|
Büyü Bozan ve
Koruyucu Vefkler |
|
|
Büyü Bozan ve
Koruyucu Vefkler |
|
|
|
 |
Cinler hakkında Merak
Ettiğiniz Her şey !!! |
 |
| |
CİNLERİN KENDİLERİNİ TANITARAK İLETİŞİM
KURMALARI
Bu çeşit CİN -insan ilişkisi,
genellikle cinlerin insanları zorla kendi
kaydı altına alması şeklinde meydana gelmektedir...
Daha çok kadınlarda görülen bir
yoldur...
Özellikle, asabî huylu kadınlar ile,
doğum ertesinde ve ateşli hastalıklar veya kazalar sırasında bu bağ
kurulmaktadır... Bu
durumun sebebi beynin o andaki bedenin çeşitli yerlerindeki aşırı
faaliyetlerle meşgul olması ve bu sebeple, "İnsan"ın istediği
şekilde beyinde hâkimiyet kuramamasıdır... Nitekim bu zayıf anda CİN
o kişinin beynindeki ilgili merkezinde hâkimiyetini kurarak, ona
istediği gibi görünmekte ve artık zorla istediğini yaptırmaktadır...
Bu zorla istediğini yaptırma işini,
bazen kişinin beynindeki acı duyma merkezine verdiği impulsla onun
acı duymasını sağlayarak gerçekleştirmekte; bazen de korku merkezini
uyararak, onun ufak bir şeyden büyük korku duyarak o şeyi yapmasını
sağlama şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Her halde yapılan iş, kişinin
beynindeki belirli bir merkeze belirli oranda dalga sinyaller
verilerek uyarılması ve böylelikle o kişide istenilen tesirin
meydana getirilmesi şeklinde olmaktadır...
Nitekim ileride de açıklayacağımız
gibi, gene medyumların transa geçirilmesi halinde bu hal aynen
ortaya çıkmakta, önce kişinin kendini serbest bırakması
istenmektedir ki bundan da amaç, "İnsan"ın beyin üstündeki
kontrolunun azalması ve böylellikle iletişim kurulmak istenen CİNnin
hâkimiyetinin kolaylıkla sağlanmasıdır...
Bu tip bağlantılarda kadınlar
kendileriyle iletişim kuran CİNnin son derece yakışıklı bir erkek
halinde göründüğünü ifade etmektedirler...
Açık bir şekilde kadınlar veya genç
kızları kendilerine bağlayan CİNler genellikle onlarla evlenmekte ve
cinsi münasebette bulunmaktedırlar...
Bu münasebetler sırasında kadın,
CİNni bir cisim şeklinde görmekte ve onunla aynen bir insan olan
erkekle münasebette bulunuyormuş gibi temasta bulunmaktadır... Ancak
CİN`in maddesi olmaması nedeniyle burada akla şu sual gelmektedir:
-Acaba tam bir madde hâline geçemeyen
CİN, nasıl olup da bu temas sırasında insan CİNsine ait bir kadını
tatmin edebilmektedir?..
Bu gibi durumlarda CİN, o kadının
beynindeki seks merkezini uyararak onun tatmin olmasına sebep
olmaktadır ki; beynin bir merkezine elektroşok verilerek kişiye
istenilenin nasıl yaptırılabileceğini fizyoloji sahasındaki bilim
adamları çok iyi bilmektedir...
Keza bu tip ilişkiler sadece insan
cinsinden kadın ve CİN sınıfından bir erkek arasında olmayıp; CİN
sınıfından kadın ve insan cinsinden erkek arasında da meydana
gelmekte; hattâ CİNlerin homoseksüel ilişkiler içine dahi girdikleri
dile getirilmektedir ...
Bütün bu tip ilişkilerde ortak olarak
tesbit edilen husus, CİNlerden birisinin sadece kendi tarafından
gelen bir arzuyla ve zorla insanı kendine tâbî etmesi şeklinde
olmaktadır... Genellikle zorla tâbî duruma düşen insan bundan
şikayetçidir. Meydana gelen olaylar, insanın istemediği şekilde
olmaktadır...
Nitekim bu çeşit vakalarda özellikle
insan cinsinden kadın ile CİN sınıfından erkek arasında olan
ilişkilerde kadın dış dünyasından iyice sıyrılmakta, çok defa bir
odaya kapanmak istemektedir...
Eğer kendisiyle ilişki kuran CİN dini
deyimle "suflî" cinstense yani ataist - dinsiz ise, o kadını
yıkanmaktan men etmektedir...
Buna karşılık bazı olaylarda ise tam
aksi görülmekte ve bu defa da kadında devamlı olarak yıkanma isteği
görülmektedir... Hatta bazı olaylarda öyle orijinal durumlar meydana
gelmektedir ki; kadın CİNle olan ilişki ertesinde, kendi başına
bırakıldığında geçirdiği hoş olmayan durum sonunda bir şok
geçirerek, saatlerce banyoda kalıp yıkanmaktadır...
Tıp, bugün bu durumları tesbit
edemediği için pozitif ilim olarak, hastayı elektro - şokla tedavi
yapmaya çalışmaktadır ki, bu da netice alınmasını sağlamamaktadır bu
tip olaylarda... Çünkü, elektro - şok sonunda, kişinin beyin
hücrelerinde kaba bir deyimle bir sarsıntı ve düzensizlik meydana
gelmekte ve bu durum yani yatışma hâli o kişideki iyileşmeden dolayı
olmayıp; sadece, geçirdiği şok`un meydana getirdiği sarsıntıdan
ileri gelmektedir...
Genellikle "nefesi kuvvetli kişiler"
tarafından bu tip olayların düzeltilmesine de rastlanmaktadır ki,
ileride "okumanın CİNler üzerindeki etkisi" adlı bölümde bu durumun
bilimsel açıklamasını yapmaya çalışacağız...
CİNlerin
açıktan bildirerek veya göstererek insanlarla ilişki kurmaları iki
yoldan olmaktadır demiştik...
Eğer CİN yukarıda açıkladığımız
şekilde bir ilişki kurmak isterse, bu İslâm dini dışındaki yollar
görüntüsü altında incelenmektedir... Ki bunlar genel olarak "suflî
yol" adıyla anılmaktadırlar...
Bu açıkladığımız tür ilişkiler
dışında insanları zorla sefil bir hayat ve kir - pas içinde
yaşattıkları, günümüzde birçok olaylarda tesbit edilebilmektedir...
"CİNlerin"
insanları kolaylıkla kandırıp hükmedebilmeleri için öncelikle tercih
ettikleri yol; onlarınislam kaynaklarından gelen bilgilerle
bağlantılarını kopartmak ve bu yolda telkinlerde bulunmak
çizgisindedir... Çünkü kendileri hakkında en geniş bilgi İslam
kaynaklarında vardır...
Onların bu bilgilerden yoksun
kalmalarıyla birlikte, çok kolaylıkla kandırılabilmeleri elbetteki
kendileri için son derece önemli avantaj olmaktadır.
İnsan bilmediği tehlikeye karşı elbette
ki tedbir de alamaz!..
CİNler de işte bu yüzden insanların
kendilerini bilmelerini istemezler... Ki böylece kendilerine karşı
önlem alınmasın!...
"İNSAN-I
KÂMİL" kitabı yazarı büyük evliyaullah`tan Abdülkerim Ceyli, adı
geçen kitabında "yedi kat yer ehli" bölümünde, dünya atmosferi
içerisinde yaşayan "CİN"lerin yedi sınıf oluşundan söz ederken en
zayıf takımının ikinci kat arzda yaşayanlar olduğunu anlatarak,
bunların, insanlara, tefekkür mekanizmalarını bloke ederek etki
ettiklerini söyler... "İfrit" adını taşıyan en şerlilerinin beşinci
kat arzda (yeryüzü semâsı birden yediye kadar yükselir) yaşamakta
olduklarından söz eden Ceyli,
altıncı ve yedinci katta yaşayanlara ise hiç bir insanın söz
geçiremediğini anlatır.
CİN`lerin
içinde yaşadığımız İslâm toplumunda en şerli faaliyetleri elbetteki
bize göre sureti Hak`tan
görünerek, insanları saptırmalarıdır...
CİN`lerin sûreti Hak`tan görünerek
insanları İslâm`dan uzaklaştırmaları bir kaç seviyeden olmaktadır...
Fal ve büyüyü "hocalık" kisvesi altında
yapmak en alt seviyedir...
Evlilik ve ya başka bir nedenle "CİN"le
ilişki kuran kişi, bağlantılı olduğu varlığı kullanarak, geçmişe
dair haberler vermekte ve geleceğe yönelik, ihtimaller hesabına
dayalı bir şekilde güya olacağı söylemektedirler...
Oysa geleceğe dönük söylentilerin çok
büyük bir kısmı doğru çıkmayacaktır...islâm’a göre fal baktırmanın,
büyü yaptırmanın yeri de dinde yoktur. Bu önemli bir suçtur. Büyük
vebaldir!.. Büyük günahlardandır!..
Maalesef günümüzde, pek çok kişi
CİNlerle ilşkide olan ve bu yüzden kendini evliya sanan sahte
mürşitlerin peşinden koşarak çok kıymetli ömürlerini boşa
geçirmektedirler...
Çevresini aydınlatabilme yetisine
sahip olabilmek için, önceislam`ın Tevhid ve akaid ilmine sahip
olmak "Âmentü"de belirtilen hususları bütün detaylarıyla bilmek ve
bu hususta bütün suallere cevab verebilecek düzeyde ilim sahibi
olmak gerekir...
Oysa günümüzde sahte MEHDİ ve
MÜRŞİDLER - nerede ise her şehirde bir kaç tane - CİNNİ ilhamlarla,
tamamıyla ilim dışı hurafelerle pek çok insanı yanlış yollara
sürüklemektedir.
Tasavvuf önce "nefis mücahedesidir"!..
Bu da Hz Rasûlullah`ın "Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz"
ifadesinde açıklanmıştır...
GERÇEK böyleyken; tasavvuf ehli
olduğunu söyleyen sayısız insan ve onların süper mürşidleri
SİGARA içmeden duramamaktadırlar!..
Bir SİGARAya karşı nefis mücahedesi
olmayan kişi, nerede kaldı, daha hassas konularda mücahede yapacak
ve veli olacaktır...
CİNlerle
ilgili pek çok eserde yazılı olduğu gibi CİNlerin gıdası kokudur!..
CİNlerin en çok sevdikleri koku da SİGARA kokusudur...
Sigara içen bir kişiyi buldukları
zaman, artık kolay kolay onun yanından ayrılmazlar ve onun peşini de
bırakmazlar. Kişinin sigara bağımlılığının artmasında en büyük
faktör CİNlerdir.
CİNler, sigaraya yönelik bir kişi
buldularmı, hemen onun içine sıkıntı verecek şekilde beynine bir
sinyal yollarlar... Kişi bu sıkıntı ile hemen bir SİGARA yakar!..
Dumanlarını üflemeye başladıktan kısa
bir süre sonra içindeki sıkıntı kesilir!.. Çünkü, yanındaki CİN, o
dumandan gıdalanmaya başlamış ve onun içine sıkıntı veren etkileri
göndermeyi kesmiştir... Böylece o kişi sigarasını bitirir ve bir
süre rahatlar...
Sonra yanındaki CİN tekrar SİGARA
kokusu istedi mi gene beynine içinde sıkıntı oluşturacak bir impuls
yollar ve o kişi de elinde olmayarak tekrar bir sigara yakar... Ve
bu durum böylece devam edip gider...
Eğer, böyle devamlı SİGARA içen bir
hoca veya mürşit, Gavs(!) yanına giderseniz, hemen Kur`ân-ı Kerim`in
Sâd sûresinin 41, Mü`minun sûresinin 98,99 ve Saffat sûresinin
7`inci âyetlerindeki dualara devam ediniz...
Göreceksiniz ki, bu duaya devam
suretiyle beyninizin yayacağı belli dalgalar o kişinin ilişkide
olduğu CİN ile ilişkisinde kopukluk oluşturacak ve bu yüzden
karşınızdaki kişide bazı dengesiz söz ve davranışlar ortaya
çıkacaktır.
Ayrıca, Ruh çağırma celselerinde,
CİNci, falcı hocaların yanında da bu duayı okursanız, bunun böyle
olduğunu görerek söylediklerimize kesinlikle inanabilirsiniz. Evet
bu âyetleri okunuşu gibi yazıyorum:
v
"Rabbiy enniy messeniyeş şeytânu
binusbin ve azâb. Rabbi euzübike min hemazâtiş şeyâtıyni ve eûzübike
rabbi en yahdurun... Ve hifzan min külli şeytanin marid."
v
"Evliyaullah`ın
asla SİGARA içmediğini"
asırlar önce yazmış olduğu "EL İBRİZ" (saf altın) isimli kitabında
anlatan Seyyid Abdulaziz Ed Debbağ; mânevi yöneticiler topluluğu
olan "DİVAN ehlinin" de kesinlikle SİGARA içmediklerini
açıklamaktadır.
"RİCAL-İ GAYB" denen evliyaullah`ın
asla SİGARA içmemesine
karşın, CİNNİ olan kişilerin hemen tamamının SİGARA müptelâsı
oldukları, gözlemlerimiz arasındadır.
Bu sebepledir ki, "CİN" adıyla anılan
bu görünmez varlıklardan uzak kalmanın en başta gelen tedbiri
SİGARAdan uzak durmaktır...
Tasavvufta belli bir mertebe sahibi
olduğu sanılan kişilerin, gerçekten o mertebenin ehli olup olmadığı,
öğretisi içinde yer alan şu iki ana konudan belli olur...
a-
VAHDET...
b-
KADER...
Gerek farkında olmadan CİNNİ tesir
altına girip kendini mürşid veya evliya sanan kişiler; gerekse de
gerçekten CİNlerle ilişkide olanlar,
bu konulara girmekten kesinlikle kaçınırlar..
Bu iki konu "CİNlerin, akıl
zayıflıkları" sebebiyle uzak durdukları ve bağlılarını da uzak
tutmaya çalıştıkları iki konudur..
Gerek "CİNLER", ve gerekse de bilerek
veya bilmeyerek onlara tâbî durumda olanlar, insanları, bu iki ilmi
öğretmeyi hedef alan tasavvuftan uzak tutmak için ne kadar başka
ilim varsa, bunların hepsiyle meşgul ederler...
Nerede sizi "vahdet" ve "kader"
ilminden uzak tutmaya çalışan bir kişi görürseniz orada "CİNni"
izlerin mevcudiyetini öncelikle araştırabilirsiniz...
"CİN"lerin insanları bu iki ilimden
uzak tutmaya çalışmasının ana sebebi öncelikle kendilerinin bu
konuda yetersizlikleri sebebiyle kolaylıkla foyalarının ortaya
çıkabilmesi; ikinci olarak da insanların bu iki ilimle hayâllerinde
yarattıkları tanrıdan kurtularak "ALLAH"ı idrâk edip gerçek "tevhid"
ehli olma şanslarının çok büyük olmasıdır...
Elbette ki bu durum da CİNlerin hiç
hoşlarına gitmemektedir... Çünkü "İBLİS"in DÖLÜ OLAN CİNLERİN "ALLAH"a
karşı bütün insanları saptırma iddiaları vardır!.
CİN`lerin,
İslâm`ı kabul ettiğini söyleyen topluma verdikleri zarar, onların
ölümötesi yaşamda ihtiyaç duyacakları enerji (nur) den mahrum
kalmalarının oluşturacak fiiller telkin etmek sûretiyle meydana
gelir... Tasavvuf ehline ise, onları işin hakikatına
yöneleceklerine, detaylarında oyalamak sûretiyle zarar verirler .
İyi ahlak,
yasaklardan kaçınmak, ibadet tasavvufun değil şeriatın
konusudur!..
Eğer kişi, tasavvuf toplantılarında, bu
saydığımız şeriatla ilgili hususlarla vakit geçiriyorsa, o henüz
tasavvufla ilgilenmeye başlamamıştır.
Tasavvuf,
şeriatla ilgili bu hususların üzerine binâ edilen "VAHDET SIRRINA
ERMEK" amacına yönelik çalışmalar ile başlar... Ki bu da ilgili eser
ve kişilerden araştırılabilir.
Bunlar genellikle müslüman CİNlerdir...
Kişiye çeşitli basit dinî bilgiler
verirler... Verdikleri bilgilerin pek çoğu doğru da
olabilmektedir... Genellikle dini bilgilerden uzak kalmış bölgelerde
bu çeşit durumlar tesbit edilmektedir... Bazı evlerde de bu tipte
kişiler görülmektedirler...
Ancak yukarıda her iki şıkta da
bahsettiğimiz olaylarda, CİNlerle iletişim kuran kişiler, dış
dünyanın CİNleri bilmemesi
ve hatta bu gibi şeylerden bahseden kişlerle alay etmesi sebebiyle,
durumlarını açıklamamakta ve bu yüzden de bu tip olaylar çok güç
tesbit edilmektedir...
Bu tip olayların aksine, pek çok
rastlanan CİN - insan ilişkileri ise, CİNlerin kendilerini resmen
bildirmeden başka başka yollarla sağladıkları bağlantılar halinde
görülmekte, tesbit edilmektedir...
Şimdi de CİNlerin kendilerini
farkettirmeden insanlarla iletişim kurma şekillerini inceleyelim...
|
|
 |
|
 |
|
|