ÂYETLERİN AÇIKLAMASI
Şimdi de "CİN" denilen yaratıklarla ilgili olarak "Kur`ân-ı
Kerim"den nakletmiş olduğumuz bazı âyet meâlleri üzerinde durmak
istiyorum, verdiğimiz sıra numaralarına göre...
(1) numarayla vermiş
olduğumuz âyet meâlinde "CİN" adıyla bilinen ve bazı görüşe göre de,
çoğul olarak "CAN" diye kullanılan yaratığın yapısı anlatılmaya
çalışılmaktadır...
İnsanın yapısı için,
umumi mânâda, görünüşünden yani bedeninin yapısından dolayı, nasıl
ki "topraktan halk olunmuştur" denilmekte ise; burada da CİNnin
yapısı izah edilirken, gene aynı usulle, CİNnin yapısı işaret
edilerek "dumansız ateşten" yani "ışınlardan - radyasyondan -
dalgadan" yaradılmıştır diye târif edilmektedir.
(2)numarayla nakletmiş
olduğum âyet meâlinde dahi bu yapının târifi gene aynı mânâya
çıkacak, fakat bu mânâyı daha da açıklayacak bir şekilde izah
edilmekte ve "gözeneklere (yâni maddeye) nüfuz edici ateşten" ve
zehirleyici ateş - radyasyon" denilmektedir.
Nitekim bakınız bu
konuda M.H.Yazır merhum da ne diyor:
"Hâsılı demek oluyor
ki, insan yaratılmazdan evvel, güneşte ve arzın başlangıcında olduğu
gibi, çalkalanıp duran (dalgalanan) muzdarip ve müteheyyiç bir halde
bulunan hâlis bir ateş veya ELEKTRİK hâlinde olduğu gibi, her şeye
karışabilen veyahut eşyayı birbirine karıştırmak ihtilat ettirmek
hassasını hâiz bir ateşten (yani ışınlardan) biz insanların
gözlerine bermutad görünmeyen gizli bir takım hayat kuvvetleri,
hayati unsurlar yaradılmıştır ki bunlara "can" tesmiye
olunur."(cilt: 6/ sayfa: 4670)
(3)numarayla
naklettiğimiz âyet meâli ise, dikkatle incelendiğinde görülecektir
ki, günümüzde pek çok önemi olan bir konuyu açıklamaktadır... Çünkü,
bu âyet ile "ALLAH"u Teâlâ, "CİN" adıyla tanınan varlıkların çok
büyük bir özelliğini açıklamaktadır; ki bu özellik "CİNLERİN
iNSANLARI KENDİLERİNE TÂBİ KILMA, iNSANLARI BAŞTAN ÇIKARTMA, KENDİ
HÜKÜMLERİ ALTINDA YAŞATMA" olmaktadır.
Evet, daha evvelde
bahsetmiş olduğumuz gibi, CİNlerin yapılarından dolayı sahip
oldukları avantajı, kendi anlayışlarına göre değerlendirmeleri, bir
oranda, insanları aldatabildikleri kabul edilmektedir...
Yani, CİNler arasında,
insanları aldatmak, onları kendi hükümleri altına almak başarı
olarak değerlendirilmekte, birbirlerine karşı kendi üstünlüklerini
bu şekilde ispatlamaya çalışmaktadırlar...
"CİNLERİN iNSANLARI
ALDATMA VE KENDİLERİNE TÂBİ KILMA METODLARI"nı daha ileride geniş
bir şekilde yazacağımız için, burada sadece, bu âyetin işaret ettiği
gerçeği açıklamakla yetiniyoruz...
(4) numarada vermiş
olduğumuz âyet meâli ise CİNlerin de aynen insanlar gibi
yaratıcılarına karşı kulluk görevi yerine getirmekle yükümlü
olduklarını açıklamakta, yaratılma sebeplerinin de bu olduğunu kesin
bir şekilde belirtmektedir...
(5) numaralı âyet meâli
ise, CİNlerin de hesap gününde aynen insanlar gibi dünyada
yaptıklarından sorumlu olacaklarını, yaratıcılarının emirlerine
karşı gelmeleri hâlinde ceza göreceklerini; hesap gününün dehşetini,
zorluğunu bir çok benzetme yollu beyanlarla açıklamaktadır...
(6) numaralı meâl ise
CİNlerden de yaratıcısının emrine uymamış olanların aynen insanlar
gibi, ikinci yaradılışta, "cehennem" denen ceza ortamında azâba
uğrayacaklarını belirtmektedir.
(7) Buradaki âyet
meâli, CİNlerin de aynen insanlar gibi çeşitli Nebi ve Rasûllere
tâbi olmakta zorunlu tutulduklarını; buna rağmen emre uymayanların
azâba uğrayacaklarının bildirildiğini; sonuçta onların kendilerine
karşı verilmiş bulunan azâb veya mükâfat gerçeğine erişeceğini
açıklamaktadır...
Demek oluyor ki, CİNler
için daha evvel belki de insanlar arasından Nebi ve Rasûller gelmiş
ve CİNlere çok daha eski devirlerde de Nebi ve Rasûllere uymaları
önerilmiştir.
(8)ÿnsanlar arasında
nasıl ki bir grup çıkıp daisa Aleyhisselâm`ın "ALLAH"`ın oğlu
olduğunu iddia etmişse, CİNler arasında bir grubun da çıkıp, bazı
CİNlerle "ALLAH" arasında hısımlık, akrabalık iddia etmiş oldukları
da bu âyetle bildirilmektedir.
Yine âyetden
anlaşıldığına göre, bir kısım CİNler bu şekilde bir iddiada
bulunurken; diğer bir kısım da onların iddialarının boş olduğunu;
birgün bu iddialarından dolayı hesaba çekileceklerini
biliyorlardı... Demek oluyor ki, CİNlerden, gerçekten sapıtmış
olanlar olduğu gibi gibi Hak’ka yönelmiş olanlar da bulunuyor...
(9)İnsanların
şerlilerinden olduğu gibi, CİNlerin şerlilerin de "ALLAH"`a samimi
bir inançla sığınmanın îcâbettiğine; ancak bu takdirde sığınan
kişilerin onların zararlarından korunacağına işaret eden âyet de bu
oluyor...
(10) Bu âyet meâli de
CİNlerin ve insanların hesap günündeki durumlarından
bahsetmektedir...
CİNlere de Nebi ve
Rasûllerin gelmiş olduğunu; onların da Yaratıcılarına karşı
vazifeleri olduğunun bildirildiğini; "ALLAH"`a ve "ALLAH"
Rasûlerinin önerilerine uymakla sorumlu olduklarının açıklandığını;
ancak buna rağmen büyük bir kısmının bu ihtarlara kulak asmamakta
olduğunu vurgulayan bir âyet bu da!...
Nitekim, hakikatla
karşılaştıkları günde yaptıklarının kendi hüsranlarına sebep
olduğunu anlayacakları ve suçlarını da itiraf edecekleri de gene bu
âyette bildirilmektedir...insanlar gibi, CİNlerin de büyük bir
kısmının "kâfir" yani "gerçeği örtücü" oldukları bu âyetle daha o
zamanlardan açıklanmış; ve dahi bu sûretle onların gerçeği görmeleri
istenmiş olmaktadır...
(11) Burada da geniş
bir şekilde, CİNlerin ilk defa Kur`ân-ı dinleyip iman etmeleri ve
kavimlerine dönüp onları da imana davet ettikleri anlatılmaktadır...
(12) CİNlerin genel
davranışlarına ait önemli bir miktar bilgi de nihayet bu âyetlerde
açıklanmaktadır... Kur`ân-ı Kerim`de "CİN sûresi" diye adlandırılan
bu sûrede CİNler hakkında gerçekten son derece enterasan bilgiler
bulunmaktadır ki, bunların değerlendirilmesi halinde, insanoğlu,
CİNlere dair önemli bir ölçüde bilgi sahibi olmaktadırlar...
CİNlerin aralarındaki
bu konuşmayı nakleden bu âyetlerden ilk olarak anlaşılan, onlardan
bir kısmının Kur`ân ‘ı işitir işitmez iman ettikleri olmaktadır.
İkinci olarak
açıklanan husus,
daha evvel de üzerinde önemle durmuş olduğumuz gibi, İNSANLARDAN
BAZILARININ CİNLERE SIĞINMASI VE BÖYLECE CİNLERİN AZGINLIKLARININ
ARTMASINA SEBEP OLMASIDIR... İnsanlardan bir kısmının CİNlere
sığınması veya onlarla çeşitli şekillerde temas kurmaları hakkındaki
bilgiyi ileride, "CİNLERİN İNSANLARI ALDATMA VE KENDİLERİNE TÂBİ
KILMA METODLARI" başlıklı bölümde açıklamaya çalışacağız.
Üçüncü olarak açıklanan
husus ise, CİNlerin evrendeki varoluş şekilleri ve hareketleri,
haberleri algılama özellikleri ve kendilerini yakan yâni zedeleyen
nesneler hakkında olmaktadır... Bu husus hakkında da gerekli
noktaları ileride anlatmaya çalışacağız...
Dördüncü husus, bu âyet
CİNlerin, insanlar hakkında hayır veya şer dilenmiş olduğunu kesin
bir şekilde bilemeyeceklerini açıklamakta ve bu hususta onların
verecekleri bütün bilgilerin hakikatten öte olduğunu belirtmektedir.
Ve nihayet beşinci
olarak da, CİNlerin de insanlar gibi çeşitli görüş ayrılığı içinde
olduğu, yaratanlarının emirlerine uyanlarla uymayanlar bulunduğu,
bizzat kendi dillerinden açıklanmaktadır... |