|
Remil Bakımının
gerçeğe en yakın bilgileri verdiği doğrudur. Bu durum gerek
İlahi Nizamdan bir süzülüş eseri bir peygamberde tecelli etmiş
olmasındaki asaleti, gerekse tecrübelerle sabittir. Hal böyle
iken, hiçbir ilim yada araçla gaybi bilgilere ulaşmak mümkün
değildir. Zaten Gayb, sadece ve sadece Yüce Allâm-ul Ğuyub
Hazretleri' nin bildiği ve kendisi bildirmedikçe asla
bilinmesinin mümkün olmadığı bilgi
demektir. Tabi ki remil de ulaşılan bilgiler gaybi bilgi
değildir ancak yinede ulaşılan bilgilerde Allah-ü Teâlâ ' nın
izhar veya ihfâsı söz konusudur. Yâni bilgileri açıp gözler
önüne serende, gizleyip, örtende O' dur. Bizlere ne kadar
öğrenmeyi lütfederse, sizlere de o kadar bilmeyi ikram eder.
Allah-ü Teâlâ adeti ilâhiyesi gereği, gizli konularda yüzde yüz
kesin bilgi alabilmenin yolunu açmaz. Yâ Rabbî, bizleri yalan
yanlış bilgilerden ve bu vesile ile şartlanmalardan koru.
Kehanet, yüce
dinimiz İslam' ın kesin olarak yasakladığı bir uğraştır. Rasul-üllah
Efendimiz '' Her kim arrafa (kahin) gider ve söylediklerini
tasdik ederse, kırk gün meclislerimizden uzak dursun.'' Hadis-i
Şerifi ile konunun tehlikesine dikkat
çekmiştir. Kehanet, gaybi bilgilerin bilinebilirliğinin iddiası
ile Allah-ü Teâlâ' nın zatına mahsus Allâm-el Ğuyub sıfatına
ortak olma çabasıdır. Bu asla kabul edilebilecek bir hal tarzı
değil, ap açık bir küfürdür. Diğer konu başlıklarında da izah
etmeye çalıştığım üzere gayb, sadece ve sadece Allah-ü Teâlâ'
nın bildiği, kendisinden başka ne bir peygamberin, ne bir
meleğin bilemeyeceği bilgi demektir. İnsanlar hangi ilmi, hangi
aracı, hangi kabiliyeti kullanırsa kullansınlar asla bu tür
bilgilere ulaşamazlar. Allah-ü Teâlâ Kur'an-ı Azîmüşşan' da
gaybın anahtarlarının kendi elinde olduğunu, ancak kendisinin
dilediği kimselere, dilediği oranda gaybi bilgi vereceğini
açıkça beyan etmiştir. Gayb ile ilgili yaptığım tarife dikkat
edilecek olursa, Allah-ü Teâlâ bu bilgileri dilediği kimseye
verdiği andan itibaren, bu bilgi gayb kapsamından çıkmış olmakta
ve gaybın bilinmezliği Allah-ü Teâlâ tarafından korunmuş
olmaktadır.
Değerli
ziyaretçilerim, Allah-ü Teâlâ, yarattığı evrende kurduğu sistemi
muazzaması gereği, melek dediğimiz iradesiz enerji kümelerini
bir takım oluşum ve işleyişlerle görevlendirmiştir. Berat
Gecesi olarak bilinen Şaban Ayı' nın onbeşinde bir yıl
içerisinde olacak olayların çizelgesini (Levh-i Mahfuz' dan bir
sahife) semadaki makamına indirip meleklerin ilgili oluşum ve
işleyişlerdeki görevlerini bildirmektedir. Burada yazılı
bilgiler gayb
kapsamından çıkmış olmaktadır. Rasul-üllah Efendimiz doğduğu
güne kadar cinler bu bilgilere ulaşabiliyordu ancak Efendimiz'
in şerefine Allah-ü Teâlâ cinlerin bu noktaya ulaşmasını
engelleyecek setler çekti. Kahinler o dönemde cinler vasıtası
ile bu bilgileri çalıp, gaybı bildiklerini iddia ederlerdi.
Fakat orada gaybi bir bilgi olmadığının farkına varamazlardı.
Remil Bakımı
yüzde yüz gerçeği bilme yada gaybi bilgiler sunma iddiasında
değildir. Remil sonuçları en fazla bir yıllık bir zaman dilimini
kapsamakta ve hale nazaran geleceğin nasıl şekil alabileceğinin
ihtimallerini derecelendirmektedir.
Bu konuda söylenebilecek çok şeyler vardır ancak, sanırım remil
ve kehanet arasındaki farkın anlaşılması bakımından bu kadarı
yeterlidir. |