|
Hayat çizgimiz olan
numeroloji, yaşam çarkımızda bizleri nelerin beklediği konusunda
nasıl yardımcı olur? Bu dünyaya geliş amacımız ve hayata bakış
açımızda etkileri nelerdir? Bu tarzda soruları zaman zaman kendimize
sormuşuzdur. Bu tarz sorulara cevap alabilmek için başvuracağımız,
pek çoğumuzun ilgisini çeken konulardan birisi; sayıların ilk
dünyaya gelişi ile başlayan ve günümüze dek uzanan gizemli dünyadır
ki bu dünyanın bilimsel ismi Numerolojidir. Hayatımızda özel bir yer
ve anlam taşımaktadır bu gizemli dünyanın sayıları... Ailemiz
dünyaya gelişimizle birlikte zaten kader çarkımızı çizerler ve bunun
ilk adımını da kişilik yapımızı oluşturan adımızı koyarak başlarlar.
Doğduğumuz gün ise kader çarkımızın başlangıcıdır. Gökyüzünde her
bir gezegen bir isim yani bir sayı değerine sahiptir, bizlerinde bir
sayı değeri ismimizin getirisi ile oluşmaktadır.İnsanın gizemli
dünyası aslında numerolojik etkenlerin içinde gizlidir. Sayılar
dünyası kendi içinde; isim ve doğum sayısı olmak üzere gruba
ayrılır. Bu sayılar geleceğimize yön verirken hayat amacımızı
dabelirlerler. Pek çok kişi numerolojinin hayat çarklarına ve
başlarından geçen olaylara özel bir anlam getirdiğini fark
etmişlerdir. Hayatımızda etkili olan konulardan bazıları;evimizin
adresi, iş yerimizin adresi, okulumuz, arkadaş çevremizin seçimi,
mesleki seçimlerimiz, diğer tüm konularla ilgili seçimlerimiz,
sayıların seçim ve değişim gücü ile bize etkilerini
göstermektedirler.
Acaba numeroloji gerçek mi? 13. Cuma günü gerçekten korkunç mu?
Çalıştığınız işyerinde,evinizin kapı numarasında ya da kalmakta
olduğunuz otelde 13. Kat var mı? Hiç 13 kişinin olduğu bir partiye
davet edildiniz mi? Herhalde hayır! Bunlar 13'ün şanssız bir sayı
olduğunu mu gösteriyor? Numerolog'lar bu sorulara "hayır" cevabını
veriyorlar. Onlara göre hiçbir belirlenmiş sayı şanslı veya şanssız
değildir ancak, her biri belirli etkilere sahiptir ve bazı şeyleri
planlarken, binaları dizayn ederken dikkat edilmesi iyi olur
kanaatindeyiz. Mesela Napolyon Bonaparte'nin yaşamı hayat çarkı
gereğince 13 sayısının etkisi altındaydı. Bir onbaşı iken, bir rahip
kendisine çok büyük bir güç kazanacağını, ama gücünü yanlış
kullanırsa, sonunun kötü olacağını söyledi. Napolyon hakikaten de,
insanın ulaşabileceği son noktaya kadar yükseliş yaşadı ama sonu iyi
olamadı. St. Helena Adası'nda, yurdundan çok uzaklarda, sürgün olup
tek başına vefat etti. Gizemli bir sayı olan 13'ün pozitif yönünü
kullanamayarak,negatif yönünden etkilenmişti. 13 gizemli, bir o
kadar da şanslı bir sayıdır. Mucizelerin bazıları da 13 sayısı ile
ilgilidir. Kıyılardaki iri dalgalar üçerli şekilde kıyıya vuruş
sergilerler. Bu sebeple cankurtaranlara kıyıya vuran bu iri
dalgaları takip etmeleri öğretilmiştir. Cankurtaranlar, botlarına
binmek için bu 3 dalganın şeklinin tam olarak belirler ve kurtarma
işine geçerler. Asal sayılar ve tek sayılar din, mit ve
spiritüellikle bağlantılı olarak düşünülür. Yaratıcı güç 1 - 3 - 7
gibi sayılarla ele alınır ve bunların her biri spiritüel
mükemmelliği ve bütünlüğü sembolize ederler. Beş rakamı insan
gücünün spiritüel yanını simgelerken, beş köşeli yıldız ise
Solomon'un mührü olarak bilinmektedir. Bunun gibi daha bir dolu
örnek vardır. Harflerin uzun zamandan beri kabul edilen numerolojik,
spirit ve mistik manaları olduğu kaçınılamaz bir gerçektir. Harfler
ve sembolik simgelerin temeli, madde ve sayma sistemi üzerindeki
sayılardır.
Çivi yazısındaki sayılar Sümerliler tarafından MÖ 3300'ler civarında
kullanılmıştır.Bunlar 2 veya 3 basit işaretin birleşiminden oluşuyor
ve köşeli keskin bir aletle yazılıyordu. Rakamlar için olan
sembolizm, harfler için olan sembollerden farklıydı ve harfleri
sayılar gibi yorumlamak mümkündü. Fenikeliler ve Samiler (MÖ
1500-1100) ifadeleri için harfleri, sayıları kullanmışlardı.
Yunanlılar sayı sistemini ve alfabeyi miras olarak almışlar, Sami -
Fenike yazı sistemini kendi ihtiyaçları yönünde değiştirmişlerdir.
Fenike harflerinin bazı harfleri (ekstra olarak ilk sesli harfleri)
sayıları belirtmek için kullanmışlardır, bazılarını da ifadelerini
belirtmek için kullanmışlardır. Romalılar ise bu yazı sistemini ve
alfabe sistemini miras olarak aldıktan sonra, harflerle sayıların
yazılışını kolaylaştırmışlardır. Bu işlemi yaparken de harflerin
arasındaki faktör değerlerini çoğaltarak uygulamışlardır. Bugünkü
modern sayılarımız ise Arabistan'dan alınmıştır. İngilizce de ilk
harfi biri ifade etmek için, ikinci harfi ikiyi ifade etmek için
kullanırız. Harflerin anlamlandırılması sayılarla, numerolojinin
değişik bir tadını ortaya çıkarmıştır; "Gemmatria". Sayıların yerini
tutan bu sanat, harflerin toplamını bulmaya dayalıdır. Gemmatria'
nın ana düşüncesi şudur: Harfleri aynı sayı toplamını veren
sözcüklerle ifade edilen şeyler, sonuç olarak aynı çıkmaktadır.
Sayılar , bu şeylerin gerçek özünü yansıtmaktaydı. Özünde eğer bir
adın numerolojisi, ismin mistik önemini ve anlamını belirtiyor, onu
açıklıyorsa, aynı numeroloji niteliklerinde (özünde)
karşılaştırılabilir olmalıdır. Mesela, Kutsal Kitapta Tekvin-18'de
geçen bir olaya bu tekniğin nasıl uygulandığını gözlemleyelim. Söz
konusu yerde şöyle bir ifade geçmektedir. "İbrahim Mamre ovasındaki
çadırın önünde duruyordu ve birden üç adam yanında dikildi." ifadesi
gematria yönteminde 701 toplamını vermektedir. Aynı şekilde, bunlar
"Mikail, Cebrail ve İsrafil" dir ifadesi de, aynı toplamı
vermektedir. Buradan çıkarılan sonuç, ibaredeki üç adamın söz konusu
baş melekler olduğudur. Başka bir örnek ise: Şeytanın sayısı 666'dır
ve 6:66 ile numaralandırılmış tek İncil John 6:66'dır. "Bu andan
sonra artık onun havarilerinden bir çoğu geri döndüler ve onu
izlemediler. Rastlantı mıdır? Yoksa bilinçaltındaki bir etki midir?
Aslında bu teorilerin hiçbiri bu "tesadüf"ü açıklayamaz fakat, o
hala oradadır. |