|
Kehanet,
yüce dinimiz İslam' ın kesin olarak yasakladığı bir
uğraştır. Rasul-üllah Efendimiz '' Her kim arrafa (kahin)
gider ve söylediklerini tasdik ederse, kırk gün
meclislerimizden uzak dursun.'' Hadis-i Şerifi ile konunun
tehlikesine dikkat
çekmiştir. Kehanet, gaybi bilgilerin bilinebilirliğinin
iddiası ile Allah-ü Teâlâ' nın zatına mahsus Allâm-el
Ğuyub sıfatına ortak olma çabasıdır. Bu asla kabul
edilebilecek bir hal tarzı değil, ap açık bir küfürdür.
Diğer konu başlıklarında da izah etmeye çalıştığım üzere
gayb, sadece ve sadece Allah-ü Teâlâ' nın bildiği,
kendisinden başka ne bir peygamberin, ne bir meleğin
bilemeyeceği bilgi demektir. İnsanlar hangi ilmi, hangi
aracı, hangi kabiliyeti kullanırsa kullansınlar asla bu tür
bilgilere ulaşamazlar. Allah-ü Teâlâ Kur'an-ı Azîmüşşan' da
gaybın anahtarlarının kendi elinde olduğunu, ancak
kendisinin dilediği kimselere, dilediği oranda gaybi bilgi
vereceğini açıkça beyan etmiştir. Gayb ile ilgili yaptığım
tarife dikkat edilecek olursa, Allah-ü Teâlâ bu bilgileri
dilediği kimseye verdiği andan itibaren, bu bilgi gayb
kapsamından çıkmış olmakta ve gaybın bilinmezliği Allah-ü
Teâlâ tarafından korunmuş olmaktadır.
Değerli
ziyaretçilerim, Allah-ü Teâlâ, yarattığı evrende kurduğu
sistemi muazzaması gereği, melek dediğimiz iradesiz
enerji kümelerini bir takım oluşum ve işleyişlerle
görevlendirmiştir. Berat Gecesi olarak bilinen Şaban
Ayı' nın onbeşinde bir yıl içerisinde olacak olayların
çizelgesini (Levh-i Mahfuz' dan bir sahife) semadaki
makamına indirip meleklerin ilgili oluşum ve işleyişlerdeki
görevlerini bildirmektedir. Burada yazılı bilgiler gayb
kapsamından çıkmış olmaktadır. Rasul-üllah Efendimiz doğduğu
güne kadar cinler bu bilgilere ulaşabiliyordu ancak
Efendimiz' in şerefine Allah-ü Teâlâ cinlerin bu noktaya
ulaşmasını engelleyecek setler çekti. Kahinler o dönemde
cinler vasıtası ile bu bilgileri çalıp, gaybı bildiklerini
iddia ederlerdi. Fakat orada gaybi bir bilgi olmadığının
farkına varamazlardı.
Remil Bakımı
yüzde yüz gerçeği bilme yada gaybi bilgiler sunma iddiasında
değildir. Remil sonuçları en fazla bir yıllık bir zaman
dilimini kapsamakta ve hale nazaran geleceğin nasıl şekil
alabileceğinin ihtimallerini derecelendirmektedir.
Bu konuda söylenebilecek çok şeyler vardır ancak, sanırım
remil ve kehanet arasındaki farkın anlaşılması bakımından bu
kadarı yeterlidir. |