|
"Ebced" kelimesi, Arap alfabesindeki harflerin
kolay ezberlenebilmesi için,
harflerin birleştirilmesiyle meydana gelen 8 anlamsız kelimenin
ilkidir.
Ebced, ilk kelimenin adı olduğu gibi, aynı zamanda diğer
kelimelerin tümünün de
adıdır.
Yani ebced, eski alfabeye verilen addır. "Abcad, ebicad, ebiced ve
abucad" da
denmesine rağmen tutunmuş şekli ebced dir. 8 anlamsız kelime
soldan sağa doğ ru şöyle sıralanır: Ebced, Hevvez, Hutti, Kelemen, Sa'fas, Karaşet,
Sehaz ve Zad zağ. Son kelime "Zazığlen" veya "Zazağlen" şeklinde de okunmuştur.
Ebced'in menşei hakkında çok şeyler söylenmiştir. Bunların pek
çoğu rivayetler den oluşmaktadır. Alfabeyi oluşturan 8 kelimenin ilk 6'sının Medyen
ülkesinin
krallarının adları olduğu; 6 şeytanın adı olduğu; haftanın
günlerinin her birinin
adı olduğu; ilâhî Isimlerin baş harfleri olduğu; Hz. Adem (A.S.)'in
cennetten
kovuluşunun evreleri olduğu; İlâhî emirleri ve yasakları verdiği;
Pers hükümdarı
Sâbûr'un çocuklarının adları olduğu vs. gibi birbirinden
farklı rivayet ve yorum lara konuyla ilgili kaynaklarda sıkça rastlanmaktadır. Bunun
yanısıra ebcedi dinî
motiflerle açıklayan kaynaklar da vardır.
Ebced Hesabı Ebced'in en büyük özelliği "Ebced hesabı" adı verilen bir işlemde
kullanılmasıdır. Buna göre, ebced ifadesindeki her harfin bir sayı
değeri vardır ve bu değerlerden istifadeyle bir çok konuda pek çok
işlemler yapılmıştır. İşte bunların her birine bu hesabın adı
verilir. Ebced
alfabe düzeninin harfleri 1'den 9'a, 10'dan 90'a, 100'den 1000'e
doğru
numaralandırılır. Bunu şu şekilde de gösterebiliriz:
Ayrıca bu alfabede gözükmeyen "pe" harfi "be " gibi, "çe" harfi de
"cim" gibi kabul edilerek onların sayı değerlerini alır. Eskilerin "hisâb el-cümel" dedikleri, ebced hesabının 4 çeşidi
vardır:
"Büyük", "en büyük", "küçük" ve "en küçük" ebced hesabı. Yukarıdaki
tablo, eskiden büyük ebced (cümel-i kebîr) olarak ele alınmış, ama
bugün küçük ebced (cümelsağir) olarak değerlendirilmektedir. Kultanıldıgı Yerler Ebced alfabe düzeninde her bir harfin bir
rakama
tekâbül etmesi keyfiyeti, Türk-İslâm kültüründe, hemen hemen her
sahaya
yayılan bir kullanımı ortaya koymuştur. Rakamla ifâde edilecek
şeyler
yazıyla, yazıyla ifâde edilecek şeyler de rakamla sembolize edilir
olmuştur.
Kullanıldığı yerler kısaca şöyle sıralanabilir:
Günlük ihtiyaçlarda:
Özel notlar ve ticarî ilişkilerde kullanılmıştır.
Meselâ: 100 akçe alacağı olan birisi alacaklı olduğu kişiye bir
kağıt üzerinde bir
kaf harfı yazıp gönderince hem alacağını istemiş, hem de konuyu
aracıdan
saklamış oluyordu.
İsim sembolü olarak:
İki veya daha fazla kelimenin sayı değerlerinin
aynı olmasından istifadeyle birini söylemekle diğeri kastedilmiş
kabul
edilerek halk arasında kullanılagelmiştir.
Meselâ: "Muhammed" kelimesi 92'dir. "Aman' kelimesi de 92'dir.
"Mevlevî" kelimesi de 92' ettiğinden bu kavramlar arasında bir
alaka
kurulmuştur.
En meşhurlarından biri şudur:
Aman lafzı senin ism-i şerîfinle müsavidir
Anınçin aşıkın zikri amandır ya Resulullah
Keza bu konuda ilim = amel = sa'y kelimelerinin sayı değeri
140'dır.
Hem sayı değeri itibariyle hem de anlamca aralarında bir irtibat
vardır.
Hilâl, lâle ve Allah lafzı da sayı değeri bakımından 66 etmektedir.
Bu husustan dolayı kültürümüzde hilâl ve lâleye daha özel bir yer
verilmiştir.
Çocuğa isim verilirken:
Doğum tarihinin bir kelime veya bir, iki
isimle belirlenmesidir. Hangi isimler çocuğun doğduğu seneyi ebced
hesabıyla verirse, o isimlerden biri çocuğa verilmiştir. Meselâ: H.
1311'de
doğan çocuğa "Mahmud Bahtiyar", "Süleyman Hurşid", "Yusuf Mazhari',
"Ömer
Rıza" ve "Recep Servet" gibi isimlerden biri verilebilir. Çünkü
bunların her
biri 1311 etmektedir.
Kitap ve Makalelerde:
Eskiden kitapların önsöz, giriş, takdim sayfaları ile numara almayan sayfalar hep ebced alfabesine göre numaralandırılmıştır.
Kitapların ay ve sene kayıtları, yazı bölümleri ve madde başlıkları
hep ebced düzenine
göre tanzim edilmiştir.
Resmi devlet kayıtlarında:
Devlet arşivlerinde yer alan birçok resmî
belgeler, tutanaklar, fezleke ve mazbatalar, tarihler başta olmak
üzere
vak'anüvis kayıtları, vakıf kayıtları ile sayım ve envanter
hesapları
hep bu hesaba göre tanzim edilmiştir.
İlimlerde:
Fizik, matematik, geometri ve astronomide sıkça kullanılmıştır.
"Sa'fas" kelimesinin harfleri kullanılmıştır. Astronomide buyük
rakamlar
"ğayn" harfinin birkaç tekrarı ile de sağlanabilmiştir. Ebced
hesabı,
musikide de kullanılmıştır.
Buna göre sesler ve perdeleri ebced alfabe düzeninden istifade
edilerek
oluşturulan bir "ebced notası" ile belirlenmiştir. Bu hesabın en
çok
kullanıldığı yerlerden biri hiç şüphesiı mimarlık tır. Özellikle
Mimar Sinan,
eserlerinde, boyutların modüler düzeninde çok sık kullanılmıştır.
Temel lslâmî
kavramlardan oluşan bu hususa birkaç misal verelim:
Süleymaniye'de zeminden kubbe üzengi seviyesi 45, kubbe alemi 66
arşın
yüksekliktedir. Ebced'e göre "Âdem' 45, "Allah" lafzı da 66
etmektedir.
Yine Selimiye'de de kubbeyi taşıyan 8 ayağın merkezlerinden geçen
dairenin çapı 45 arşındır. Kubbe kenarı zeminden 45, minare alemi buradan
itibaren
66 arşındır. Süleymaniye ve Selimiye'nin görünen silüetleri 92
arşındır ki,
bu da "Muhammed" kelimesinin karşılığıdır.
Cifr ve Vefk ilimlerinde :
Ebced hesabı ayrıca cifr, vefk gibi ilimlerde, astrolojide, define
aramada da
kullanılmıştır.
Tasavvuf ve Din ilimlerinde :
Ebced hesabının tasavvuf ve din ilimlerinde kullanıldığına şahit
olmaktayız.
Özellikle "Kelime-i Tevhid" veya "Esmâ-i Hüsn"a"dan bir ismin kaç
aded zikr edileceği ebced tablosuna göre tayin edilir. Kur'an
tefsirlerinde ve hatta Kadir gecesinin tayininde de ebcedin kullanıldığını bilmekteyiz.
Tarih düşürmede :
Ebced hesabının en fazla en fazla kullanıldığı yer hiç şüphesiz
tarih düşürmedir.
Bunun için o olayın tarihini verecek ustalıklı bir kelime veya
mısra söylenir ki,
hesaplandığında o olayın tarihi ortaya çıkar. lşte "tarih
düşürme sanatı" adı verilen bu sanat divan edebiyatı boyunca kullanılmış ve bütün kültür
varlıklarımızın
kitabelerinde yer almıştır.
Eski ve gelecek olayların tarihlerini bulmada:
Özellikle Kuran-ı Kerim ve hadislerden yapılan çalışmalarla geçmiş
ve gelecek
olaylara ait tahminler yapılmıştır. İstanbulun Fethinin "beldetun
tayyibetun..."
cümlesinden çıkartılması gibi. Bediüzzaman said-i Nursi'nin Sikke-i
Tasdik-i Ğaybi adlı eserinde bununla ilgili çok sayıda örnek bulunmaktadır. |