Allah (c.c.) cümlemizi cennette O' nlarla komşu kılsın inşallah.

Rasullullah (s.a.v) in şefaati üzerimize olsun.

 | Medyum | Büyü | Vefk | Çalışmalarım |

 
 
Astromedyum ana sayfası

| Ücretsiz Bakım | Remil Bakımı | Biyografi | İletişim |

Peygamberler
 

Hz. Muhammed (s.a.v)
Hz. Sit
Hz. Nuh
Hz. Hud
Hz. Hizir
Hz. İdris
Hz. Musa
Hz. İlyas
Hz. Uzeyr
Hz. Âdem
Hz. Harun
Hz.Zülkifl
Hz. Davud
Hz. Yunus
Hz. İsmail
Hz. Lokman

 
 
 
 

Kur'an-i Kerîm'de adi zikredilen peygamberlerden. Kendisine "Allah'in kurbani" anlamina "Zebihatullah" da denir. Hz. ibrahim'in Hacer'den olan büyük oğludur. Kur'an'da on iki yerde ismi zikredilmekte ve ayni zamanda kendisine vahiy indiği bildirilmektedir (el-Bakara, 2/136; Âlu imran, 3/84; en-Nisa, 4/163). Hz. ismail (a.s)'in bir Resul ve Nebi olduğu, ümmetine Allah'in emirlerinden olan namaz, zekât gibi emirleri bildirdiği anlatilmaktadir. Ayni şekilde Hz. ibrahim ve Hz. ishak ile birlikte Hz. Ya'kub (a.s)'in ecdadindan birisi olduğu (el-Bakara, 2/133) ve ismail (a.s)'in babasi ibrahim (a.s) ile birlikte Kâbe'nin temelini yükselten ve O'nun temizliğinden sorumlu kimseler olarak anlatildiği görülmektedir (el-Bakara, 2/125 ve 127).

Hz. ismail Mekke'ye yerleşen Cürhümîlerin çocuklari ile büyümüş ve onlardan ok aticiliğini öğrenmiştir. Eslem kâbilesinden bir grup, yariş için ok atişirken, Hz. Peygamber (s.a.s) onlara şöyle demiştir: "Ey ismail oğullari! Ok atiniz, sizin ataniz da mahir bir ok atici idi" (Buhâri, Enbiyâ, 12). Hz. ismail iyi bir atici ve avciydi. Mekke'nin harem bölgesinin dişina çikarak avlanir ve avlanmayi, ata binmeyi, yabani atlari ehlileştirip binmeyi çok severdi. Peygamber (s.a.s) "At edininiz! Onu miras olarak alin ve miras olarak birakiniz! Çünkü bu size babaniz ismail'in mirasidir" (Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-Nihâye, I, 192) buyurmuştur. Hz. ismail Arap dilini çok güzel konuşan fasih bir insandi.

Hz. ibrahim Allah Teâlâ'nin emriyle hanimi Hâcer ve oğlu ismail'i Filistin'den alip Hicaz'a götürdü. Hz. ismail henüz sütte idi. Kâbe'nin daha sonra inşa edildiği yere yakin bir yerde büyük bir ağacin yanina birakti. Yanlarina bir dağarcik hurma ve biraz su koydu. O zamanlar henüz Mekke şehri kurulmamişti, her taraf issizdi. Hatta su da yoktu.

Hz. ibrahim dönüp giderken Hacer, "Ey ibrahim, bizi bu issiz ve kimsesiz vadide birakip da nereye gidiyorsun?" dedi. Hacer tekrar, "Ey ibrahim! Bizi burada birakmani sana Allah mi, emretti?" diye seslendi. Hz. ibrahim, "Evet Allah emretti" deyince, Hacer, "Öyleyse Allah bize yeter, bizi o korur" diyerek Allah'a tevekkül etti. ibrahim Seniye mevkiine gelince Kâbe'nin bulunduğu tarafa yönelerek şöyle dua etmiştir: "Ey Rabbimiz, ben zürriyetimden bir kismini senin mukaddes olan evinin yaninda ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Şunun için ki, Rabbimiz (orada) namaz (larin)'i dosdoğru kilsinlar. Artik sen insanlardan bir kisminin gönüllerini onlara meylettir ve kendilerini bazi meyvelerle riziklandir ki (verdiğin nimete) şükretsinler" (ibrahim, 14/37).

Aradan günler geçti. Yanlarindaki su ve hurma bitti. Etrafta kimseler yoktu, çocuk susuzluktan ağliyordu.

Hacer su aramaya başladi. Safa tepesine çikti, etrafa bakti kimseyi göremedi. indi; koşarak Merve'ye geldi; etrafina bakindi, kimseyi görmedi. Bir yudum su bulmak için Safa ile Merve arasindaki bu gidiş gelişi yedi defa tekrar etti. Yedinci defa Merve'ye çiktiğinda şimdiki Zemzem kuyusunun bulunduğu yerde bir melek gördü. Ayağinin ökçesiyle yeri eşiyordu. Oradan su çikmişti. Diğer bir rivayete göre çocuk ayaği ile (veya eli ile) kumlari eşelemeye başlamiş ve oradan bir su çikmiştir. Hacer gelip kana kana içti, çocuğuna da içirdi.

Hz. Hacer su boşa akmasin diye gölet yapip suyu muhafaza etmeye çalişiyor, bir yandan da avuçlariyla kirbasini dolduruyordu. Hz. Peygamber (s.a.s) bunu şöyle anlatmiştir: "Allah ismail'in annesi Hacer'e rahmet eylesin! Eğer o Zemzem'i kendi haline biraksaydi da, soyu avuçlamasaydi, muhakkak ki Zemzem akar bir kaynak olurdu" (Buhârî, Enbiyâ, 9).

Hz. Hacer'in suyu bulmasindan sonra Mekke vadisinden geçen Cürhümîlerden bir grup vadinin üstünde bir kuş gördüler. Bu kuşun su olan yerde uçtuğunu bilen Cürhümîler daha önce bu vadide bir su kaynaği yoktu. Acaba, yeni bir su kaynaği mi bulundu diye içlerinden birisini kontrol için gönderdiler. Suyu haber alinca, gelip su başina yerleşmek için Hz. Hacer'den izin istediler. Suda bir hak iddia etmemek şartiyla Hz. Hacer onlara izin verdi. Hz. ismail fasih arapçayi bunlardan öğrendi, gençlik yaşina gelince Cürhümîler içlerinden bir kizla Hz. ismail'i evlendirdiler. Bu evlilikten sonra Hz. Hacer vefat etti.

Hz. ibrahim oğlunun durumunu kontrol için Mekke'ye geldi. Hz. ismail'in evine geldiğinde onu evde bulamadi. Hz. ismail'in hanimi ile aralarinda şu konuşma geçti:

"ismail nerede?" diye sordu. Hz. ismail'in hanimi;

"Rizik temin etmek için ava gitti" dedi.

"Geçiminiz nasil?" diye sordu.

"Darlik içindeyiz, durumumuz kötü" diye cevapladi.

Hz. ibrahim; "Kocan geldiğinde selâm söyle, kapisinin eşiğini değiştirsin" dedi ve gitti.

smail avdan dönünce hanimiyla aralarinda şu konuşma geçti. ismail (a.s):

"Evimize gelen oldu mu?"

"Evet, yasli bir adam geldi, seni sordu, cevap verdim. Geçimimizi sordu "darlik içindeyiz" dedim".

Hz. ismail, "sana bir şey tenbih etti mi?" dedi. Kadin, "Sana selâm söylememi istedi ve "kapinin eşiğini değiştirsin" diye tenbih etti" dedi. ismail (a.s) durumu anladi ve:

"O gelen ihtiyar babamdi. Senden ayrilmami istiyor, artik evine dön dedi."

Böylece ismail ilk eşinden boşandi. Bir müddet sonra Cürhümîlerden başka bir kizla evlendi.

ibrahim (a.s) Mekke'ye geldi. Yine ismail (a.s) ava gitmişti. Hanimiyla aralarinda yukaridakine benzer şekilde bir konuşma geçti. Ancak kadin geçimlerinin ve kocasinin iyi olduğunu söyledi. Daha sonra ibrahim: "Kocan geldiğinde ona selâm söyle, kapisinin eşiğini güzel tutsun" dedi.

ismail avdan gelince hanimi olanlari anlatti. ismail: "O babamdi. Sen de evimin eşiğisin. Seni hoş tutmami emrediyor" (Buhârî, Enbiyâ, 9) dedi.

Hz. ibrahim zaman zaman Şam'dan gelip oğlunu ve hanimi Hacer'i ziyaret ederdi. Bir defa rüyasinda oğlu ismail'i kurban ettiğini görmüştü. Rüya üç gece aynen tekerrür edince Hz. ibrahim durumunu oğluna açip:

"Ey oğulcuğum, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm, buna ne dersin? dedi. Hz. ismail; "Babaciğim, emrolunduğun şeyi yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksin, diye cevap verdi" (es-Saffat, 37/102).

Hz. ibrahim ve ismail'in bu teslimiyetini Allah mükafatlandirdi. ismail'in yerine büyük bir kurbanlik verdi (es-Saffat, 37/107).

Ancak Yahudiler Hz. ibrahim (a.s)'in kurban ettiği oğlunun Hz. ismail değil Hz. ishak olduğunu iddia ederler (bk. Ali el-Muttekî el-Hindî, Kenzu'l Ummâl, XI, 490).

Bu konuda bazi zayif rivayetler varsa da Yahudilerin bu iddialarinin asil sebebi kiskançliklaridir. Halife Hz. Ömer b. Abdülaziz müslüman olan bir Yahudi alimine "Hz. ibrahim'in hangi oğlunu kurban etmesi emrolundu?" diye sormuştu. Bu zat şöyle dedi: "Vallahi, Allah ismail'in kesilmesini emretmişti. Bunu Yahudiler de bilirler. Ancak Yahudiler Araplari kiskanirlar. Babaniz ismail'in kurban edilmesi hakkindaki ilahi emre boyun eğişi ve sabrinin Allah tarafindan övülmesini çekemezler de bu fazileti kendi atalari olan ishak (a.s)'a vermek isterler" (Taberî, Tarih, I, 138,139).

Hz. ibrahim'in Mekke'ye yaptiği bir sefer sirasinda Allah tarafindan Kâbe'yi yapmasi emredilmişti. Oğlu ismail ile birlikte Kâbe'yi yaptilar (el-Bakara, 2/127; el-Hacc, 22/26-27). is mail (a.s) tas getiriyor, ibrahim (a.s) duvar örüyordu.

Babasinin vefatindan sonra Hz. ismail, Hicaz halkina peygamber oldu. Bu husus Kur'an-i Kerîm'de: "Kitap (Kur'an) da ismail (a.s)'i de an ki 0, va'dinde sadik rasûl ve nebî idi. O ehli (kavmi)ne namaz ve zekatla emrederdi ve O Rabbi Teâlâ'nin yaninda (söz ve hareketleriyle) makbul idi" (Meryem, 19/55-56) buyurulur.

Nakledildiğine göre Hz. ismail babasinin vefatindan kirk yil sonra 137 yaşinda vefat etmiş ve Hacer'in Hicr'deki kabrinin yanina defnedilmiştir. Araplarin el-Musta'rebe grubu Hz. ismail (a.s)'in oğullarindan çoğalmiş olup, bunlarin kökü Adnan'a dayanir.

Hz. ismail'in kabri Harem'deki Hicr denilen yerdedir (Ali el-Muttekî el-Hindi, Kenzu'l-Ummâl, XI, 490).

 
 
Peygamberler
 
Hz. Isa
Hz. Lut
Hz. İshak
Hz. Sâlih
Hz. Eyyub
Hz. Yusuf
Hz. Suayb
Hz. Yakub
Hz. Yahya
Hz. Ibrahim
Hz.Zekeriyya
Hz. Süleyman
Hz. Zülkarneyn
Eshab-i Kehf
Adı anılmayan elçiler
 
 
 

| Büyü Nasıl Bozulur| Büyü Bozma Yöntemleri | Büyü Bozma | Büyü ve Büyücülük|

Melek-Şeytan-Cin | Manevi İlimler | Metafizik | Fallar | Astroloji |