|
Şimdiye kadar olan
açıklamalarda evrendışı tesirler üzerinde duruldu. Bu bölümde ise
evreniçi tesirleri incelemeye başlıyoruz. İyice yerleşmesi açısından
evrendışı tesirlerin iki tip olduğunu tekrar hatırlayalım:
Birincisi, Logos
üzerinde etken olan ve Logos'un tepki verdiği Kozmik tesirler: Böylece
meydana gelen değişimler, tezahür evrenine Logos'sal tesirlerin
varyasyonları ve safhaları olarak yansır. Bu nedenle ilk haline sadık
olmakla beraber Logos tesirleri sabit değildir. İşte bu noktada,
ezoterik ve eksoterik teolojiler birbirinden ayrılır. Eksoterik teoloji,
Tanrı'nın değişmez olduğuna inanır. Ezoterik teoloji ise, Tanrı' nın
kendisinin de 'kanun'a uygun bir mütasyonla gelişmekte olduğunu kabul
eder.
İkinci olarak ise
Logos tesirleri, Logos'un, evrenin evrimine gösterdiği reaksiyonların
sonucu olarak doğasında ortaya çıkan tezahürlere bağlı olarak değişime
uğrar.
Evrimleşen insanlığın
maruz kaldığı tesirlerin değerlendirilmesinde, tezahür evreninde etken
olan Logos tesirlerinin gösterdiği işte bu iki tür değişim göz önüne
alınmalıdır.
Bu değişimlerin
değerlendirilmeye katılması iki şekilde olur:
Kozmik açıdan:
Ekinokslar ve kuyruklu yıldızlar aracılığıyla.
Evrimsel reaksiyon
açısından: Biyolojik geçmişin safhalarını gösteren eğrinin
incelenmesiyle.
Şimdi insanın
evrimini sürdürdüğü tezahür evreninin koşullarını incelemeye
başlıyoruz.
Daha önceki
açıklamalardan anlaşılacağı üzere, düzenli her etki ve tepki, evrenin
eğriliği kanununa bağlı olarak, sonunda periyodik bir nitelik kazanır.
Periyodik bir reaksiyon ise uzayda bir iz bırakır ve böylece
sterotipleşir. O halde bir tezahür evreni, herhangi bir anda mevcut olan
uzaydaki izlerin çatısıyla bir arada tutulan atom ve molekül dizisidir.
Başka bir deyişle, Tekilliğin organize tezahürleri, uzaydaki izlerin
soyut kalıplarını oluşturduğu bir dizi sterotip reaksiyondan başka bir
şey değildir.
Bu sterotip
reaksiyonlar büyük çeşitlilik sergilerler ve orijinlerinin moduna göre
ayırt edilebilirler. Bunlar, Ateşin, Formun veya Zihnin Lordları
tarafından, evrimsel süreç içinde geliştirilmiş reaksiyonlardır. Bu
reaksiyonların her biri, belli bir evrim sürecinde ortaya çıkan
formlarla ve faaliyetlerle ilgili tezahürleri yöneten bir 'Doğa
Kanunu'na tekabül eder. Böylece aralarındaki fark belirginleşmiş olur.
Ancak analitik bir zihnin ayırt etmesi mümkün olmasa da, her evrim bir
öncekinin yarattıklarını değerlendirdiği için, önceki evrimin reaksiyon
tiplerini de doğasında içerir. Bu reaksiyonlar bağımsız tabakalar
halinde varolurlar; ki bunların manipülasyon metotlarının bilgisi,
pratik imajının temelini oluşturur.
Hatırlayacağınız
üzere, tezahür evreninin her safhası belli bir sıra dahilinde cereyan
eder ve bu safhalar, sonraki yaşam dalgalarının gelişme ortamlarını
hazırlarlar. Bunun sonucu olarak belli bir evrim safhasındaki bir yaşam
dalgası, o safhanın yaşandığı planın ortamıyla koşullandırılmış olur. Bu
nedenle, evrimle ve inisiyasyonla ilgili soruların cevap bulabilmesi
için planların çok iyi anlaşılması gereklidir.
Birinci ve fiziksel
planın kanunları beş duyu aracılığıyla algılanabilir niteliktedir. Bu
kanunlar sizin 'Doğa Bilimi' olarak adlandırdığınız alanın kapsamına
girer. Aslında varoluşun bir planını 'doğal' kabul ederken, diğerlerini
'doğaüstü' olarak tanımlamak da epigenezin garip sonuçlarından biri
olmalı! Bilhassa cansız varlıklar söz konusu olduğunda, bu koşulların
çok iyi gözlemlendiği ve anlaşıldığı söylenebilir. Ancak bilimsel
düşüncenin düştüğü en büyük hata, bu kanunlar dışında başkalarının da
mevcut olabileceğini göz ardı etmek olmuştur. İşte bu hata, bilimin son
yüz yılını kısırlaştırmıştır. Eski düşünürler, daha az bilgili, ama daha
bilge insanlardı. Bunun yanı sıra bazı dinsel felsefe ekolleri de, zıt
bir yaklaşımla, yaşamın fiziksel planın kanunlarından bağımsız olarak
evrimini sürdürebileceğini savunurlar. Bu da bir hatadır.
Bir planın kuvvetleri
o plana hakim olup, bir aşağıdaki plan için denetleyici konumundadırlar.
Bir üst planla temasa geçtiklerinde ise denetlenirler.
Örneğin, mantık
kuralları zihnin krallığında egemendirler. Zihnin imajları, duygusal
formları kontrol ederlerken, aynı zamanda da spiritüel kuvvetlerin
denetimi altındadırlar.
Her plan, bağımsız
veya bir devre içinde fonksiyon gösterme özelliğine sahiptir. Ancak plan
bir devre içindeyse, yedinci plan üzerinde arkın birleştirilerek akımın
sağlanması önemlidir. Aksi taktirde açık kalan ark, 'Sol Yol Hattı'na
kısa devre yapabilir.
Örneğin, eğitilmiş
bir zihin duygu bedeninin ve duygu bedeni de fizik vasatın kontrolünü
öğrenmişse, bir yarısı bilinçli veya negatif, diğer yarısı bilinçaltında
veya pozitif işlev gören bir ark söz konusudur ve itici faktör daima
bilinçaltıdır. Eğer bu ark yedinci planın Logos imajı vasıtasıyla
tamamlanmazsa, türüne göre dördüncü veya beşinci plan üzerinden,
bilinçten bilinçaltına kısa devre ortaya çıkar. Bunun sonucu olarak da,
pozitif veya itici nitelik taşıyan bilinçaltı denetleyici konumuna
geçer.
Şimdi, bilinçaltı
geçmişe ait olduğundan, geçmiş kontrolü ele almış gibi olur. Böyle bir
kişi, evriminin daha önceki bir safhasına döner ve melekeleri ileri bir
evrim seviyesinde olduğu halde, geri motivasyonlarla yönlendirilir.
Bu motivasyonlar ait
oldukları safha açısından elverişli olmakla beraber, daha ileri bir
safhanın kompleks melekelerinin kontrolünde yetersiz kalırlar. Sonuçta
bu kişi, elemanı olduğu grup ruhunun dengesini bozarak, evrim için bir
tehlike teşkil etmeye başlar ve bu nedenle, görevleri evrendeki
kuvvetleri dengelemek olan gelişmiş Varlıklar tarafından bir şekilde
'cezalandırılır'. Gelişmiş melekeleri kendinden alınır ve sadece ilkel
impulslarına yetecek kadar meleke ile bırakılır. İşte zarar verici, kötü
niyetli 'aptallar'ın bir kısmı bu şekilde ortaya çıkmıştır.
Planların iyi
anlaşılabilmesi için Gezegensel Varlıklar hakkında yeterli bilgiye sahip
olmak şarttır. Bildiğiniz gibi, her planın evrimi sırasında bir
Gezegensel Varlık evrimleşmeye başlar. Bir Gezegensel Varlığın 'Yüksek
Ben'i, o plan maddesinin süptil yanını teşkil eder.
Dünyanın süptil yanı
'eterik'tir: Zeka taşımayan formların oluşturduğu bir plandır.
Her Gezegensel Varlık
kendi planındaki yaşamın ilk örneğini teşkil eder ve o planın dominant
tesir kaynağıdır. Evrimsel dalgalar boyunca önceki planların maddesi
Gezegensel Varlığın etrafında toplanarak katmanları veya bedenleri
oluşturur; ancak üstteki planların maddesi bu şekilde etkilenmez.
Varlığın doğasındaki bu elementler, onun atmosferi üzerinde etken olan
yüksek planların tesiri altındadırlar. Atmosferde yer alan bir element,
Varlığın küresi içinde mevcut yaşamların belirli niteliklerinden daha
direkt bir şekilde etkilenir.
Katı fiziksel plana
kadar önceki tüm planlar bir Gezegensel Varlığı beslerken, üstteki
planların elementleri onun Kişiselliğini oluşturur. Gezegensel Varlık,
fonksiyon gösterdiği planın Grup Ruhu olması açısından, küresinde
gelişen yaşamlardan etkilenir ve kendi gezegenindeki yaşamın Grup
Zihninin doğasını paylaşır. İşte bir Gezegensel Varlığın Yüksek
Ben'inin, gezegen üzerinde evrimleşen yaşamlara dayandığı gerçeği çok
ince ve önemli bir noktadır.
Gezegensel Varlık,
kendisi için insanlığın daha büyük bir 'Ben' inşa ettiği, çok büyük bir
'Yapay Elemental'dir.
Bir Gezegensel Varlık
kendi küresi içindeki tüm evrimlerin ve faaliyetlerin koşullarını tayin
eder; ancak daha süptil konularda, kendisinden ileri evrim aşamasındaki
Varlıkların tesirleri belirleyici nitelik taşır.
Bu nedenle, Dünya'nın
küresi dahilinde bir insanın evriminin maksimum noktasına (başka bir
deyişle, hayvansal nitelikten en üstün insanlık aşamasına) ulaşabilmesi
için, o kişinin Dünya'nın ve Dünya'nın süptil Ben'ini teşkil eden Ay'ın
kuvvetleriyle birlik içinde olması gerekir. Kişinin gerekli bilinçlilik
seviyesine erişebilmesi ise ancak yüksek planların tesirleri ile
mümkündür.
Kozmik zamanlamaya
göre, mevcut insan evriminin Dünya planından çekilmesi yakınlaşmıştır.
Dünya evriminin gelişmiş ruhları, evrimlerini Dünya ruhuyla beraber
sürdürmezler. Dünya, insan nesli için değil, elementler için bir
inisiyatör konumundadır. Dünya ve Ay, fiziksel bazda inisiyasyon
uygularlar.
Gezegenlerle tekabül
ettikleri planları şöyle sıralayabiliriz:
|
Dünya : |
Katı fiziksel
plan. |
|
Ay |
Eterik plan. |
|
Mars |
İçgüdü ve
tutkuların planı |
|
Venüs |
Soyut
duyumların planı. |
|
Satürn |
Somut zihnin
planı. |
|
Merkür |
Soyut zihnin
planı. |
|
Jüpiter |
Somut
spiritüalizmin planı |
Güneş ise Yedinci
plan Logos'unu temsil eder.
O halde her gezegeni
ait olduğu plana tesirlerini yayan ve o planı kendi vibrasyonlarına
uyarlayan bir varlık biçimi olarak düşünmek mümkündür. Her evrim, çeper
yönündeki ark üzerinde bir plana uğradığında doğasına uygun belli
faktörleri geliştirir; dönüş arkı üzerinde ise kendi etken tesiri ile
paralel bir uyum içinde o planın koşullarına nüfuz eder. Bu nüfuz edişin
derinlik kazanması, ancak plandaki Gezegensel Varlıkla ahenkli bir
işbirliği ile mümkündür.
Gezegensel Varlıklar
büyük ancak akılsız varlıklardır; bu nedenle her birine bir rehber tayin
edilmiştir. Bu rehberler ilk evrim sürecine ait olan Ateşin Lordları
arasından seçilir. 'Kürelerin Baş Melekleri' ad verilen bu rehberler
aracılığıyla planlar üzerindeki hakimiyet garantiye alınır.
'Kürelerin Baş
Melekleri'nin de inisiyatörleri vardır. Bunlar 'İsimlerin sessiz
harflerini' bilir ve ait oldukları gezegenlerin evrimi ve yeniden
yapılanmasıyla ilgilenirler.
'Işın Örnekleri'
Gezegensel Varlıklardan farklı olup, Kosmos'un Güneş Sistemi üzerine
uyguladığı Zodyaksal tesirleri temsil ederler. Bu tesirler de kendileri
için 'Baş Melek' rehberler tahsis edilen Yapay Elementaller olarak
yapılanmışlardır. Ancak bu Işınlar planlardan daha yaşlı oldukları için,
çok daha gelişmiş ve kişisellik kazanmışlardır. Işın Örnekleri, Zihnin
Lordları'dırlar.
Her Işın Örneğinin
elemental niteliği, Işının tesiri altında ortaya çıkan evrim süreciyle
belirlenir ve Işın Örneği bu evrimin Grup Zihni olarak tanımlanabilir.
Her evrim bir Işın
Örneği yaratır ve evrim sürecinde etken olan Kozmik tesirlerin belirli
bir niteliğini bu yolla odaklar, sterotipleştirir ve denetler.
Bu Işın Örnekleri,
meydana gelişlerine yol açan Kozmik Dalga gelip geçtikten sonra da
işlevselliklerini sürdürürler. Bu nedenle, evrimin bir minyatür Kozmos
oluşumu yönünde geliştiği evrende, bu Işın Örneklerinin sebep olduğu
Kozmik tesirler etken olmaya devam ederler.
Son olarak, daha önce
veya daha sonra gelişen evrimlerde ortaya çıkan diğer yaşam biçimlerinin
tesirlerini göz önüne almak istiyoruz. Normal olarak, şans eseri aynı
küreyi paylaşsalar bile, farklı bilinçlilik seviyelerine ait olan bu
evrimler birbirleriyle temasa geçemez ve aralarında bir etkileşim
meydana gelmez. Ancak bazı özel koşullarda temas gerçekleşebilir; ki bu
temaslar, popüler terminolojide 'medyumluk' olarak nitelendirilir.
Medyumluk iki türde
olabilir:
Evrimsel skalada daha
aşağıda olanın algılanması;
Evrimsel skalada daha
yukarıda olanın algılanması.
Dünya 'nadir'de
bulunduğu için, bu iki tür 'görüş', 'Sol Yol' boyunca geriye veya 'Sağ
Yol' üzerinden ileriye bakış şeklinde düşünülebilir. Gözün görüş menzili
oranında ileriyi görebilmek mümkündür; bu ise ruhun ilerlemesine
yardımcı olur; çünkü göz nereye bakarsa, ayak o yöne döner.
Fiziksel plan
üzerindeki varlıklar, daha süptil bir planın evrimsel niteliklerini
iyice kavramadan önce o planın içeriğine nüfuz edemezler.
Fiziksel planın
inisiyatörleri, yedinci planı mükemmel derecede idrak etmiş olan
varlıklardır. Inisiyatörler daima planın çapı boyunca fonksiyon
gösterirler. Buna göre yedinci, birinci üzerinde inisiyasyon uygular.
Bu nedenle, Dünya üzerindeki insan, ikinci planın Doğa Kuvvetlerine,
üçüncü planın Azizlerine, dördüncü planın üstatlarına, beşinci planın
Meleklerine, altıncı planın Baş Meleklerine veya yedinci planın
Mesihlerine değil, doğrudan Logos' un kendisine tapınır. Onun İlahi
Kıvılcımı ile yaşamını sürdürür.
Herşey bu hiyerarşik
yapı içinde Kozmos'un bilinçliliğine yükselmeye çalışır. Ancak tezahür
evreninin hiç bir planında duraklama veya
evrimin sonuçlandırılması mümkün değildir; çünkü tezahür sonsuz bir
olgudur.
Logos'un inisiyasyonu
sadece birinci plan üzerinde uygulanır. Bu inisiyasyon merkez yönündeki
arktan, çeper yönündeki arka geçişi temsil eder ve 'İçerideki Tanrı'
olarak tanımlanan ve 'Yaradan'la birleşmek üzere evrimleşen İlahi
Kıvılcım'ı uyandırır.
İnsan, çeper
yönündeki ark üzerinde planlar boyunca ilerlerken, Logos'a değil de,
hiyerarşi dahilinde kendisinden yukarıda olan Varlıklara yönelir. Merkez
yönündeki ark üzerinde ise, planın çapı boyunca kendi Tanrı'larına
bakar. Bu Tanrılar, materyalizasyonu terketme sürecini yaşayan gelişmiş
Varlıklardır.
Bilindiği gibi çok
tanrılılık ilkel dinlerde görülür. Tek tanrılılık maddeselliğin
'nadir'ini ve merkez arkından çeper arkına geçişi temsil eder. Bu geçişi
ilk başaran Yahudiler, insanlar arasında en materyalist olanlardır.
Çeper yönündeki ark
üzerinde gelişen dinler çok tanrılı değildir; çünkü 'nadir'den geçildiği
için bu evrimin varlıkları 'Tek Tanrı'yı bilirler. Yine de mevcut
hiyerarşiye sadık kalırlar; çünkü maddenin peçesiyle maskelenmediği
taktirde bu 'Işık', varlık için katlanılmaz olurdu.
Bu nedenle,
bilinçliliğin beynin kalıplarından kurtulduğu daha süptil planlarda,
hiçbir zaman 'Yaratıcı'ya doğrudan yaklaşmamız mümkün değildir. Daima
yaratıcı gücü bir plandan diğerine ileten ve ayarlayan aracılar söz
konusudur. Bu aracılar arasında en ileri aşamada olan, bizim evrimimizin
Grup Zihni veya Işın Örneğidir.
Farkedeceğiniz gibi,
bu öğretilerle Caduceus*'un sembolizmi arasında bir benzerlik mevcuttur.
Burada anlatılan mekanizmada da en alt nokta ile 'Tepe' noktası arasında
direkt bir hat ve her planı bir yandan diğerine dönerek saran hatlar söz
konusudur. Bu hatlar iki yönde hareket eden yaşam dalgalarına tekabül
eder. Planlar boyunca aşağı yönde ilerleyen yaşam dalgası, belli bir
plan üzerindeki varoluşun süptil niteliğinin bilincine vardığında,
yukarı yöndeki dalga da onun farkındalığını kazanır ve evrimine katkıda
bulunur.
*Caduceus: (Kadüs)
Eski Yunan Tanrısı Hermes'in çift kanatlı ve iki yılan sarılı değneği.
Hekimliğin sembolü.
Her evrime nezaret
eden Işın Örneği bir Zihnin Lordu'dur. Işın Örneği üçüncü evrimin ürün
olduğu için doğasında önceki evrimlerin özelliklerini içerir. Bir
evrimin 'Mesih'i sayılan Işın Örneğinin evrim aşamasından dolayı, asal
sembol 'üç' rakamıdır; ancak 'dört' nihai semboldür. 'Üçlem' temeli,
'Dörtlülük' ise tamamlanışı temsil eder.
Daima hatırlamanız
gereken nokta şudur: Tezahürle ilgili hiç bir olguyu statik terimlerle
izah etmeye çalışmayın; çünkü her şey kinetiktir. |