kum diskiyle başlayabilirsiniz. Bunun için
önce kendinize bir kum diski yapın. Ve onu kimsenin ulaşamayacağı
bir yerde saklayın... Durugörü çalışmalarında arzu edilen başarıya
ulaşmak için, uzun ve düzenli çalışmalar yapılması gerekir. Bu sabrı
gösteremeyecekseniz hiç başlamayın... Unutmayın ki, kristal
kürenizin ya da kum diskinizin başına oturur oturmaz geçmiş ya da
gelecekten imajlar görmeye başlayamayacaksınız. Ve yine
unutmamalısınız ki, bu adım adım ilerleyebileceğiniz hayli uzun bir
süreçtir. Önce basit ve ne anlama geldiği belli olmayan bazı imajlar
göreceksiniz...
Basit durugörü, mekan içinde durugörü ve zaman içinde durugörü adım
adım ilerlenecek bir süreçtir. Bu sürecin hangi aşamasına kadar
ilerleyebileceğinizi önceden belirleyebilmek mümkün değildir. Bu
uzun sürece kendinizi hazırlayın... Durugörü çalışmalarına
başlamadan önce gevşeme çalışmalarını çok iyi yapabiliyor olmanız
şarttır.
Çalışmaya konsantrasyonunuzu arttırıcı yardımcı fonksiyonlardan da
yararlanabilirsiniz. Örneğin sadece çalışmalarınız sırasında
kullanacağınız özel kokulu bir tütsü konsantrasyonunuzu ve
çalışmanızla ilgili zihinsel çağrışımları belli bir noktada
tutubilmenize yardımcı bir etken olarak size olumlu katkılarda
bulunabilir. Çalışmalarınızdan önce ılık bir duş alın.
Çalışmalarınız sırasında mutlaka yeni yıkanmış temiz elbiseler
giyin. Eğer mümkünse sadece bu çalışmanız sırasında giydiğiniz özel
bir kıyafet de seçebilirsiniz. Çalışmanızı eğer şartlarınız müsaitse
hep aynı odada ve mutlaka yalnızken gerçekleştirin. Çalışmalarınızı
gün ışığının direk girdiği bir odada yapmayınız. Geceleri çalışmanız
daha iyidir. Odanızın ışığını kapatın ve sadece mavi bir ışık,
arkanızda olmak kaydıyla yanık tutulmalıdır. Çalışmalardaki
başarınız arttıkça ışığı artırabilirsiniz.
Çalışma öncesi aşarı yemekten kaçının. İç sükunetinizi mutlaka
sağlayın. Heyecanlanmadan, kendinizi hiç bir şekilde zorlamadan,
kayıtsızca çalışmaya başlamak için kendinizi zihnen hazırlayın.
Evet... Artık hazırsınız...
Pratik Uygulamalara Giriş
Objenizi, altında siyah bir kadife olmak kaydıyla masanızın üzerine
koyun. Rahat oturacağınız bir sandalye ya da koltuk alın ve
objenizin karşısına geçip oturun. Daha önce yattığınız yerden
gevşemeye alışmıştınız ancak şimdi oturduğunuz yerden derin
gevşemeye geçmeyi başarmalısınız. Bunu birkaç denemeden sonra
rahatlıkla yapabilirsiniz.
Derin gevşemeye geçin. Gevşeme halini sağladıktan sonra yavaş yavaş
gözlerinizi açın. Hiç hareket etmeyin... Objenize bakmaya
başlayın... Sadece ona bakın... Gevşeme hali içinde kayıtsızca bakın
ona... Gevşeme haline geçebilmek için nefes alma egzersizlerini
yapmıştınız ancak şimdi gözleriniz açık gevşeme halinde bulunduğunuz
bu yeni duruma kendinizi uyumlandırmanız gerekmektedir.
Diyaframınızı kullanarak ciğerlerinizin tamamıyla burnunuzdan yavaş
yavaş derin bir nefes alın ve ağzınızdan verin nefesinizi... Bunu en
az 7 defa tekrarlayın. Her nefes alış verişte tüm dikkatinizi
başınızın üstüne yöneltin. Başınıza konsantre olun ve yanaklarınızı,
göz kaslarınızı, alnınızı tamamen gevşetin... Gözlerinizi objenizden
ayırmadan, ona bakmaya devanı edin. Eğer kristal küreyle
çalışıyorsanız kürenin dış yüzeyine değil, tam ortasına
bakışlarınızı yöneltin... Normal nefes alış temponuza döndükten
sonra gayet rahat ve sakin bir şekilde objenize konsantre olun.
Kendinizi kasmamaya özen gösterin. Kendinizi serbest bırakın.
Bu andan itibaren, durugörü yeteneğinizin ortaya çıkmasına müsait
bir ortamın içinde bulunduğunuzu bilin. İşte tam o anda daha önce
belirlediğiniz bir anahtar sözcüğü üç kez tekrarlayarak kürenizin
içinde ya da kum diskinizde oluşmaya başlayacak imajları beklemeye
başlayın. Bu anahtar sözcük çalışmalarınız ilerledikçe şuraltınıza
post hipnotik bir telkin yapacağı için, belli bir süre sonra bu
sözcüğü söyler söylemez, imajlar kendiliğinden belirmeye
başlayacaktır. Bu sözcüğün yararını çalışmalarınız ilerledikçe daha
çok göreceksiniz. Bu anahtar sözcük: "Durugörüm çalışmaya
başlıyor..." gibi bir cümle de olabilir...
Bir süre sonra bakışlarınızı yönlendirdiğiniz objeniz fülulaşarak
gözünüzün önünden silikleşip kaybolacaktır. Sonra yeniden tüm
netliğiyle ortaya çıkacaktır. Bu durum birkaç kez yaşanabilir. Bu
sırada alnınızın çevresinde sanki sıkı bir bant varmışçasına bir
duyguya kapılabilirsiniz. Ayrıca iki kaşınızın birleştiği nokta ile
burun kökünüzün alnınızla birleştiği bölümlerde gıdıklanmaya benzer
bir kaşıntı hissi de duyabilirsiniz...
Objeninizin gözünüzün önünden kaybolup yeniden belirmesi, göz
merceklerinin dikkatini belli bir noktaya toplamasını kontrol eden
kasların yorumlamasından dolayıdır. İlk denemelerinizde
yaşadıklarınız bunlardan ibaretse, hiç bir imaj göremiyorum diye
cesaretsizliğe kapılmayın. Unutmayın ki, İstanbul bir günde
fethedilmedi...
Eğer sabır gösterirseniz, çalışmalarınız ilerledikçe diğer
belirtiler de ortaya çıkacaktır. Örneğin, baktığınız objenizin yavaş
yavaş gri bir sis tabakasıyla bulutlanmaya başlayabilir.... Söz
konusu bulutlanma olayı iyice yoğunlaşarak tüm objenizi
kaplayacaktır... Sonra bu sis ve bulut tabakası dağılmaya ve küçük
bulutlar halinde dönmeye başlayacaktır. Bu arada parlak ışıklar ve
kıvılcımlar objenizde görünmeye de başlayabilir.
Bu gelişmeler karşısında heyecanlanarak dikkatinizi dağıtmayın ve
konsantrasyonunuzu bozmayın. Eğer bunu başarabilir ve zihninizi
sakin tutmayı sürdürebilirseniz, bu durumda objenizin üzerindeki
görüntüler artacaktır. Parlak renkli manzaraların parça parça
görüntüleri ciddi ya da neşeli insan yüzleri, ağaçlar, evler gibi
çok çeşitli görüntüler belirmeye başlayabilir. İlk başlarda bu
görüntülerin uzun süre kalamadıklarına şahit olacaksınız. Bu
görüntüler, uykuya giriş ve uykudan uyanış sırasında görülen rüya
öncesi imajların akrabasıdır. Şimdi bunları siz uyanık bir zihinle
görmektesiniz...
Bu aşamaya kadar gelebildiyseniz önemli bir mesafe kat ettiniz
demektir. Sizde artık duru görünün, "basit durugörü" denilen
aşamasının çalışmaya başladığını söyleyebiliriz. Zihninizi sakin ve
gevşemiş tutarak objenize konsantre olmanın ustalığını
deneylerinizle bizzat kendiniz, her geçen gün biraz daha iyi
keşfedeceksiniz. Bu ilk başta size oldukça zor görünüyordu... Buna
rağmen yine de zaman zaman benzer sorunlarla karşılaşabilirsiniz.
Bazen görüntüleriniz bir anlık heyecanlanmanızdan dolayı kesilmeye
devam edebilir. Ya da bir gün önce rahatlıkla bazı imajlar görürken,
bir gün sonra hiç bir şey göremeyebilirsiniz. Bu, o günkü
biyoritmlerinizden, fiziksel ya da psikolojik durumunuzdan
kaynaklanıyor olabilir. Ancak tecrübeniz arttıkça bu istenmeyen
durumlarla daha kolay baş edebileceksiniz...
Buraya kadarki çalışmalarınız sırasında gördüğünüz imajların size
her hangi bir bilgi ya da mesaj aktarıp aktarmadığını tahlil
etmenizi sizden istemedik. Bu nedenle siz de bu aşamaya kadar
yapacağınız deneysel çalışmalarınızda gördüğünüz imajların ne anlama
geldiği üzerinde durmayın. İlk başta sizden istenen basit durugörü
yeteneğinizi ortaya çıkartmaktır. Mekan içinde durugörü ve zaman
içinde durugörü aşamalarına geçmeniz için yapmanız gereken başka
çalışmalar ve almanız gereken bir takım önlemler bulunmaktadır.
Kontrolün Ele Alınması
Basit Durugörü yeteneğinizin sizde işlerlik kazanması için önerilen
egzersizleri yapmakla kapalı olan bir kanalı açmış olacaksınız. Eğer
bunu yaparsanız hemen ardından almanız gereken bazı tedbirler
vardır. Bu tedbirleri almayan hatta bu tedbirlerin alınması
gerektiğini bile bilmeyen çok sayıda kişi bulunmaktadır. Bu
kişilerin birçoğunda durugörü yeteneği hiç bir Özel çalışma yapmadan
kendiliğinden açılmıştır. Bazıları ise yarım bilgilerle bir şeyler
yapmaya çalışmış "yarı eğitilmiş" duru görürlerdir. Bunlar esen
rüzgarın merhametine kalmış çevrelerinden gelen her türlü pozitif ve
negatif tesirlere karşı hiç bir kontrol mekanizması geliştirememiş
olan kişilerdir.
Sevgili ziyaretçilerimiz, durugörü yeteneğinizin ortaya
çıkartılabilmesi için belli bir süre bazı imajların görülmesi için
çalışılır. Ancak bu sağlandıktan sonra, bu imajları görmemek için
ayrı bir çalışma daha yapılması gerekir. Şimdi bu da ne demek?
Birkaç imaj görmek için bu kadar uğraş dur... Sonra da bu imajları
görmemeye çalış... Evet... "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu..."
diyebilirsiniz ama öyle değil...
Bu sözlerden amaç, kontrolün ele alınmasıdır. Yani istediğiniz
zaman imaj görüp, istemediğiniz zaman görmemek prensibidir. Yolda
yürürken, otobüste, araba kullanırken ya da bir vitrinin camına
bakarken imajlar görmeye başlayan pek çok kişi vardır. Böyle bir
duruma sebebiyet vermemek için kontrolün sizin elinizde bulunması
gerekir.
Kontrolü nasıl sağlayacaksınız?
Bu son derece kolaydır. Yapacağınız tek şey: Durugörü egzersizleri
sırasında imajlar görmeye başladıktan belli bir süre sonra; kendi
iradenizle çalışmayı şimdilik bitirdiğinizi söyleyerek psişik
yeteneğinizi kapatmaktır. Bunu söyledikten sonra fiziksel dünya
faaliyetleriyle ilgilenin. O sırada ya da başka bir zaman diliminde
isteğinizin dışında bazı imajlar görmeye başlarsanız hemen
dikkatinizi başka bir şeye yönlendirin. Bu hemen yapılmalıdır. Yani
isteğinizin haricinde bazı imajlar daha ortaya çıkar çıkmaz buna bir
set çekmek gerekir. İmajlar iyice sizi kaplarsa onları kapamak zor
olabilir. Tekrar ediyorum: Amaç siz istediğiniz zaman imajlar
görmektir. Kontrol mutlak surette sizin elinizde bulunmalıdır.
Bu kontrol mekanizmasını kurmanızda size en fazla yardımcı olacak
etkenlerden bir diğeri de, kendi kendinize gevşeme halindeyken
vereceğiniz telkinlerdir. Bu telkinler arasında, sadece sizi büyük
bir tehlikeden korumak amacıyla size mesaj ileten imajların, sizin
isteğiniz dışında da şuurunuza yansımasına izin verebileceğinizi
söyleyen bazı parapsikologlar bulunmaktaysa da, biz yine de en küçük
bir riske atılmamanız için, tüm kontrolün sizin elinizde
bulunmasından yanayız.
Durugörü çalışmalarında kullanacağınız anahtar sözcük size bu
alanda da büyük bir kolaylık sağlayacak ve o sözcüğü söylemeden imaj
görmeye başlayamayacaksınız. Psişik gücünüzün ortaya çıkartılmasında
nasıl ki kendinizi kesinlikle kasmayın ve sıkmayın dediysek
kontrolün ele alınmasında da aynı şeyleri söylemek durumundayız.
Kontrolün ele alınması sizde kendinizi zorlamaya dönüşmemelidir. Tek
bir cümleyle özetleyecek olursak; ihtiyacınız olan en önemli
faktörler irade, istek, konsantrasyon, telkin ve bütün bunlara bağlı
olarak düşüncelerinizi yönlendirmektir.
Kontrolün ele alınması konusunda son bir kaç uyarımız daha
olacak... Durugörü çalışmalarınızı 30 dakika ile sınırlamayı
alışkanlık haline getirin... Bu sürenin sonunda ne meydana geliyorsa
gelsin mutlaka durmalısınız. Şuuraltınızı verdiğiniz emirlere itaat
etmesi için kendi kendine telkin ve konsantrasyon çalışmalarıyla
önceden eğitmiş olmalısınız.
Belli bir çalışmadan sonra ortaya çıkmaya başlayacak olan
yeteneğinizin gelişmeye başladığından kimseye söz etmeyin... Bu
sırrı içinizde saklayın... Ve asla kendinizi diğer insanlardan üstün
görme gibi bir gidişe kaptırmayın... Belki şu anda böyle bir sözün
size söylenmiş olması bile gereksizmiş gibi görünebilir ama
durugörüsü son derece gelişmiş birçok kişinin büyük bir egoistçe
tutum içine girebildikleri de ayrı bir gerçektir. Siz bende böyle
bir şey olmaz diyorsanız da, yine de dikkatli olmanızı hatırlatmakta
yarar görüyorum... Aksi takdirde negatif enerjileri bünyenize
çekmeye başlayacağınızdan dolayı, istenmeyen sonuçlarla
karşılaşabilirsiniz...
Yapılan araştırmalar, deneyler ve istatistikler göstermiştir ki,
pisişik yetenekleri yeni yeni gelişmeye başlayan kişilerde; geçici
sinirlilik, ani coşkulara ya da derin üzüntülere kapılmak gibi bazı
heyecansal duygu halleri görülebilmektedir. Bu bir yere kadar
normaldir. Duyarlılığınızın artması ve buna bağlı olarak da
çevrenizden gelen negatif enerjileri anında fark etmenizden doğan
bir tepkidir bu... Ancak bu konuda da kontrolü elinizde tutmak
zorundasınız. Zaten bu durum geçicidir ve belli bir süre sonra
psişik güçlerinizin gelişmesine uyum sağlamaya başlayacaksınız.
Alçak gönüllüğü kesinlikle elden bırakmamak ve ruhsal olgunluğunuzu
psişik gelişmenizle orantılı bir şekilde yürütmek en önemli
amaçlarınızdan biri olmalıdır... Amacınız sadece ruhsal güçlerinizi
geliştirmek olduğu müddetçe, arzu edilen dengeyi hiç bir zaman
kuramazsınız. Şu deyişi,hiç unutmayın: "Psişik gelişmede her adım
için, ahlaki gelişmede iki adım atın." Başka söze gerek var mı?...
Bu maddeyle ilgili sanırım başka söze gerek yok ama uyulması gereken
temel prensiplerle ilgili son bir nokta daha var:
Durugörü egzersizlerine ilk başladığınız günden itibaren tüm
çalışmalarınızı, meydana gelen gelişmeleri, yaşadığınız tecrübeleri,
o gününüzü nasıl geçirdiğinizi, duygusal olarak kendinizi nasıl
hissettiğinizi, kendi kendinize verdiğiniz telkinleri kısacası her
şeyi sanki günlük tutuyormuş gibi baştan sona not ediniz. Başarıları
ve başarısızlıklarınızın sebeplerini bu şekilde çok daha iyi tahlil
edebilirsiniz. Aynı zamanda bu işlem sizde belli bir çalışma
disiplinini de beraberinde getirecektir...
Görünmeyen Gözlerinizi Açın...
Durugörü çalışmalarında fiziki gözlerin hiç bir etkisi yoktur.
Görülen tüm imajlar duyular dışı bir algılama ile fark edilmektedir.
Bu nedenle durugörü yeteneğiniz çalışmaya başladıktan sonra
gözlerinizin açık ya da kapalı olmasının hiç bir önemi yoktur.
Gözlerinizin açık ya da kapalı olması sadece uyguladığınız teknikle
ilgili bir ayrıntıdır. Genellikle pratik durugörü tekniklerinde
uygulanan yöntem, gözlerin açık olduğu ve az önce sizlere aktarmaya
çalıştığımız bir objeye konsantre olma metodudur. Eğer bu metot size
uygun gelmiyorsa gözlerinizin kapalı tutulduğu teknikler de vardır.
Bu metot da fiziki gözlerinizi kapatıp, görünmeyen gözlerinizi
açacaksınız... Şimdi bu metodu görelim... Siz kendinize bu
metotlardan hangisi uygun görüyorsanız onu seçebilirsiniz...
Aşağıdaki teknik tamamen kendi kendinize yapacağınız telkinlere
dayanır... Aşağıdaki sözleri kendi kendinize içinizden telkin
edebileceğiniz gibi, daha önce hazırladığınız bir teyp kasetin den
de yararlanarak kendinize dinletebilirsiniz... Gözlerinizin kapalı
olduğu bu tekniği uygulayabilmek için yatağınıza uzanın ve nefes
alma tekniklerini de kullanarak derin bir şekilde gevşeyin...
"Zihninizi tamamen boşaltın... Zihninizi biraz sonra çıkacak
görüntülere kaydırın... Zihninizin derinliklerinden, karanlıklar
içinden çıkacak olan ışığı düşünün... Sadece ışığa konsantre olun...
Kendinizi asla zorlamayın... İlk denemelerde göremeseniz bile zaman
içinde kendi kendinize telkin ettiğiniz tüm imajları rahatlıkla
görebileceksiniz... Acele etmeyin... Kendinizi serbest bırakın...
Birazdan karşınızda ışığı göreceksiniz... Önce hafif bir dumana
bakıyormuş gibi bir his duyacaksınız...
Yoğun ve kuvvetle aydınlatılmış bu dumana bakın... Dumanı izlerken
gittikçe zayıfladığını hissedeceksiniz... Yavaş yavaş kaybolacak...
Kaybolurken siz o dumanın içinden çok sevdiğiniz bir yeri
göreceksiniz... Belki de evinizin çok sevdiğiniz ya da kendinizi
rahat hissettiğiniz bir bölümü... Dumanın içine bakın... Birazdan
dağılıp gidecek ve sizin sevdiğiniz yer ortaya çıkacak... Onu
gittikçe daha net olarak göreceksiniz... Duman kalkıyor... Ve siz
birazdan orayı açık olarak göreceksiniz... Oraya bakın... Bakın
oraya... Bütün dikkatiniz o hayale yönelmiş olsun... Bütün
dikkatiniz o hayale yöneldi...
Görüntünün kesinleşmesini ve berraklaşmasını bekleyiniz...
Kendinizi serbest bırakın... Gevşeyin... Daha çok gevşeyin...Görüntü
gittikçe daha berraklaşıyor... Görüntüyü izliyorsunuz... Görüntü
kaybolabilir... Telaşlanmayın... Yeniden ortaya çıkacaktır.
Dikkatinizi o görüntüye yönlendirin... Onu tekrar görüyorsunuz...
Onu izleyin... Şimdi de görüntünün içinden bir çiçek çıkmasını
isteyin... Bunu düşünün... Çiçek karşınızda beliriyor... Bütün
dikkatinizi bu görüntüye yönlendirin... Bütün dikkatiniz bu çiçek
üzerinde... Dikkatinizi her ayrıntısı üzerinde tutunuz... Rengine
dikkatle bakın... Şimdi başka bir renk seçin...
Çiçek sizin seçtiğiniz bu renge bürünecek... Renk değişimi düzenli
olacak... Çok yavaş bir şekilde gelişecek... Aradaki bütün
renklerden geçip sizin tercih ettiğinize yaklaşacak... Sonunda
çiçeği sizin tercih ettiğiniz renkte görene kadar dikkatle çiçeğe
bakın... Zihniniz bomboş... Siz bütün dikkatinizi incelemekte
olduğunuz görüntüye yönlendiriyorsunuz... Görüntü iyice netleşti...
Çiçeğin kokusunu bile hissedebiliyorsunuz... Koklayın... Bu koku
sizi daha da gevşetiyor... Zihniniz bomboş... Çiçeği son bir kez
koklayın ve bırakın gitsin... Zihniniz bomboş... Görüntü kayboldu...
Zihninizi yeni bir görüntüye hazırlayın..."
Sevgili ziyaretçilerimiz önemli bir hatırlatmada bulunmak için
küçük bir parantez açma ihtiyacı hissediyorum. İlk başlarda bu
telkinlerinize karşılık alamasanız da çalışmanızı sanki imajları
görüyormuş gibi sürdürün.Ya da siz başka bir şey telkin ederken,
zihninize başka bir görüntü de gelebilir. İlk başlarda o gelen
görüntüyü belli bir süre izleyin. Ancak daha sonraları onu geri
gönderin ve siz istediğiniz görüntüyü zihninizde canlandırın. Bu
kontrolün elinizde tutmanız bakımından yararlıdır. Bu küçük
hatırlatmadan sonra, biz tekrar çalışmamıza geri dönelim.
"... Şimdi de kendinizi televizyonunuzun karşısında düşünün... Daha
önce seyrettiğiniz bir programı orada yeniden izleyebilirsiniz...
Ekran tam karşınızda duruyor... Kendinizi onu seyrederken düşünün...
Programın bir parçası az sonra ekranda belirmeye başlayacak... Tüm
dikkatinizi ekrana yönlendirdiniz... Onu seyrediyorsunuz... Sanki
gerçekten ona bakıyormuşsunuz gibi son derece net görüntüler gelmeye
başladı... Programı seyredin... Bekleyin... Program gittikçe
netleşiyor... Bomboş bir zihinle görüntülere bakın... Aynı zamanda
sesini de duyuyorsunuz... Hepsi çok canlı ve gerçek bir izlenim
veriyor...
Az sonra gözlerinizi açacaksınız... Şimdilik bu sakin ve hoş
durumda kalın... Kaslarınızın gevşek durumunu koruyun... Hafızanızın
boşluğunu koruyun... Biraz sonra gevşeme halinden çıkmadan
gözlerinizi açacaksınız... Sakin ve rahat durumunuzu koruyun...
Evet... Şimdi yavaşça gözlerinizi açın... Ve ilgisiz bir seyirci
gibi çevrenize bakın... İlgisizce bakın... Çevrenizdeki cisimlere
bakın... Hepsinin çevresine bakın... Cisimlerin çevresinde renkli
haleler göreceksiniz... Şayet renklen açık olarak görüyorsanız bir
sonraki cisme geçin... Bu deneyden çok memnunsunuz... Özellikle bazı
cisimler çok renkli haleler çıkartıyor...
Bu cisimlere geçin... Tekrar gözlerinizi kapatın... Zihniniz
bomboş... Vücudunuz gevşek... Bu harikulade bir gevşeme durumu...
Uyanınca kendinizi tamamen yenilenmiş hissedeceksiniz...
Biliyorsunuz ki alıştırmanın her tekrarı gevşemenize ve kolaylıkla
düşüncelerinizi sakinleştirmenize yardım edecek... Bu alıştırmanın
her tekrarı gittikçe daha kolay bir şekilde istenilen şuur durumuna
girmenize yardım edecek... Ve duyu dışı algılamalarınız kolaylıkla
gelişecektir... Her zaman düşüncelerinizi kontrol edebileceksiniz...
Görüntülere hakim olacak ve durugörü algılamanızı
geliştireceksiniz... Görüntüler denetiminiz altında olacak...
Sadece görmek istediğiniz görüntüler belirecek... Düşünceleriniz
yapıcı yararlı ve pozitif olacak... Yaşamınız mutlu verimli ve
başarılı olacak... Az sonra yavaş yavaş bu gevşemiş şuur durumunu
terk etmeye başlayacak ve normal şuurunuza geri döneceksiniz...
Bunun için kendinizi hazırlayın... Gittikçe gevşeme şuurundan
çıkıyorsunuz... Normal uyanık halinize dönünce yenilenmiş olduğunuz,
iyimser olduğunuzu ve yeni bir enerjiyle dolu olduğunuzu
hissedeceksiniz... Normal şuurunuza geri dönüyorsunuz... Ellerinizi,
ayaklarınızı ve başınızı oynatın ve kendinizi gerin... Tamamen
uyandınız... Son bir kez gerinerek gözlerinizi açın..."
Kahinlik ve Durugörü
Yukarıda aktarılan metotlarla yapacağınız pratik uygulamalar sizde
belli bir süre sonra basit durugörü yeteneğinizin işlemeye
başlamasına imkan sağlayacaktır. Şu ana kadar görmüş olduğunuz
imajların büyük bir bölümü sizin şuuraltınızdan kaynaklanan ya da
sizin iradeniz sonucu sizin düşüncelerinizin sonucu ortaya çıkan
görüntülerdi... Ancak psişik vizyonunuzu mükemmelleştirmek için hiç
bir zaman çaba göstermekten vazgeçmemek gerektiğini unutmayınız.
Henüz keşfedilmeyi bekleyen sınırsız derinlikler ve imkanlar sizi
beklemektedir. Bu araştırma alanında son yoktur...
Çalışmalarınız ilerledikçe mekan içinde durugörü ve hatta zaman
içinde durugörü yetenekleriniz de gelişmeye başlayacaktır. Eğer
böyle bir ideale ulaşmayı hedeflediyseniz, yapacağınız tek şey
muntazam ve düzenli olarak çalışmalara devam etmektir. Bu aşamalara
gelebilmek ve bu aşamaları kalıcı halde tutabilmek için mutlak
surette egonuza hakim olmanız şarttır. Eğer bunu başaramazsanız
mekan içinde durugörü ya da zaman içinde durugörü yeteneğine
ulaşsanız bile bu yeteneğinizi uzun bir süre elinizde tutamazsınız.
Merak etmeyin gelip de biri bu yeteneği sizin elinizden alamaz...
Ancak onu siz onu elinizde tutamazsınız. Şahsen araştırmalarım
süresince; egosunun büyümesine ve egoistçe bir tutum içine girmekten
kendisini koruyamadıkları için, çok sayıda ileri seviyelere
ulaşabilmiş durugörü medyumunun bu yeteneklerini kısa bir süre sonra
kaybettiklerine şahit olmuşumdur. Dünya üzerinde de bunun sayısız
örnekleri vardır...
Durugörü yeteneğinin en son aşaması geçmiş ve gelecekten bilgiler
alabilmektir ki, buna zaman içinde durugörü adı verildiğini başta
söylemiştik. Gelecekten bilgiler alabilmek demek gelecekte olacak
tüm olayları noktasına virgülüne öğrenmek demek değildir. Gelecekten
bilgi almak gelecekte meydana çıkacak olan sadece bazı belirli
olaylar hakkında bilgiler alabilmek demektir. Durugörü medyumu daha
çok hangi alanlarda merak sahibiyse ya da daha çok hangi alanlara
karşı ilgi duyuyorsa o konularla ilgili bilgiler alabilir.
Kehanet yeteneğine sahip olmak demek aslında zaman içinde durugörü
yeteneğine sahip olmak demektir. Bu açıklamadan hareket ederek,
dünya üzerinde ortaya çıkan bilinen ya da bilinmeyen tüm kahinler bu
yeteneğe sahip kişilerdi diyebiliriz. Bunların içinden en tanınmışı
şüphesiz ki Nostradamus'dur. Eğer onun hayatını konu alan filmi
izlediyseniz, kendisinin durugörü yeteneğinin nasıl çalıştığım ve
gelecekte ortaya çıkacak bazı olayları sanki televizyon ekranından
seyredermişçesine nasıl izlediğini görmüşsünüzdür.
Ancak hemen ifade etmeliyim ki, bu derecede ileri seviyeli bir
durugörüye sahip olmak hiç de kolay değildir. Belli bir ruhsal
olgunluk ve büyük bir sorumluluk ister... Nostradamus kendisine
düşen bu sorumluluğu son derece büyük bir alçak gönüllülükle yerine
getirmiş ve gelecekle ilgili almış olduğu tüm bilgilerini açık bir
şekilde değil şifrelendirerek geleceğe emanet etmiştir. Bir başkası
olsa böbürlene böbürlene bunları aktarmaya kalkabilirdi.
Yine konu açıldığı için hatırlatmadan geçmek istemiyorum, eski Sufi
Geleneği'nde de bu prensip aynen uygulanırdı. Durugörüsü gelişen hiç
bir Sufi gelecekle ilgili aldığı bir bilgiyi açık bir şekilde değil,
üstü örtülü bir şekilde vermeye aşırı bir özen gösterirdi. Bu yolun
edebi budur... Bu edebe uyamayacak olanlara bu yolun kapısı uzun
süre açılmaz...
İşte bu nedenle, size yaptığınız çalışmalardan ve elde ettiğiniz
gelişmelerden kimseye söz etmeyin demiştik... Turnike programına
katılan Cenk Koray, küreler içindeki dolu kartları gözlerini
kapatarak bir kerede bilmişti... Hem de önce boşları sonra da
doluları söylemişti. Seyredenleriniz hatırlayacaklardır. Güner Ümit
buna çok şaşırmış ve Cenk Koray'a bunu nasıl yaptığını sormuştu...
İşte o anda Cenk Koray'ın hali, tavrı ve verdiği cevap az önce
sözünü ettiğim tam bir alçak gönüllülük ifadesiydi: "Gözlerimi
kapattım gördüm..." diyerek kendisindeki durugörü yeteneğini
telaffuz bile etmeden soruyu geçiştirmiş ve kendisindeki bu yeteneği
normal, basit bir olaymış gibi göstermeye aşırı bir özen
göstermiştir.
İleri Teknikler
Rahatlıkla birtakım imajlar görmeyi başardıktan ve bu imajlar
üzerinde kontrol sağlayabildikten sonra artık ileri tekniklere
geçebilirsiniz. Bu ileri tekniklerden amaç, sizdeki mekan içinde ve
zaman içindeki durugörü yeteneğini ortaya çıkartabilmektir. Şimdi
bunun nasıl gerçekleştirilebileceğini görelim: Çalışmalarınızı not
ettiğiniz defterinizde artık yeni bir sayfa açıyorsunuz... Bu yeni
sayfanın üstüne "kehanet çalışmaları" yazınız... Ve her çalışmanızı
ayrıntılarıyla not etmeye devam ediniz.
Bu çalışmayı ister gözleriniz kapalı uzanmış bir şekilde isterseniz
kristal kürenize, kum diskinize ya da içi su veya siyah mürekkep
koyduğunuz kabınıza konsantre olarak yapabilirsiniz. Tercihinizi
yaptıktan sonra derin gevşeme halini ağlayınız. Derin gevşeme
halinin sağlanmasından sonra farklı bir uygulamaya girişeceksiniz.
Şuuraltınızda rakamlarla, zaman arasında bir özdeşlik
kuracaksınız... Şuuraltınız birkaç çalışmadan sonra bu programa
kendisini uyarlayacaktır...
Zihninizde bir zaman reostası yapacaksınız... Reostanın düğmesini
zihniniz, mekanizmasının işlemesini ise şuuraltınız
düzenleyecektir... Konuyu biraz açalım... "O" içinde bulunduğunuz
anı ifade edecek. "0"dan geriye doğru gitttiğinizde zamanda da
geriye doğru zihniniz kaymaya başlayacak. Bunu sadece
düşüncelerinizi konsantre ederek gerçekleştireceksiniz. Siz
düşüncelerinizi buna yönlendireceksiniz... Bundan sonrasını
şuuraltınız programlayacaktır... Eğer o ana kadar kendisinden
istediğiniz bilgiler ona gelmemişse ki, bu gelecekle ilgili
istekleriniz sonucunda oluşacaktır, işte o zaman şuuraltınız
ihtiyacı olan bilgileri kendi dışında arayacak, bulacak ve size
taşıyacaktır. Bu inanılması son derece güç, olağanüstü bir
mekanizmanın çalışmasıyla gerçekleşebilecek bir meseledir.
Peki bu pratikte nasıl uygulanacak? Derin gevşeme haline geçin
demiştik... Ordan devam edelim... Zihninizde yatay bir hayali
çizginin varolduğunu düşle-yin... "O" rakkamı bu çizginin tam
ortasında dursun... Ve bu hayali çizginin üzerinde, "O" rakkamının
solunda ve sağında yan yana birbirine bağlı olarak duran sonsuz
sayıda ekran bulunduğunu düşleyin... Derin gevşemeyi sağladıktan
sonra bu ekranları gözünüzün önünde canlandırın... Ve kendi
kendinize Şu telkinde bulunun:
"Az sonra geçmişe ve geleceğe bir yolculuk yapacağım... Bunu
yapabilmek için ekranlara konsantre olacağım... "0" rakamının
solundaki ekranları izlediğimde geçmişte yaşadığım veya başkalarının
yaşadığı olayları izleyeceğim... "0" rakamının sağındaki ekranlar
ise bana gelecekte yaşananı çak olayları gösterecek... İhtiyacım
olan bilgileri şuuraltım bana sağlayacak... Çalışmalarım ilerledikçe
bunu çok daha kolay gerçekleştireceğim..."
İlk denemeleriniz şuurunuzun derinliklerine doğru olmalıdır. Yani
sizin daha önce yaşadığınız olaylardan birini yeniden izlemeyi
istemelisiniz. Bunun için konsantre olun, gevşeyin ve tam karşınızda
bulunan ekranlarda sol tarafa doğru gitmeye başlayın. Teker teker
ekranları geçin. Bu geçişler gayet yavaş olsun. Sola doğru yirmiye
kadar sayarak teker teker 20 ekranın önünden geçtiğinizi düşleyin.
Yirminci ekranın önüne geldiğinizde gözünüzün önünde duran ekrana
yönelin. Gayet rahat ve sakin olun...
Ekranı kendinizi hiç zorlamadan izlemeye başlayın. Önce ekranın
aydınlandığını ve sonrada sisler içinden bir takım görüntülerin
çıktığını farkedeceksiniz. Önce görüntülerin ne olduklarını anlamaya
çalışmadan kayıtsızca izleyin... Görüntüler iyice canlandığında bu
imajların daha önce yaşadığınız ne tür bir olaya ait olduğunu, ve ne
zaman gerçekleştiğini anlamaya çalışın... Ancak bunu yaparken fazla
mantık yürütmemeye özen gösterin... Çünkü aşırı mantık yürütmek sizi
gevşeme halinden uzaklaştıracaktır.
Bu egzersizleri rahatlıkla yapabilir bir hale gelince artık
çalışmalarınızı bir adım daha öteye götürebilirsiniz... Sıra
gelecekle ilgili ekranları okumaya geldi... Bunu da aynı teknikle
yapacaksınız. Ancak bu sefer "0" rakamının solundaki değil,
sağındaki ekranları gözlemleyeceksiniz. Zamanın gerilerine değil,
zamanın ilerilerine doğru bir yolculuğa çıkacaksınız. Bu yeni duruma
kendinizi konsantre edin. Lazım gelen tüm bilgilerin şuuraltınız
tarafından bulunarak size iletileceğinden emin olunuz. Ve bunu
şuuraltınıza pek çok kez çalışmaya başlamadan önce telkin edin...
"0" rakamından sağ tarafa doğru ekranları teker teker sayarak
ilerlerken geleceğe süzülen bir yaprağın üzerinde olduğunuzu
düşünün.
İsterseniz sihirli bir halının üzerinde uçtuğunuzu da imajine
edebilirsiniz. Olayların henüz nesnelleşmediği bir zamana doğru
hareket etmek istediğinizi kendi kendinize belirtmeniz çok
önemlidir. Böylelikle şuuraltınız bundan haberdar olacaktır. Teker
teker sayarak ekranların önünden geçerken geleceğe yolculuk
yaptığınızın ve birazdan gelecekteki bir tarihte meydana gelecek bir
olay hakkında bilgi alacağınızın şuurunda olun... Bu havayı
yaşayın... Ekranları her sayışınızda biraz daha gevşeyerek geleceğe
uzanın... Önünde duracağınız ekran size en doğru bilgiyi verecektir.
İlk denemelerinizde yirminci ekranın önünde durun... Yakın bir
gelecekte ortaya çıkacak bir olayın kısa bir bölümünü size
gösterebilecek olan ekranın önündesiniz...
Ekranda görüntünün belirmesi için bekleyin. Zihninize bir şeyler
doğması için çaba göstermeden sessizce bekleyin. Sanki gerçek
hayatta o günün haberlerini televizyondan izlermişçesine önünüzdeki
ekrana dikkatinizi yönlendirin. Az sonra gelecekten haberler verecek
olan ekranınızda bir takım görüntüler ortaya çıkacaktır. Bunları
dikkatle takip edin. Şuuraltınız gerekli olan bilgileri
toparlayabilecektir. Ancak ona biraz zaman tanıyın. Onun bu yeni
duruma akort olabilmesi için çalışmalarınızı disiplinli bir şekilde
sürdürün. Bu sizdeki saklı bir yeteneğin geliştirilmesi için yapılan
mucizevi bir eğitim çalışmasıdır...
Çalışmanız bittiğinde görmüş olduğunuz görüntüleri tüm ayrıntısıyla
not edin ve görüntülerin size nasıl bir şey anlattığını yorumlamaya
çalışın. Gördüğünüz olayların hangi tarihte gerçekleşeceğini ya da
gerçekleşmeyeceğini mutlaka takip edin.
Geçmişe veya geleceğe doğru uzandığınız bu çalışmalarda zihninizde
canlandırdığınız ekranlarınızın herbirinin l güne karşılık geldiğini
varsayın ve bunu çalışmadan önce yapacağınız gevşeme egzersizleri
sırasında kendi kendinize telkin ediniz.... Aynı şekilde bu
düşüncenizi çalışmanız sırasında içinizden zaman zaman tekrarlayın.
Şuuraltınıza bunu bildirin... Böylelikle geçmiş veya gelecekle
ilgili ekrandan gördüğünüz bilgilerin hangi tarihe denk geldiğini
daha kolay test edebilirsiniz. Unutmayın her ekran l güne karşılık
gelecek...
İlk denemelerinizde teker teker sayarak ilerlemek kaydıyla en fazla
40 - 50 ekran ilerisine ya da gerisine kadar gidin. Daha sonraları
yüzlerce hatta binlerce ekran ileriye ya da geriye kadar
gidebilirsiniz. Bu metodu kullanarak gelecekten bilgiler alan birçok
durugörü medyumu bulunduğu gibi, geçmişe hatta geçmiş yaşamlarına
kadar gidebilen durugörü medyumlarının geçmiş yaşamlarıyla ilgili
çok önemli bilgilere ulaştığını unutmayın... Bu insana büyük bir
keyif veren ve insanı neşelendiren bir çalışmadır... Siz de çok
güzel sonuçlara ulaşabilirsiniz... Yeter ki sabırla çalışmalarınızı
sürdürün...
Yukarıdaki çalışmalarda tam başarı sağlayıncaya kadar iki günde bir
ve mümkünse aynı saatte bu metotları 30 dakika süreyle
uygulayabilirsiniz. Yeteneğiniz hissedilir derecede geliştikten
sonra temponuzu düşürün ve haftada iki veya üç çalışmadan fazlasını
yapmayınız...
Auraları Görebilirsiniz
Durugörü yeteneğiniz geliştikçe fiziksel gözlerinizin farklı
şeyleri de görmeye başladığına şahit olabilirsiniz. Cansız
cisimlerin çevrelerine verdikleri bir ışınım vardır. Bunları
görebilirsiniz. Ama asıl önemli olan, bitkilerin, hayvanların ve
insanların çevrelerindeki biyoenerjetik alanı yani auraları da
görmeye başlayabilirsiniz.
Her insanın vücudundan yarım metre ile birkaç metreye kadar
çıkabilen biyoenerjetik yayılım vardır. Bu enerji yayılımı, insanın
başından ayaklarına kadar tüm vücudu bir yumurta gibi kapsar... Her
insanın bu biyoenerjetik alanı onun ruhsal olgunluk seviyesiyle
bağlantılı bir titreşimsel özelliğe sahiptir. Ruhsal olgunluk
arttıkça vücudumuzdan yayılan bu enerjinin kalitesi de
yükselmektedir.
Durugörü medyumları bu farkı derhal hissederler. Çünkü bu enerjetik
alan farklı renklerde ışınımlarla kendisini durugörü medyumlarına
hissettirir. Örneğin, sinirlerine hakim olamayan, asabi ve egoist
kişilerde bu enerjinin ışıması kırmızı renklerde görünürken, tam
tersi yapıya sahip; kendine güvenli sakin ve ruhsal anlamda daha
olgun kişilerde ve özellikle de egosal saplantılarını yenebilmiş
kişilerde auraları mavi ve menekşe moruna yakın renklere dönüşür...
Ruhsal olgunluk arttıkça özellikle baş hizasında bu enerjiler altın
sarısına dönüşür ve büyük bir parlaklıkla ışımaya başlarlar. Eski
dönemlerde yapılmış bir takım azizlerin ya da peygamberlerin
başlarının hemen üstündeki altın rengindeki hale bunun ifadesidir...
Bu enerjetik alanları durugörü medyumları rahatlıkla görebilirler...
Auralan görmek için uygulayabileceğiniz pratik bir metot vardır:
Işığı karartılmış loş bir odada büyükçene bir aynanın önüne geçerek
hafifçe gevşeyin ve gözlerinizi başınızın üstüne odaklayın.
Gözlerinizi hafif kısın ve sabırla hep aynı noktaya bakın... Belli
bir süre sonra, ilk başta sise benzeyen bu enerjileri görmeye
başlayabilirsiniz. Aynı denemenin bir benzerini ellerinizi açıp
siyah bir zemin üstünde parmaklarınıza ve parmak aralarınıza da
konsantre olarak da yapabilirsiniz.
Psikometri
Durugörü medyumluğunun bir türüdür. Psikometri uzak veya yakın
geçmişte bir eşya ile temas etmiş bulunan kişi ya da kişiler
hakkında bilgi edinme yöntemidir. Psikometri ile sadece eşyalarla
temas etmiş kişiler hakkında değil, o cismin başından geçen her
türlü olay hakkında da bilgi edinilebilir.
Ruhsal enerjinin en önemli niteliklerinden biri etki etmek, buna
karşı madde enerjisinin en önemli niteliklerinden biri de etki
almaktır. Bu temel prensip, çevremizdeki tüm nesnelerin kendilerine
canlılardan gelen enerjileri emmesine ve saklamasına neden olur. Bu
yüzden sahip olduğumuz tüm eşyalara biz bilmeden kendi
enerjilerimizi yükleriz. Ve o eşya ile ne kadar uzun süre beraber
olduysak, o da, o kadar çok bizimle ilgili enerjileri bünyesinde
saklar.
Bu yöntemle tarihin çok eski dönemlerinde meydana gelen olaylar
hakkında eski yapıtlara dokunarak bilgiler veren psikometri
medyumları vardır. Tarihin karanlık kalan kısımlarına ışık tutması
bakımından bu çalışmalara yurtdışında ayrı bir önem verilmiştir.
Yine yurtdışında polislerle çalışan psikometri medyumları suçluların
dokundukları eşyalar aracılığıyla onların yakalanmasında önemli
bilgiler verebilmektedirler.
Bilgi edinilmek istenen eşyaya psikometri medyumları elle dokunur
ya da onu ellerinin arasına alırlar. Ve o eşyanın başından geçenler
ya da o eşyayla temas edenler hakkındaki bilgiler, durugörü
tekniğindeki gibi çeşitli imajlarla gelir. Temeli tamamen durugörüye
dayanan bir yetenektir. Du-rugörüsü olmayanların yapabileceği bir
çalışma değildir. Bu yüzden de durugörü egzersizlerini sizlere
aktardıktan sonra bu konuyu ele alıyoruz...
Eğer durugörü egzersizlerinde belirli bir ilerleme
sağlayamadıysanız bile aşağıdaki son derece basit psikometri
alıştırmasını kendi kendinize uygulayabilirsiniz... Bu aynı zamanda
durugörü yeteneğinizin gelişmesi için de yararlı bir çalışmadır
Basit Bir Deney
Dikkatinizi odadaki bir eşyaya odaklayın. Ve gidip ona dokunun.
Eğer küçük bir eşya ise onu ellerinizin arasına alabilirsiniz... Bu
deney için derin bir gevşemeye gerek yoktur. Sadece zihninizi
boşaltıp, hafif bir gevşeme yeterlidir.
Kısa bir süre sonra o eşya hakkındaki fikirler şuurunuza
üşüşüverir: O eşyanın ismi ya da etiketi, gördüğü iş, güzelliği ya
da çirkinliği, onunla ilgili daha önceden edinmiş olduğunuz bir çok
düşünce zihninize gelmeye başlayacaktır. Bunlar geçmiş tecrübelerden
kaynaklanan önceden algılanmış fikirlerdir. Şimdi ise, bunlar o anki
tecrübelerinize engel olan şeylerdir. Bu fikirleri fark ettiğiniz
anda, bırakın uzaklaşıp gitsinler... Siz eşya hakkındaki meraklı
tavrınızı canlı tutun. Kavramların önünü kesmeye çalışmayın. Kendi
hızlarıyla gelip geçmelerine izin verin. O eşya hakkındaki fikirler
bitip tükendiğinde, eşya hala orada olacaktır.
Şimdi artık onunla ilgili yeni bir görüş fırsatı doğabilir. O
eşyayla ilgili olarak, önceden bilmiş olduklarınızın ötesinde,
gerçekten neler algılıyorsunuz? Bu tecrübeyi birçok eşya üzerinde
yapın. Özellikle size ait olmayan eşyalar üzerinde de bu deneyinizi
sürdürün. Uygulama yapa yapa, sonunda eşya ile ilgili önceki
kavramların geçip gitmesine izin vererek, yeni bir tecrübeye yer
açma konusunda beceri kazanacaksınız.
Eşya hakkında önceden edinmiş olduğunuz tüm fikirler uzaklaştıktan
sonra dikkatinizi tekrar eşyaya odaklamaya çalışın. O andan
itibaren, o eşya ile ilgili zihninizde belirmeye başlayacak olan
yeni düşünceler olup olmadığına dikkat edin. Kendinizi yeni
düşüncelerin zihninize gelmesi için asla zorlamayın.
Bu alıştırmanın can alıcı yönü, zihninizi eşya hakkında önceden
edinilmiş fikirlerden temizlemek ve zihninizi sükunete
kavuşturmaktır. İşte böylece yeni algılar, eşya ya da kişiyi
algılamada yeni yollar, varlığınızın başka seviyelerinden size
gelebilir. Bu alıştırma aynı zamanda sezgi kanallarınızı açmanızda
size büyük bir kolaylık sağlayacaktır. Sezgisel algılama nedir? Bunu
telepati bölümümüzde ele alacağız...
Psikometri Egzersizleri
İlk denemelerinizde avuç içinize alabileceğiniz ya da rahatlıkla
elinizi üstüne kapatacağınız küçük objelerle çalışabilirsiniz. Her
objeyle ilgili iki ana "hatıra" vardır. Birincisi objenin kendi
varlığının tabiatında bulunan "kişisel hatırası", ikincisi ise
insanlarla ilişkisi sonucu üzerine sinmiş olan "birikmiş
hatırası"dır. Psikometri egzersizlerinin ilk aşamalarında fazla el
değiştirmemiş objelerin kullanılması sizin algılamanızda
karışıklıkları önleyecektir.
Denemelerinizde tecrübe kazandıkça, el değiştirmiş objeler üzerinde
de ayrıntılı algılamalar yapabilirsiniz. O objenin kaç el
değiştirdiği, eski sahibiyle ve son sahibiyle ilgili bilgileri çok
kolaylıkla ayırdedebileceksiniz. Ama önce basit çalışmalarla
başlamak daha iyidir. Durugörü yeteneğiniz eğer ortaya çıkmış
durumdaysa, zihninize gelen düşünceler çeşitli imajlara dönüşecek ve
her şeyi bir film şeridinde izlermişççesine takip edebileceksiniz.
Ancak bazı kişilerde durugörü kolay kolay su üstüne çıkacak durumda
olmayabilir. Belki de o kişinin sezgisel ve telepatik yetenekleri
daha etkin durumda olabilir. Herkesde tüm parapsişik yeteneklerin su
üstüne çıkması zaten mümkün değildir. Ancak denemeden kimde hangi
yeteneğin çıkacağı önceden tespit edilemez. Belki de sizde durugörü
değil sezgisel algılama ve telepati yetenekleri daha kolay
geliştirilebilecek durumda olabilir. Eğer siz de böyle bir
durumdaysanız, psikometri deneylerini yaparken sezgisel olarak
içinize doğanları mantık yürütmeden algılayabilir ve benzer başarıyı
elde edebilirsiniz.
Şimdi yapacağınız pratik çalışma için bir arkadaşınızdan yardım
istemeniz gerekecektir. O arkadaşınızdan, sizin de tanıdığınız ama
kim olduklarını bilmediğiniz 5-6 kişiden kredi kartlarını toplayarak
size getirmesini rica edin. Arkadaşınıza kredi kartlarına asla
dokunmaması gerektiğini hatırlatın. Onları ayrı ayrı kağıt bir
mendile sararak size teslim edebilir. Kredi kartlarını alın...
Sessiz ve kimsenin bulunmadığı bir odaya giderek onları mendilden
çıkartın... Üzerlerindeki isimleri görmemeye özen göstererek onları
ters çevirin ve temiz bir bezin üzerine serin...
Zihninizi boşaltın... Oturduğunuz yerde gevşeyin... Çalışmaya
konsantre olun... İyice gevşedikten sonra, kartlardan birini
avucunuzun içine alın. Alnınıza dokundurun. Göğsünüzün üstüne koyun.
Daha sonra avucunuzun içinde ya da masanızın üzerine bırakıp elinizi
üstüne koyarak, derin gevşeme haline geçin... Kesinlikle mantık
yürütmeyin... Bu kart acaba Ahmet'e mi, Mehmet'e mi ait diye asla
düşünmeyin. Sadece içinize doğacaklara konsantre olun. Neler
hissettiğinize dikkat edin. Karttan elinize sıcaklık duygusu mu
geliyor yoksa soğukluk duygusu mu geliyor? Önce buna dikkat edin.
Bu kartın sahibinin genel karakteristik halleri size duygu olarak
yansımaya başlayacaktır. İçinizde nasıl bir duygu hali canlanıyor?
Sinirli, heyecanlı ve egoist bir hal mi içinizde hakim oluyor; yoksa
sakin sessiz, sükunet içinde huzurlu bir hale mi bürünüyorsunuz?...
Bunlara hep dikkat ediniz. Daha sonra bir adım daha atın ve bu
kartın bir bayana mı yoksa erkeği mi ait olabileceğini hissetmeye
çalışın. En sonunda bu kartın kime ait olduğunu bulacaksınız....
Bunu yaparken de mantık yürütmeyin... İçinize doğacak sezgiye
kendinizi teslim edin... Eğer durugörü yeteneğiniz işler durumdaysa
kartın sahibini imajinatif olarak gözlerinizin önünde canlanmasını
bekleyin. Zihinsel ekranınızda onun görüntüsünü görün ve o kişi ile
ilgili özel bazı bilgilerin sezgisel olarak ya da görüntüsel olarak
size gelmesini bekleyin.
Bu egzersizi diğer tüm kartlar için tekrarlayın ve elde ettiğiniz
tüm izlenimleri not edin. Daha sonra kredi kartlarının üzerindeki
isimlerle notlarınızı karşılaşırın. Arkadaşlarınızı tanıdığınız
için, not ettiğiniz bilgilerin ne kadar gerçeğe yaklaştığım hemen
anlayabilirsiniz.
Ancak çalışmanız sırasında bazı arkadaşlarınızla ilgili çok özel ve
sizin normal olarak bilmediğiniz özellikleriyle ilgili
algılamalarınız olmuşsa, bunların doğruluğunu bizzat o kişilere
sorarak kendinizi test edin. Bu çalışmalarınızın süresi de durugörü
çalışmalarında olduğu gibi 30 dakikayı geçmemelidir. Bu süre içinde
kartların tamamını bitiremezseniz, ara verip bir sonraki gün devam
ediniz. |