|
ESMA-ÜL HÜSNA Cenâb-ı Allah'ın güzel isimleri.
Yasadığımız
dünya, felekler, yıldızlar, ay ve güneş birer âlemdir. Bütün bu
âlemler bir ahenk içindedirler. Bu, Allah'ın Rab sıfatının bir
tecellisidir. Dünyadaki düzenin kaidelerini koyup, varlıkları
bir ahenk içinde yaşatma da Rab sıfatının gereğidir.
Doğmamız, büyümemiz, ölmemiz, insanlardâki
yücelik, ahlâk, terbiye, kemal hep Rubûbiyet sıfatının
yansımasındandır. Gözün görmesi, aklın ermesi, bütün iş ve
hareketler, olma ve oluşma Rab sıfatının bir tecellisidir. Onsuz
bir hareket ve düşünce yoktur.
Gerek Kur'ân-ı Kerîm'de gerek hâdis-i şeriflerde
gecen birçok güzel ismi vardır. Aslında bu isimleri iki grupta
ele almak mümkündür:
a) Hak Teâlâ'nın zatına mahsus bir özel isim olan
"Allah" lâfz-ı şerifi Ondan başka bir varlık hakkında
kullanılmamıştır. Kullanılması caiz değildir. Bu ismin tesniyesi
(ikil siğası) ve çoğulu da yoktur. Bir başka dile tercüme
edilemez, hiçbir kelime onun yerini tutamaz.
b) Allahu Teâlâ'nın ikinci gruba giren isimleri,
sıfatlarından alınan isimlerdir. Ayet ve hadislerde Cenâb-ı
Hakk'ın pekçok güzel isminden bahsedilir. Bunlardan her biri
O'nun sıfatları ile ilgili ve onlardan alınan isimlerdir.
Rahman, Rahîm, Âlîm, Hâlik vs. gibi. Bu isimler bir başka dile
tercüme edilebilir. Meselâ, Hâlik ismi, yaratan veya yaratıcı
olarak söylenebilir. Müminin Allah hakkındaki inancı, O'nun
zâtının mukâddes olduğu, diğer zat ve eşyâyâ benzemediği, yüce
sıfatlarla sıfatlandığıdır. Allah kendisini Esmâü'l-Hüsnâ en
güzel isimler ile isimlendirmiştir (el-A 'râf, 7/180; el-İsrâ,
17/1 10; Tâhâ, 20/7; el-Haşr, 59/24). Doksan dokuz adet olan bu
isimlerin basında "Allah gelir. Diğer isimlerin hiçbiri anlam ve
içerik itibarıyla "Allah" isminin yerini alamaz. Bu nedenle,
İslâm'a girecek kişi, "Lâ ilâhe İllâllah" der; "Lâ ilâhe
illarahman" demez. Namaza başlarken, "Allahü Ekber"der; "Rahman
Ekber" diyemez. Allahu Teâlâ'nın bütün isimleri güzeldir.
Kur'an-ı Kerîm'de, "Allah'ın güzel isimleri vardır. O halde
Allah'a o güzel isimlerle dua edin" (el-A'râf, 7/180);
"De ki: "İster Allah deyip dua edin, ister Rahman
deyip dua edin; hangisi ile dua ederseniz edin, onun güzel
isimleri vardır '' (el-İsrâ, 1 7/110) buyurulmuştur
Peygamber efendimiz de bir hadislerinde şöyle
buyurmuştur: "Allahu Teâlâ'nın doksan dokuz ismi vardır. O
isimleri kim ezberlerse (sayar, manasını anlar ve şuûruna
ererse) cennete gider. şüphesiz, Allah tektir ve tek olmayı
sever" (Buhârî, Daavât, 68). Allahu Teâlâ'nın isimleri
doksandokuz isimden ibaret değildir. O'nun ayet ve hadislerde
gecen başka isimleri de vardır. Yalnız Tirmizî ve İbn Mâce'de
geçen bir hadiste bu doksandokuz isim teker teker sayılmıştır.
“Buna rağmen yüz çevirirseniz, artık size
kendisiyle gönderildiğim şeyi tebliğ ettim. Rabbim de sizden
başka bir kavmi yerinize geçirir. Siz O’na hiçbir şeyle zarar
veremezsiniz. Doğrusu benim Rabbim, herşeyi
gözetleyip-koruyandır.” (Hud Suresi, 57)
Bugün bilim
adamlarının çoğu, evrenin yoktan var olduğu konusunda kesin bir
fikir birliğine varmışlardır. Çünkü ellerindeki tüm deliller bu
gerçeğe işaret etmektedir. Evrenin yoktan var oluşu sırasında
ortaya çıkan atomlar ile bugün canlı-cansız herşeyi oluşturan
atomların birbirleriyle aynı olduğunu da bilim ortaya
koymaktadır. Evrenin ilk yaratılış anında ne kadar atom varsa,
şu anda da o kadar atom vardır. Ancak şöyle bir farkla: Yoktan
var oluş anında büyük bir hızla etrafa dağılan atomlar, bugün
yıldızları, dünyayı, atmosferdeki havayı, yeryüzündeki suyu,
toprağı ve hatta sizin bedeninizi meydana getirmektedirler.
Üstelik bunu öylesine kusursuz bir düzenle yapmaktadırlar ki,
her bir atoma hakim olan düzenleyici gücün varlığı kesin olarak
anlaşılmaktadır. Zira bir düzenin varlığı Düzenleyicinin
varlığını zorunlu kılar.
Bu noktada karşımıza şu gerçek çıkmaktadır: Ortada hiçbir şey
yokken maddeyi yaratan ve kusursuz bir düzen oluşturan Allah, bu
düzenin meydana gelişindeki her aşama hakkında bilgi sahibidir.
Çünkü böylesine karmaşık ve girift bir sistemin tek bir anının
dahi kontrolsüz oluşması mümkün değildir.
İşte bu gerçek bize kainattaki sistemi düzenleyen, var eden
Allah’ın sonsuz ilmini göstermektedir. O herşeyi yoktan var
etmiş ve bu var oluşun her saniyesini, her dakikasını
gözetleyerek kusursuz bir düzen oluşturmuştur. Ve halen de bu
düzeni gözetlemekte ve korumaktadır. Nitekim “Çünkü senin
Rabbin, gerçekten gözetleme yerindedir.” (Fecr Suresi, 14) ayeti
Allah’ın kainat üzerindeki sürekli korumasını bizlere
bildirmektedir.
Doğrusu Biz, yerin onlardan ne eksilttiğini
bilmişizdir. Katımızda (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir
kitap vardır. (Kaf Suresi, 4)
Oysa onun, kendilerine karşı hiçbir
zorlayıcı-gücü yoktu; ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku
içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkanı verdik). Senin
Rabbin, herşeyin üzerinde gözetici-koruyucudur. (Sebe Suresi,
21)
Allah’ın dışında birtakım veliler edinenler ise;
Allah, onların üzerinde gözetleyicidir. Sen onların üzerinde bir
vekil değilsin. (Şura Suresi, 6) |