|
Öncelikle Gayb
aleminin ne olduğu hakkında kısa bilgi verelim. Görülmeyen ve
normal beşeri duyu organlarıyla hissedilemeyen varlıklar alemine
Gayb alemi denir. Bazıları varlıklar aleminin sadece görülen ve
beşeri duyu organlarıyla hissedilebilen varlıklardan ibaret
olduğunu, bunun dışında herhangi bir varlık bulunmadığını iddia
eder, üstelik bunu akılcılık olarak değerlendirirler. Oysa bu
akılcılık değil materyalizm yani maddeciliktir. Bu düşüncede
olanlar varlıkların sadece maddi varlıklar olduğunu zannederler.
Oysa bu felsefe artık bilimsel yönden de akli yönden de iflas
etmiştir. Bilimsel araştırmalar, beşeri duyularla hissedilemeyen
pek çok varlık olduğunu ispat etmiştir. Her şeyden önce manyetik
etki beşeri duygularla hissedilemeyen ama bilimin tespit ettiği
bir realitedir. Yine hissedilemeyen ama bilimin tespit ettiği
yüzlerce ışık türü bulunmaktadır. Bunlar duyularla
hissedilemeyen ama bilimin tespit edebildiği varlıkların
bazıları. Bilimin tespit edemediği daha nice varlık çeşidi
bulunmaktadır ki işte bunlara gayb alemi denir.
Melekler gayb
alemine ait varlıkların bir türüdür. Bundan önceki sayılarımızda
Kur'an ve sünnete dayanarak meleklerle ilgili ayrıntılı bilgiler
vermeye çalıştık. Ancak gayb alemi sadece meleklerden ibaret
değildir. Onların yanı sıra gayb alemine ait daha birçok varlık
çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan bazıları hakkında Kur'an-ı
Kerim'in ışığında bilgi vermeye çalışacağız.
Gayb alemine
ait varlıkların bir türü de cinlerdir. Cinler hakkında Kur'an-ı
Kerim'de birçok ayeti kerime bulunmaktadır. Kur'an-ı Kerim
onların da insanlar gibi imtihana tabi tutulduklarını ve
içlerinden iman edenlerin de, inkâr edenlerin de bulunduğunu
bildirir. Kur'an-ı Kerim'de cinlerin Hz. Peygamber (s.a.s.)'in
ağzından Kur'an'ı dinleyip ona iman etmeleri hakkında şöyle
buyurulur: "De ki: "Bana vahyedildiğine göre cinlerden bir grup
(Kur'an'ı) dinledi ve şöyle dediler: "Doğrusu biz hayret verici
bir Kur'an dinledik. O (Kur'an) doğruluğa iletiyor. Biz de ona
iman ettik. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız."
(Cin suresi, ayet: 1-2) Kur'an-ı Kerim'de, cinlerin kendi
içlerindeki durumu ifade için şöyle dedikleri bildirilir:
"Gerçek şu ki, bizden salih olanlar da var, bunun aşağısında
olanlar da. Biz, çeşit çeşit yollara ayrılmış gruplardık." (Cin
suresi, ayet: 11) Yine aynı surede şöyle buyurulur: "Onlar da
sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini
sanmışlardı." (Cin suresi, ayet: 7) Bu ayetlerden anladığımıza
göre iman ve inkâr konusunda cinler de insanlar gibidirler.
Bazıları iman etmiş, bazıları ise inkâr etmişlerdir. Dolayısıyla
ahiretteki hesapları da insanların hesapları gibi olacaktır.
İman edenler kurtulacak, inkâr edenler azabı hak edeceklerdir.
Hz. Süleyman
(a.s.) zamanında cinlerin değişik işlerde çalıştırıldıkları da
Kur'an-ı Kerim'de bildirilir. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de bu
konuda şöyle buyurulmaktadır: "Cinlerden de, Rabbinin izniyle
onun (Süleyman'ın) emrinde çalışanlar vardı. Onlardan kim
emrimizden sapacak olsa ona şiddetli azaptan tattırırdık. Ona
dilediği gibi kaleler, heykeller, büyük havuzlar gibi çanaklar
ve sabit kazanlar yaparlardı." (Sebe suresi, ayet: 12-13)
Gerek bu
ayetlerden ve gerekse daha başka ayetlerden ve hadislerden
anladığımıza göre insanlardan bazılarının cinlerden bazılarıyla
irtibat kurmaları mümkündür. Ancak bu irtibat konusunda birtakım
yanlış düşünceler ve inançlar bulunmaktadır. Bu yanlış
inançların başında gelen ise cinler vasıtasıyla gaybdan haber
alınabileceği, gelecekle ilgili bilgiler edinilmesinin mümkün
olduğu inancıdır. Bu inanç kesinlikle yanlıştır. Bunun
yanlışlığını inşallah gelecek zaman içerisinde yine Kur'an-ı
Kerim'in ışığında ortaya koymaya çalışacağız. |